X

Mükemmele ulaşmak için ilk adım: Mükemmelin olmadığını kabul edip akışta ve dengede kalmak

Mükemmel mi olmak istiyorsunuz?
Mükemmel diye bir kavramın olmadığını kabul etmekle mükemmel bir adım atmaya başlayabilirsiniz…

Kulağa çelişkili geldiğinin farkındayım. Ama her şey su gibi akıp giderken yatağında, taşlara takılıp savrulan su damlacıkları gibiyiz hepimiz…

Mükemmel diye bir şey yoktur…
Şimdi rahat bir nefes al, arkana yaslan ve her ne konuda endişen varsa ilk önce her şeyin akışta ama aynı zamanda kontrolünün altında olduğunu düşünerek rahatlayabilirsin…

Her ne kadar içinizdeki korkuyu bastırmak isteseniz de, siz içinizdeki endişeye tohum ektiğiniz sürece endişe yüreğinizin tam ortasında kök salmaya başlayacaktır.

Bazen kontrolüm altında gelişmeyen veya elimden geleni olabildiğince yapıp bir şeylerin yolunda gidip gitmeyeceğinin kaygısını taşımaya başladığımda içimdeki korku canavarıyla yalnızca dost olarak iyi geçinebileceğimin farkına varıyorum.

İnsanoğlunun yaşayabileceği en büyük sınav, en büyük korku, karşılaştığı herhangi bir sağlık problemi karşısında, en sevdiği varlıklara gelecek olan bir zarar korkusudur diye düşünüyorum.

Bu bazen bir anne, baba için evladı olurken, evlat için anne, babayı kaybetme korkusu olur… Bazen de en yakınlarınız olarak gördüğünüz aile bireyleriniz, sevgiliniz, dostunuz, akrabanız, kediniz, köpeğiniz olabilir.

Fakat insanın en büyük korkusu belki de bu korkuları karşısında kendi iç dünyasında kendine dur diyebilecek farkındalığa sahip olamama korkusu olmalıdır.

Her ne kaygı duyuyorsanız duyun, elinizden gelen kadarını yaptıktan ve gerekli çabayı gösterdikten sonra iç sesinize güvenip, derin bir nefes alıp her şeyin zaten olması gerektiği gibi olacağı gerçeğini kabul etmenin tek gerçeğiniz olduğunu bilin…

Ayrıca böyle zamanlarda, insan normal zamanlarda yaşadığı tüm stresi, çabayı, emeği, hayata karşı verdiği mücadeleyi de bir kez daha sorguluyor.

Neden bu kadar hırpalıyoruz kendimizi? Sevdiklerimize verebileceğimiz en değerli şey onlara ayıracağımız zamanken, bazen hepimiz, her şeyin aslında artı ve eksileriyle birlikte mükemmel olduğu gerçeğini unutup, sözde onlar için yaptığımız bir işe kendimizi ölümüne kaptırıp bazen her şeyin dengede ve akışta daha doğru ve güzel olduğunu görmezden gelebiliyoruz.

Mükemmel diye bir şey yoktur… Evren var olduğundan beri bilinen bu gerçeği bildiğimiz halde bazen daha çok takdir görmek, onaylanmak, başarı, saygınlık görmek adına kendi öz değerlerimizi biraz rafa kaldırabiliyoruz.

Tabii ki emek vermek, başarı elde etmek, saygınlık görmek de hiçe sayacağımız değerler değil. Ama önemli olan her şeyin, dengede, akışta ve dozunda güzel olduğu gerçeğini kendimize daha çok telkin etmemiz gerektiğidir…

Hiçbirimiz ve hiçbir şey mükemmel değildir…
Asıl mükemmellik renklerin her birinin güzel olduğunu, bazen siyah, beyaza, hatta griye bile ihtiyacımız olduğunu bilmektir…

Zaman gelir, geçer, mevsimler değişir, su yolunda akar, gider, ama Güneş yine doğudan doğup batıdan batmaya devam eder…

Bazı şeyleri değiştirme gücümüz yoktur ama hayat bir bütün ve her birimiz bu bütünün dallı, budaklı yapraklarıyız. Sonbaharda sararıp, solup düşen ama her bahar yeniden yeşillenen…

Hayat her şeyiyle güzel.
Her şey ise dengede ve akışta güzel.

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Uzun gecelerin ardından güneş hep doğar: Umutlu olmak hepimize iyi gelecek

Gamze Okutan: 15 Aralık 1986 Beykoz İstanbul doğumlu olan Gamze Okutan 2004 yılında Paşabahçe Ferit İnal Lisesi’nden mezun olduktan sonra uzun yıllar mağazacılık sektöründe satış danışmanlığı ve sağlık sektöründe hizmet veren bir firmada yönetici asistanlığı yaptı. Çalışma hayatı sebebiyle üniversiteye biraz ara verdikten sonra 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünden mezun oldu. Şu anda Yazılım ve Teknoloji alanında hizmet veren bir firmada Mali & İdari İşler Yetkilisi olarak meslek hayatına devam ediyor. Evli ve bir kız çocuk sahibi bir anne. Pusula kitabının yazarı. Gamze Okutan’ın kendini bildi bileli sanata, kişisel gelişime, psikolojiye olan ilgisi hep vardı. Zaman zaman şiir yazmayı, deneyimlerini ve gözlemlerini paylaştığı yazılar yazmayı, kendi çapında hobi olarak müzikle uğraşmayı ve söylemeyi çok seven biri. Ayrıca arada sırada meditasyonla zihnini sakinleştirip stres atmayı, yoga ile bedensel enerjisini korumayı seviyor. Hayatta pozitif ve negatif her şeyin bir bütün olarak güzel olduğunu düşünüyor. Olaylara bakarken çoğunlukla pozitif taraftan değerlendirmeyi yani bardağın dolu tarafından görmeyi ve çözüm odaklı olmayı seviyor. Fakat negatifin ağır bastığı durumlarda duyguların sonuna kadar yaşanması gerektiğini aksi takdirde mutlu olmanın mümkün olmayacağını düşünüyor. Hayatı dolu dolu, tutkuyla, hissederek yaşamayı seven aslında hayatın kendisine aşık, hayalperest bir yolcu olarak tanımlıyor kendini. Hayatın paylaştıkça güzellikler getireceğine olan inancını ve umudunu hiçbir zaman kaybetmemiş biri olarak paylaştıkça belki küçük dokunuşlarla bakış açımızdaki yansımaları çok daha renklendirebiliriz diye düşünüyor. Hep birlikte, el ele birbirimizin yoluna daha çok ışık tutarak yönümüzü bulmamıza bir nebze olsun katkı sağlayabileceğimize inanıyor.
İlgili Makale