X

Liderlikte bırakmayı bilmek: Elimizden gidenler, daha iyilerine yer açmak için giderler

“Sevginin olduğu yerde hayat vardır…”
Mahatma Gandhi 

Bazen hayat böyledir. Bir anda bakarız binanın en tepesindeyiz, en iyi seviyede, en güzel şartlarda… Belki hayatta düşlediğimiz her şeye sahip olmuşuzdur, belki gelecek günlerden çok ama çok daha büyük getirileri, kazançları, görevleri, pozisyonları, teklifleri beklemekteyizdir. Ve işte aniden bir şey oluverir. Zaman gelir, elimizden alınır. Evet, koşullar birden öylesine değişir ki o bizi dünyanın en tepesine koyuveren işimizi kaybedebiliriz… Evet, koşullar öylesine gelişir ki o bizi “diğerlerine” tepeden baktıran paramızı, malımızı ve hatta itibarımızı da kaybedebiliriz…

İşte ben bugün bu yazımda sizlerle birlikte bir lider veya bir lider ruh bu durumlara nasıl yaklaşır ve ne yapar diye bir bakalım istiyorum… Hepimiz yıkılırız değil mi bu gibi durumlarda? Hatta biteriz, hatta mahvoluruz, hatta hayatımızın anlamı da, amacı da kalmamış olur… Peki gerçek böyle midir?

Şimdi şuradan başlayalım, bir karıncayı ele alalım, hayatta “sahip olduğu tek şey” yuvası ve bir de canıdır değil mi? Yuvası bozulduğunda hayatının anlamı da biter mi? Karınca olarak yaratılmış olmasından vazgeçer mi? “Yapacak neyi vardır?” diyeceksiniz o canım yuvasından başka…

Yeniden başlar, evet yeniden başlar… Hayatta hiçbir şeyin sahibi olmadığımızı bize yeniden ve yeniden öğretir. Evet o küçücük karınca sahip olduğu en değerli varlığı, yani yuvası bozulduğunda gider yeni bir yuva yapar. Her ne kadar zor olsa da her ne kadar uzun sürse de bunu yeniden yapar… Bizler ne yaparız? Hayatta bizim zannettiklerimiz bizden alındığında ne yaparız? Bir evi kaybettiğimizde, bir miktar parayı kaybettiğimizde, bir şirketi kaybettiğimizde, bir pozisyonu kaybettiğimizde ne yaparız?

Unuturuz… Her şeyi o noktaya “bizim” getirdiğimizi, yani o giden paranın da, şirketin de, pozisyonun da kaynağında bizim olduğumuzu ve onları “bizim” yaptığımızı unuturuz. Yani yeniden yapabilecek güce de sahip olduğumuzu unuturuz. Yani o gidenler bize öylesine sahip olmuş olur ki hayatımızı da kendileri ile götürecek gücü vermekteyizdir onlara… Hayata tutunduğumuz noktalar olurlar, bankada bir hesap olması ve olmaması benim bugün burada dağ gibi duran bir “Pınar” olmamı ve bununla yapabileceklerime engel midir? Bir veya birkaç tane evimin olması veya olmaması, başkalarının takdir ettiği bir işe sahip olmam veya olmamam, bugün hayata katabileceğim potansiyellerin önüne geçebilecek bir durum mudur?

İşte bu yüzden liderler yıkılmazlar, kaybetmezler. Onlar bilirler ki gidenler, yerlerine daha büyükleri geleceği içindir. Hayat onlara daha iyilerini, daha farklılarını, daha başkalarını yapmalarını istediğini göstermektedir. Hayat onlara seslenmektedir; artık bu “yuva” değişmeli, sen yeniden kendi yuvanı inşa etmelisin, sen yeniden bu parayı farklı şekilde sana gelecek olan tüm bolluklar için kendine çekebilmelisin. Daha yakından bakmalısın. Daha farklı yolları bulmak için kapanan taraflara değil, sana açılan diğer yönlere gitmelisin.

Bugün bu yazımda bana eşlik eden sen, hayatta ne ile kendini sınırlandırmalısın? Elinden alınanlar gitti, bitti, geçti… Bugün sen onlardan çok daha iyilerini bu dünyaya kazandırmak üzere bu dünyadasın… Peki bunu görmeye, buna gönül vermeye, buna niyet etmeye hazır mısın?

İlginizi çekebilir: Hepimiz birer lideriz: Bazen düşebilir, geride kalabilir ve hatta yerle bir olabiliriz

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale