X

Koltuk arkadaşı akımı ve düşük eforlu dostluklar

Günümüz dünyasındaki arkadaşlıkların birçoğu sosyal bir aktivite veya etkinlik etrafında şekilleniyor. Genellikle iş yerinden veya okuldan arkadaşlarla dışarıda şık bir yemek yemek, planlı bir kahve buluşmasına gitmek veya hafta sonu konser organizasyonu düzenlemek tercih ediliyor. Bazen de çiftler buluşmasına çıkarak haremlik selamlık sohbetler ya da çocukları sosyalleştirmek için planlanan aktiviteler devreye giriyor. Ama bu arkadaşlıkların hemen hepsi çoğu zaman bir keyif vermekten çok, sosyal bir görev gibi tamamlanıyor ve gün sonunda kişiye gerçek dostuyla buluşmuş gibi hissettirmiyor. Yani görünürde keyif aldığımız bu tür organizasyonların neredeyse tümünde, yüzümüze duruma uygun bir maske geçiriyor ve bizden beklenenler neyse onu yapıyoruz. Oysa ‘couch friend’, yani koltuk arkadaşı öyle mi?

Modern dünyadaki arkadaşlık kavramının boşalttığı yeri dolduran koltuk arkadaşı, yanındayken gerçekten kendimiz gibi davrandığımız ve konuşma zorunluluğu olmadan vakit geçirdiğimiz insanları tanımlıyor. Bu özel ilişki biçimi, arada kurulan bağ sayesinde hem sinir sistemini yatıştırıyor hem de gündelik sosyal ilişkiler gibi yorucu olmuyor. Yani koltuk arkadaşlığında mükemmel görünmemize, harika hissetmemize ve etrafa sürekli gülücükler saçmamıza gerek kalmıyor. Tam da bu nedenle performans alanına dönüşmüş sosyal ilişkilerdeki en büyük lükslerden biri haline geliyor.

‘Couch friend’ nedir?

‘Couch friend’ (koltuk arkadaşı) tabiri, sosyal bariyerleri dışarıda bırakarak yanında en orijinal halimizle bulunabildiğimiz arkadaşlıklara verilen bir isim. Sosyal ilişkilerden önce yapılan özenli hazırlıkların ve detaylı aktivite planlamalarının aksine, bu arkadaşlık türünde herhangi bir ekstra çabaya gereksinim duyulmuyor. O kişinin yanında sadece koltuğa uzanıp hiçbir şey yapmadan vakit geçirmek, yapılacak en anlamlı ve özel etkinliğe dönüşebiliyor. Üstelik bu kişiyle buluşmadan önce üstümüze başımıza özenmemize, evi toplamamıza ya da onunla konuşmak için ilginç hikayeler biriktirmemize de gerek kalmıyor. Yani, koltuk arkadaşlığının tam bir konfor alanı olduğu söylenebilir. Çünkü bu özel kişiyle birlikteyken kendimizin en savunmasız, en ham ve en doğaçlama haline dönüşme lüksümüz oluyor.

Koltuk arkadaşıyla kurulan ilişki biçimi paralel oyun mantığından besleniyor. Buna göre; siz koltuğun bir ucunda kitap okurken veya sessizce otururken, diğer kişi de koltuğun kendi tarafında istediği şeyle ilgilenebiliyor. Aradaki bağ ise iki kişinin birlikte kendi gibi olma özgürlüğünden doğuyor. Aynı alanı paylaşmanın ve sessizliğin verdiği huzur, bazen saatler süren ve dışarıda geçirilen kesintisiz sohbetlerden çok daha tatmin edici olabiliyor. Üstelik bu sayede arada oldukça derin bir bağ kuruluyor.

Bir koltuk arkadaşının olması neden önemlidir?

Arkadaşlığın günümüzdeki en sürdürülebilir ve sağlıklı hali olarak tanımlanan couch friend, birlikte olma eyleminin aynı zamanda en eforsuz versiyonu. Özellikle modern dünyanın üzerimizde yarattığı stresi ve baskıyı azaltmak için herkesin bir koltuk arkadaşı olması ise sanılandan çok daha fazla öneme sahip. Günlük görevler arasında koştururken ve sürekli bir yerlere yetişmeye çalışırken, sosyal medyada kendimizin bile inanmadığımız mutlu hayatlar sergiliyoruz. Gün sonunda ise tek ihtiyacımız gerçek anlamda “hiçbir şey yapmama” lüksü oluyor. İşte koltuk arkadaşı olarak belirlediğimiz o özel kişi, bunu yapmamıza alan tanıyan nadir insanlardan biri oluyor.

  • Bir koltuk arkadaşının varlığı, sinir sistemini yatıştırıyor. Çünkü vücudun “savaş ve kaç” modundan çıkarak dinlenmesine izin veriyor. Yanında yargılanma riski hissetmediğimiz biriyle birlikteyken kortizol seviyesi düşüyor ve vücut sindirim, rahatlama, uyku gibi aktivitelere daha kolay odaklanıyor.
  • Bir koltuk arkadaşı, yalnızlık hissini çaba harcamadan gidermeye yardımcı oluyor. Çünkü bazen yanında sadece fiziksel olarak birinin varlığını hissetmek istiyor ama konuşmak istemiyoruz. “Ne oldu”, “neden”, “kim” gibi sorular sormadan iç sesimizi dinlememize izin veren bir arkadaş, doğrudan bize enerji veren sosyal bataryamız oluyor.
  • Bir koltuk arkadaşını eve almak, gerçek güven alanı yaratıyor. Çünkü ortamı en dağınık haliyle birilerine açmak normalde bizi savunmasız bırakırken, o kişinin yanında özgürlüğe dönüşüyor. Bir yerde ona tamamen güvendiğimizi göstermenin de en samimi yolu oluyor. Aradaki bu şeffaflık sayesinde oyunlara, maskelere veya yüzeysel açıklamalara gerek kalmıyor.

Koltuk arkadaşlığını beslemenin yolları

Koltuk arkadaşı, bize yanında kendimiz olma izni veren kişidir. Bu tür bir bağ kurmak ise daha fazlasını değil, daha azını yapmakla ilgilidir. Dış dünyadaki sosyal arkadaşlıklar bizden sürekli daha fazla efor beklerken, bu tür bir ilişkide ne fazla söze ne de gösterişli aktivitelere gerek olmaz. Dolayısıyla bir arkadaşlığı sağlıklı ve uzun ömürlü kılmak için şu yaklaşımları benimsemeniz gerekebilir:

  • Bir arkadaşınızı eve davet ederken beklentileri en baştan sıfırlamayı deneyin. Örneğin; onu davet ederken herhangi bir şey sunma garantisi vermektense, evde bir şey yapmadan yayılacağınızı ve isterse onun da bu plana dahil olabileceğini söyleyin. Bu tür bir açıklama onu ağırlamayacağınızı ama varlığından mutlu olacağınızı belirtir.
  • Birçok arkadaşlıkta sessizlik garip veya rahatsız edici algılanır. Bir koltuk arkadaşı edinmek için öncelikle bu algıyı yıkmayı deneyebilir ve sessizliği ödül gibi tanımlayabilirsiniz. Yan yana 15-20 dakika konuşmadan kaldığınızda sorun hissetmiyorsanız, belirli bir seviyeyi aşmışsınız demektir ve isterseniz bu süreyi yavaş yavaş artırabilirsiniz.
  • Koltuk arkadaşınız eve geldiğinde, ortalığı toparlamak için etrafta koşuşturmamayı alışkanlık haline getirin. Çünkü evdeki dağınıklık, o alandaki yaşanmışlığın izidir. Siz öyle sanmasanız da herkesin evinde benzer dağınıklıklar olduğundan, bırakın ev olduğu gibi kalsın. Bu ona, hem fiziksel hem psikolojik olarak rahat edebileceği mesajı verir.
  • Koltuk arkadaşlıklarında genellikle günlük mesajlaşma ve anlık bildirim gerekmez. Siz de arkadaşlığınızı pekiştirmek için sürekli iletişimde kalmaya çalışmayın. Aksini yaptığınızda ve her görüştüğünüzde aynı yerden devam ettiğinizi gördüğünüzde, gerçek bir koltuk arkadaşı edinmişsiniz demektir.

Kaynak: onbeing, popsugar

İlginizi çekebilir: Toksik bir arkadaş kendini nasıl belli eder?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale