X

Minimalizme engel olan materyalizm tuzaklarını tespit etmenin yolları

Bir hap hayal edin. Bu hap sizin için borçlarınızı ödesin, hayattan daha fazla tatmin olmanızı sağlasın, gezegeni korusun, evinizi temizlesin. Hapın yan etkisi de daha fazla gülümsemek olsun.

Böyle bir hap olsa nasıl olurdu? Herkes bu hapı almak isterdi. İnsanlar bunun için çok para ödemeye razı olurdu. Her yerde bu hapın reklamları olurdu. Tüm ilaç firmaları bu hapın patentini almaya çalışırdı.

Müjde: Bu hap ücretsiz.

Minimalizm, alternatif tanımıyla sadece bilinçli olarak seçtiğiniz şeyleri hayatınıza almak, gerçekten sihirli bir hap gibi. Peki neden tüm dünya bu hapı almıyor? Birçok konuda olduğu gibi minimalizm konusunda da bununla mücadele eden lobiler, odak noktaları var. O da materyalizmin ta kendisi. Eğer minimalizme engel olan materyalist ögeleri tespit ederseniz, minimalizmi hayatınıza adapte etmeniz daha kolay olur. İşte minimalizmi hayatınıza dahil etmenize engel olan materyalist ögeler:

1. Reklamlar

Hepimiz gün içinde, defalarca, bir şeyler satın almanın bizleri daha mutlu, daha sağlıklı, daha güzel olacağınızı söyleyen şeylere maruz kalıyoruz. İlk başta hepimiz bunu reddediyoruz. Bu sesi duymayacağımızı, bu sesin bizi etkilemeyeceğini düşünüyoruz ama pek öyle olmuyor. Bu o kadar akıllı bir ses ki beynimizin kontrol edemediğimiz noktalarına sızıyor, satın alma içgüdüsünü harekete geçiriyor. Eğer bu sesi susturmak istiyorsanız, etrafta gördüğünüz reklamlara karşı daha bilinçli olmalısınız.

2. Trendler

Bir etkinliğe gideceksiniz ve bir önceki etkinlikte giydiğiniz ayakkabıyı yeniden giyemeyeceğinizi çünkü herkesin onu ayağınızda daha önce gördüğünü düşünüyorsunuz. İşte bu, trendlere teslim olmak. Evinizdeki kanepenin biraz eski moda olduğunu düşünüyorsanız, önceden sevdiğinizi ama artık size ilginç gelmediğini düşünüyorsanız trendlere teslim olmaya hazırsınız demektir. Bu sesi susturmak için stil, tarzla ilgili düşüncelerinizi derinleştirmeniz gerekir. Birkaç saatinizi ayırın ve hangi renklerin size daha çok yakıştığını, evinizi daha iyi gösterdiğini, daha mutlu ettiğini düşünün. Kendi estetik duygunuzu oluşturun. Böylelikle trendlerin size söylediklerini göz ardı edebilirsiniz.

3. Sosyal statü

Belki de materyalizmin en tehlikeli unsurlarından biri, sosyal statü kaygısı. Hepimizin kafasının içinde var olan bu ses, başkalarıyla kendi aramızda alt-üst sıralaması oluşturmamıza neden oluyor. Sosyal statünün düşük olması durumunda toplumdan dışlanma korkusu yaşadığımız için kendimizi her zaman yukarıda hissetmek istiyoruz, hatta bunu bir takıntı haline getiriyoruz. Kafamızın içinde “Ben evim evim diğerlerininkinden daha kötü, en eski arabaya ben biniyorum, o kadının elindeki yüzüğünün taşı ne kadar büyüktü” gibi sesler dolaşıyorsa, bunun sebebi işte bu korkudan kaynaklanıyor. Kafamızın içindeki bu ses, reklamlardan besleniyor. Reklamlarda veya sosyal medyada sürekli gülümseyen, güzel, havalı insanları görerek hepimiz o insanlara veya o insanların sahip olduğunu düşündüğümüz sosyal statüye özeniyoruz. Kendi değerimizi belirlerken sahip olduklarımızı ölçüyoruz.

4. Bağlılık

Birçoğumuz bizi mutlu etmeyen şeylere takılıp kalmak istemiyoruz. Ancak kafamızın içindeki ses “Bundan nasıl vazgeçersin? Buna o kadar para verdin. Ya buna sonradan ihtiyacın olursa? Bu sana birilerini hatırlatıyor. Belki bir gün kullanırsın” cümleleriyle sizi eşyalara, nesnelere bağımlı hale getiriyor. Oysa sizi mutlu etmeyen veya kullanmadığınız nesneler birer nesne değil, enerjinizi sömüren unsurlara dönüşüyor. Bir eşyadan vazgeçmek istiyorsanız ama kafanızın içindeki ses bir gün o eşyaya ihtiyacınız olabileceğini söylüyorsa kendinize bir zaman sınırlaması koyun. Bazı eşyalarınızı satın ve böylelikle kendinize ek kaynak yaratmış olursunuz.

Aslında hayatta bilinçli seçimler yapıp minimalist olmak çok zor değil. Bunun için sadece materyalizmin numaralarına karşı uyanık olmak gerekiyor.

 

Kaynaklar:
Becoming Minimalist
Lifehacker

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale