X

Kurtulmak için beyaz atlı prensi beklemek: Sindrella veya Andromeda kompleksi

Mitolojideki birçok karakter psikolojik sendromlara ismini ve içinde bulunduğu olayın etkisini aktarmıştır. Bu karakterlerden biri de Andromeda’dır. Mitolojide Andromeda, bugünkü adıyla Etiyopya olarak bilinen ülkenin de bulunduğu Aithiopia bölgesinin kralı Kepheus ve Kassiepeia’nın kızıdır. Kraliçe Kassiepeia çok kibirli ve güzelliğini her daim övmesiyle bilinir. Bu kibir ve övünme öyle boyuta ulaşmıştır ki deniz tanrılarından Nereus’un elli kızından bile daha güzel olduğu söylemi, büyük deniz tanrısı Poseidon’un kulağına kadar gider.

Bu kibir karşısında Poseidon Aithiopia’ya büyük ve korkunç bir ejderha göndererek ülkeyi yok etmeye çalışır. Bu saldırı karşısında çaresiz kalan kral Kepheus ülkenin en ünlü kahininden yardım ister ve çözümün kızını ejderhaya kurban etmesi olduğunu öğrenir. Halkını ve ülkesini kurtarmak uğruna kızından vazgeçmeye zorlanan kral, kızı Andromeda’yı ejderhanın alması için bir kayaya bağlar. Ejderha Andromeda’yı yemek üzereyken kanatlı at olarak da bilinen Pegasus üstünde uçarak gelen Zeus’un oğlu Perseus ejderhayı öldürür. Andromeda’ya aşık olan Perseus, Kral Kephesus’tan kızıyla evlenmek için izin ister ve evlenirler.

Düğün gecesi aynı zamanda Andromeda’nın amcası ve sözlüsü olan Phineus, adamlarıyla birlikte düğüne gelir. Perseus’u öldürmek üzereyken Perseus öldürdüğü ejderhanın kafasını adamlara doğrultarak onları taşa çevirir. Bu olaydan çok etkilenen Andromeda ömrünü Perseus’a adamaya karar verir ve çok uzun, mutlu bir evlilik yaşar.

Psikolojiye de Andromeda Kompleksi olarak aktarılan bu durum genç kızların yaşadıkları zorluklardan, sorumluluklardan kurtulmak için karşılarına çıkan ilk erkekle evlenmeleri olarak tanımlanır. Çoğu kadın, hayatından çok bunaldığı, sıkıntılı dönemlerinde “beyaz atlı prensim gelip beni kurtarsa” demiştir. Dolayısıyla hayatının bir döneminde Andromeda Kompleksi yaşayan kadınların sayısı epey fazladır.

Andromeda Kompleksi’ni yoğun yaşayan kadınların ortak özelliği bir “kahraman” tarafından kurtarılmayı beklemeleri ve aslında bir ömür boyu mutlu ve hayallerindeki gibi yaşayacaklarına inanmalarıdır. Bu kadınların çocukluk dönemlerinde ise genelde kendilerine sorumluluk vermeyen ebeveynlere rastlarız. Sorumluluk verilmeyen, her isteği kolaylıkla gerçekleştirilen çocuk büyüdükçe alması gereken sorumlulukların altında ezilmemek için “beyaz atlı prensini” bekler ve aslında bulduğunu sandığı prens, onu gerçek hayatla tanıştırır. Bu yüzden Andromeda Kompleksi ile başlamış evliliklerde kısa süre sonra krizler görülmektedir.

Yazar Colette Dowling’in “Sindrella Kompleksi: Çağdaş Kadının Bağımsızlık Korkusu” adlı kitabı da Andromeda Kompleksi’ne atıfta bulunmaktadır. Kadının sorumluluk alması, kendi ayaklarının üstünde durması gerektiğine dair yazılan bu kitap neticesinde bazı kaynaklarda Andromeda Kompleksi, Sindrella Kompleksi olarak da geçer.

“Yalnız olmaktan nefret ediyorum. Keseli hayvanlar gibi bir başkasının derisinin altında yaşamak isterdim. Emniyette olmayı, sıcak, bakılıp gözetiliyor olmayı havadan, hatta yaşamdan daha çok isterdim. Çünkü iş bağımsızlığa gelince, gerçekten kendi ayaklarımızın üstünde durduğumuz zaman, kadınlıktan uzaklaşacağımızdan, sevgisiz, sevimsiz olacağımızdan korkuyoruz. Bağımsız olmak istiyor ama bağımsızlıktan korkuyoruz. Bunun için de başkalarını suçluyoruz. ‘Onları’ suçlayarak ya da dizimizi döverek özgürleşemeyiz. Bağımsızlık, başkalarının bize bahşedebileceği bir lütuf değildir.”
Sindrella Kompleksi: Çağdaş Kadının Bağımsızlık Korkusu

İlginizi çekebilir: Hem seviyor hem nefret mi ediyorsunuz: Ambivalans nedir?

Uzman Psikolog Merve Saraçoğlu: İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Lisans ve Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans eğitimini tamamladıktan sonra Bristol Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji Programı’nı tamamlamıştır. 2010 yılında başladığı Bilişsel ve Davranışçı Terapi eğitimini 2013 yılında bitirerek psikoterapist ünvanını almıştır. Eş zamanlı olarak Pozitif Psikoterapi Enstitüsü’nden onaylı Pozitif Psikoterapi eğitimi ve Pozitif Aile Terapisi eğitimi almıştır. 2012 yılında Avrupa Psikodrama Organizasyonu onaylı psikodrama eğitimini tamamlamıştır. Yüksek lisans ve doktora eğitimi sürecinde, davranış bozukluklarında gevşeme teknikleri konusunda eğitim ve süpervizyonlar almıştır. Bu süreçte birçok danışmanlık merkezinde psikoterapist olarak görev yapmıştır. Halen yetişkinler için bireysel danışmanlık yapmakta ve psikoterapi uygulamaları esnasında Bilişsel-Davranışçı Terapi, Pozitif Psikoterapi, Çözüm Odaklı Terapi ve Motivasyonel Görüşme Tekniklerinden yararlanmaktadır. Kendi oluşturduğu ‘’Ofiste Gevşeme’’ programıyla kurumsal şirketlere iletişim ve gevşeme teknikleri eğitimleri vermektedir.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale