X

Mindfulness ve yazı, farkındalığınızı geliştirmenize nasıl yardımcı olur?

Düşüncelerinizi sansürlemeden günlük yazarken kaleminizden ne aktığını okumak aydınlatıcı olabilir. Sadece kaleminizi kağıdın üzerinde hareket ettirme eylemi, sizi tam burada olan, ana getiren meditatif bir eylem haline gelir. Dikkatinizi sayfaya yönlendirirsiniz, zihninizi açarsınız ve sayfada neler olduğunu görerek görünmeyeni görünür kılarsınız.

Günde ister beş dakika ister 60 dakika yazıyor olun, günlük tutmak, düşüncelerinizi, alışkanlıklarınızı, güçlü yönlerinizi ve dünyayı yorumlama yollarınızı ortaya çıkararak bakış açısı kazanmanıza ve öz farkındalığınızı derinleştirmenize yardımcı olur. Bu nedenle bilinç akışınızın yargılama korkusu olmadan akmasına izin verin.

Günlük tutmanın, öz farkındalık, içgörü ve netlik için mükemmel bir uygulama olsa da, değişim, belirsizlik zamanlarında gezinmek ve zor duygularla başa çıkmak için de muazzam bir araç olduğu kanıtlanmıştır. Texas Üniversitesi’nde profesör olan James Pennebaker, yazma aktivitesi hakkında onlarca yılda çok sayıda çalışma yürütmüştür. Haftada üç gün, 20 dakika duyguları hakkında yazan kişilerin fiziksel ve zihinsel sağlıklarında gözle görülür bir iyileşme yaşadıklarını keşfetmiştir.

Katılımcılar yazma seansından sonraki aylarda, daha mutlu, daha az depresif ve daha az endişeli olduklarını belirtmişlerdir. Aynı zamanda katılımcılarda yazma seanslarından sonraki aylarda daha düşük kan basıncı, gelişmiş bağışıklık fonksiyonu ve daha az doktor ziyareti oldu gözlenmiştir. Hayatları hakkında ise daha iyi ilişkiler, gelişmiş hafıza ve işte daha fazla başarı bildirmişlerdir.
Dallas’taki bir mühendislik şirketinde günlük yazma rutinleri uygulandığında ise sonuç olmuştur.

Hiçbir şey yazmayan gruplardaki akranlarıyla karşılaştırıldığında, günlük tutan grup üyelerinin, olmayanlara göre işe girme olasılığını üç kat daha fazla olduğu görülmüştür. Günlük tutmak, farkındalık kapasitenizi geliştirir. Farkındalığınız geliştikçe de olaylara daha geniş ve farklı açılardan bakma becerinizi geliştirmiş olursunuz. Bu da hayatınızda yaşadığınız problemlere başka yollardan çözüm bulmanız anlamına da gelmektedir.

Bazen kelimeleri kağıda dökmekte zorlanabilirsiniz. Sadece bilincinizin kağıda akmasına izin verin. Eğer yazmakta zorlanıyorsanız harekete geçmek için şu soruları kullanabilirsiniz:

“Şu anda hayatımda en çok takdir ettiğim şey…”
“… olduğunda en iyi halimdeyim.”
“Beni hayata bağlayan şey…”
“Şu anda gerçekten ihtiyacım olan şey…”
“Mevcut olmama engel olan şey…”
“Eğer korkum olmasaydı, … yapardım.”
“Gerçekleştirmek istediğim eylem için ilk atacağım ilk adım…”

Düzenli olarak günlük tutmak için mindfulness meditasyonunu kullanabilirsiniz. Mindfulness pratiği sonrası yazacağınız meditasyon günlüğünüz farkındalığı ve anlayışı derinleştirmek için en iyi yollardandır. Herhangi bir yargı, eleştiri, beklenti olmadan kendinizi özgürce ifade edin ve sözlerinizi nezaket ve merakla ele alın.

En önemlisi kendiniz için uygun ve sürdürülebilir bir rutin ve format geliştirin ve sabah, gündüz veya gece olmak üzere günde beş dakika ile başlayın.

Dizüstü bilgisayarınızda veya mobil cihazınızda günlük yazabilirsiniz. Ben tabii ki elle yazmanızı öneririm. El yazısı birincil yazma eylemimiz ve bilincin en kolay aktığı yöntemdir. Ayrıca kaleminizi kağıt üzerinde hareket ettirme eylemi kendi içinde meditatif olabilir, dikkatinizi şimdiye çekerek bedeninizi ve zihninizi senkronize edebilir. Ve ayrıca evet, ben hala kağıt kalem sevenlerdenim.

Başta biraz destek iyi gelebilir. Mindfulness meditasyonu ile birlikte günlük yazımı denemek istersen YouTube kanalıma göz atabilirsin. Sabahları bizimle meditasyona oturmayı deneyebilirsin.

Kaynak:
The Mindful Day, Laurie J. Cameron

İlginizi çekebilir: Anlamlı yaşam yolunda mindfulness: Logoterapi ve mindfulness

Ceylan Ulusoy: 1981 yılında Bursa'da doğdu. Meditasyonla ilk defa 17 yaşında tanıştı. Meditasyon eğitimleri 2004’te bir meditasyon merkezine adım atmasıyla devam etti. Üniversite eğitimi sırasında kendi pratiklerini geliştirdi. 2006'da Zeynep Aksoy’un yoga dersleri ile ilgilenmeye başladı. Uzun yıllar boyunca tüm pratiklerini kendi gelişimi ve dönüşümü için kullandı. Farklı yoga ve meditasyon hocaları ile çalıştı. 2012 yılında taşındığı İstanbul’da ileri seviye kundalini meditasyon eğitimi aldı. Sahaja Yoga'da gönüllü meditasyon öğretmeni olarak ders verdi. Pratikleri ve araştırmaları sırasında Dr. Fuat Beşkardeş ile Mindfulness terapi çalışmaya başladı. Ardından 8 haftalık MBSR eğitimi ve sonrasında David Cornwell ve Banu Çeçen’le Breathing Mind Mindfulness Koçluğu eğitimini tamamladı. 2019 yılında Amerikan Hastanesi bünyesinde Code Lotus Mindfulness merkezinde David Cornwell ve Banu Çeçen’e mindfulness programı içerisinde asistanlık görevi üstlendi. Aynı zamanda Judson Brewer’la sezgisel beslenme üzerine Mindfulness temelli alışkanlık değiştirme programında çalışmaktadır. İş hayatı ile eşzamanlı yürüttüğü öğrencilik ve eğitmenlik yolculuğunda 17 yıllık kurumsal hayatını 2020 Şubatında sonlandırıp, şu an tam zamanlı olarak logoterapi bakış açısıyla mindfulness eğitmenliği ve farkındalık temelli beslenme koçluğu yapmaktadır. Öğrenci olmak konusunda derinleşmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale