X

Kintsugi Sanatı: Kusurlarım ve yaralarım

Geçenlerde kitapçıda gezerken elime bir kitap aldım, adı: Japonizm. Japonya’ya karşı merakım hep olduğundan ve bir şekilde bundan sonra çıkacağım ilk uzun mesafe rotanın bu ülke olmasını istediğimden kendime bir işaret aramış olabilirim. Kitabı satın alıp eve geldim ve ara ara okumaya başladım. Kitapta yazar, Japon kültüründeki “ikigai” gibi zaman zaman hepimizin aşina olduğu terimlere, felsefelere yer veriyor. Kendi hayatından da örneklerle felsefelerin, kavramların günlük hayata nasıl uyarlanabileceğini anlatıyor. İlgi çekici kısmı da burası zaten.

Kintsugi sanatını belki duymuşsunuzdur, Japon kültüründe kırık çömlekleri altın vernikle tamir etme sanatı olarak geçiyor. Aslında bir şekilde kırılmış, hasar görmüş çay fincanları, vazolar gibi nesneler bu sayede tekrar değerlendirilerek, hayata döndürülüyor. Günün sonunda ortaya görüntüde kırılmış parçaların harmonik bir görüntü oluşturduğu yepyeni bir nesne çıkıyor.

Bu bölümü okuduktan sonra kendi hayatlarımızın her birinin eşsiz birer kintsugi sanatı eserleri olduğunu düşünmeden edemedim tabi. Hayatta karşılaştığımız zorluklar, ihanetler, kayıplar, türlü türlü kalp kırıklıkları hepimizde bazı yaralara, kusurlara yol açıyor. Ama biz her birini tekrar tekrar toplayıp bir araya getirip, farklı eserler ortaya çıkarıyoruz. Bunun çok da farkında olmadan yapıyoruz çoğu zaman, aslında o yaralarımızın ya da kusurlarımızın bugünkü bizi biz yaptığını sonradan fark ediyoruz. 

Ben çocukluğunu, hatta gençliğinin çok uzun bir bölümünü bulunduğu ortamın en sessiz, sakin, insanların gözlerinin içine bakamayan bir kız çocuğu olarak geçirdim. Utangaçlık seviyem o kadar yüksekti, en ufak bir fikrimi söylesem benim alay edecekler korkusu hep içimde benimleydi. Bu arada haksız da sayılmazdım, benim alay edilen çok zaman olmuştu özellikle daha küçükken. Kendimi ne fiziksel ne de ruhsal olarak kabullenemediğim uzunca bir dönem. Mümkünse görünür olacağım hiçbir durumda kendimi bırakmamak için ekstra çaba harcadım. Yetersizlik kavramıyla çok küçükken tanışmış ve sadece çok çalışırsam ve başarılı olursam yeterli olacağıma inanmıştım ama o yeterlilik seviyesine de asla ulaşamadım.

Yetişkinlik dönemine geldiğim sıralarda da gördüm ki o kendini kabul edemeyen, yaralarına bakmaya cesaret edememiş kız çocuğunun karşısına çıkanlar, en çok bu yaralarından canını yaktılar. Sınırlarımı esnettikçe, sustukça bir şeylerin yoluna gireceğine, sorun olmayacağına karşı inancımın çokça sınandığı bir evreye giriş yaptım. Tabi ki doğrusu bu değildi ama o zamana kadar benim tek doğrum oydu. Hatta bunu yaptığım için de yakın arkadaşlarım dahil pek çok kişi tarafından eleştirildim, eleştirildikçe kendimi daha da kötü hissettim. 

Sonra yavaş yavaş kendime bakmaya cesaret etmeye başladıkça gördüm ki, tüm bu kendimde kabul edemediğim, savaştığım her şey benim bir parçamdı, onları ayırıp bir kenara koymak yerine onlardan nasıl bir ben yaratmak istediğime karar vermem gerekiyordu. İşte ben tam o sıralarda kendimi ifade etmenin gücünü keşfettim ve yazmaya sarıldım. Yazmanın ve paylaşmanın iyileştirici gücünü hem kendimde, hem de etrafımdakilerde gözlemlemeye başladım. Aslında bu zamana kadar getirdiğim tüm kırık dökük hasarlı parçalarımı yavaş yavaş birleştirmeye ve ortaya çıkan esere şaşırmaya başlamıştım.

Tüm kusurlarımı ve yaralarımı önce kendime ışık olmak daha sonra başkalarının yolunu açmak için kucaklamaya söz verdim. Ortaya çıkan “konuş kızım” profili benim için tam bir kintsugi eseriydi, güzel bir kahve fincanı belki 🙂 Konuş kızımda konuştukça daha iyi anlıyorum, o yaralarım, yara bantlarıyla saklamaya çalıştığım kusurlarım hepsi benim bugünkü ben olmamda, o fincanın yavaş yavaş ortaya çıkmasında büyük rol oynamıştı, oynamaya da devam ediyordu.

Mevlana çok güzel söylemiş: “Yaraların ışığın içeri girdiği yerdir.”

Sevgiyle kalın.

İlginizi çekebilir: ‘Evet, kafayı kendimle bozdum’: Şükür defteri ve nefes terapisi

Ecehan Kaylan: 1990 Aralık ayında, İzmir’de başladı benim serüvenim. 10 senedir kurumsal hayatta özel şirketlerde çalışan, 33 yaşında beyaz yakalı endüstri mühendisiyim. 30 yaşımla beraber hayatın bana getirdiği değişimlerin, tecrübelerin ve terapi sürecimin de etkisiyle kendimi tanıma yolculuğum başladı. Evet, kendini tanımak konusunda biraz geç kalmış gibiydim ama belki de tam zamanıydı. Görünen toplumsal kimliğimin yanında özellikle son birkaç yıldır gördüm ki ben kendimi en iyi yazarak ve yazdıklarımı paylaşarak ifade edebiliyorum. Bu şekilde ayrı yollarda aynı duygularla yürüyenlerle bağ kurmaktan da çok keyif alıyorum. Kendinize her gün biraz daha yaklaştığınız yolcuklarınızın olması dileğiyle!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale