X

Kibir ve özgüven arasındaki farklılıklar ve kibirli olmadan özgüveni geliştirmenin yolları

Kibir pek çok kişinin itici bulduğu bir kişilik özelliğiyken; özgüven aranan ve geliştirilmeye çalışılan, son derece önemli ve gerekli bir özellik olarak karşımıza çıkıyor. Biraz benzer bir temeli (kişinin kendine ve yeterliliğine olan inancı) paylaşan bu iki özelliğin aralarındaki farkı anlayabilmek çoğumuz için pek de kolay değil. Ve hangi noktada kendine inanmaktan, kendini kandırmaya ve narsisizme geçiş yaptığınızı fark edebilmek de… Ancak kibir ve özgüven arasındaki farklılıklar konusunda farkındalık kazanmak, kibirli görünmeden özgüveni geliştirebilmenin en önemli ön koşullarından biri.

Mad Men ya da Suits dizilerini izlediyseniz, Don Draper ve Harvey Specter gibi kendinden son derece emin, özgüvenli, biraz da küstah gibi görünen karakterleri sevmekle itici bulmak arasında küçük bir kararsızlık yaşamış olabilirsiniz. Ne istediklerini ve nasıl davranmaları gerektiğini çok iyi bilen, yetenekleriyle ilgili sarsılmaz bir inanca sahip olan ve özgüvenleriyle önlerine çıkan hiçbir engeli tanımayan bu kişiler, rakiplerinden her zaman bir adım önde ve her koşulda ‘kazanan’ olmalarıyla pek çok insanın hayranlığını kazanmış durumda. 

Elbette bu tipteki kişilere karşı içten içe, nedenini bilmediğiniz bir soğukluk hissediyor, zaman zaman onları itici de buluyor olabilirsiniz. Ancak yine de onlara hayranlık duyan ve saygı duyan küçük de olsa bir parçamızın olduğunu düşünüyoruz. Yenilmez hissetmek, her soruya cevap verebilmek ve yaşamda emin adımlarla ilerlemek… Kim hayranlık duyulmak ve özgüvenli görünmek istemez ki? Peki dozunda özgüvenin özgüven patlamasına dönüşmemesi için nerede durmanız gerektiğini hiç düşünmüş müydünüz? Peki, kendinden emin görünmeye çalışırken fazla abartmadan, ölçüyü kaçırmadan, kibirli ve küstah görünmeden nasıl daha özgüvenli görüneceğinizi biliyor musunuz? Gelin, özgüven ve kibir arasındaki o incecik çizgiyi belirleyen faktörleri biraz daha yakından inceleyelim.

Kibir ve özgüven arasındaki farklılıklar

Özgüvenli olmak ve kibirli olmak arasındaki benzerlik ve farklılıkları anlayabilmek için öncelikle her iki kavramın da nasıl tanımlandığına biraz yakından bakalım:

Özgüven ya da kendine güven olarak adlandırdığımız şey yeteneklerimizin ya da niteliklerimizin hem kendimiz hem de çevremizdekiler tarafından takdir görmesinden kaynaklanan bir tatmin duygusu olarak bilinir.

Kibir ise özgüvenden farklı olarak, kişinin önemi, yetenekleri ve nitelikleriyle ilgili abartılı bir özgüvene sahip olması, sahip olduğu nitelikler nedeniyle kendisini diğer insanlardan daha üstün görmesi gibi tutumları içeren, altı doldurulmamış ve gerçeklikten uzak bir güven duygusunu ifade eder.

Kibirli olan kişiler genelde başkalarından öğrenecek hiçbir şey şeyleri olmadığına inanırlar, bu yüzden her şeyi sadece kendileri biliyormuş davranabilirler. Sadece haklı olmak ve diğerlerinin haksız olduğunu gösterebilmek için var güçleriyle savaşırlar. Başkalarının görüşlerini önemsemez, saygı duymaz, dinlemeye değer bulmazlar. Diğer yandan özgüvenli olan kişiler her şeyi bilemeyeceklerinin farkında oldukları için başkalarının fikirlerini dinlemek konusunda sorun yaşamadıkları gibi, bu fikirlerden beslenmekten ve başkalarından yeni bir şeyler öğrenmekten mutluluk duyarlar.

Kibirli insanların kurdukları iki cümleden biri çoğunlukla kendileriyle ilgilidir. Kendi hayatları, kendi başarıları, kendi becerileri ve kendi yetenekleri hakkında övünürler ve bunu yaparken genellikle çevrelerindekileri görmezden gelirler. Toplantılarda ya da arkadaş buluşmalarında ilgi odağı olmaya çalışır, bilinçli ya da bilinçsiz olarak söyledikleriyle, tavırlarıyla, davranışlarıyla diğer insanları daha az önemli hissettirirler. Çevrelerinde bulunan diğer kişilerin söylediklerine ilgi duymadıklarını gösteren beden dillerinin yanı sıra, küçümseyici cümleler kullanabilir ya da söz başkasına geçtiğinde konuyu değiştirebilirler. Özgüvenli insanlarsa bunun tam aksine, diğer insanların başarılarını ve paylaştıklarını ilgiyle dinler, takdir eder ve övgülerini dillendirmekten çekinmezler. Söylediklerinin eleştirilmesini ve diğerlerinin kendi fikirlerine katkı sağlamasını beklerler. Ekip çalışmasına oldukça yatkın olmakla birlikte, arkadaşlarını, aile üyelerini ve çevrelerindekileri de cömertçe överler.

Özgüven ve kibirlilik arasındaki en temel farksa, kibirin genelde güvensizliği maskelemesidir. Kibirli insanlar kendi eksikliklerinin, hatalarının, zayıflıklarının dışarıdan fark edilmemesi için sahip oldukları yetenekleri, becerileri ve nitelikleri abartmaya ihtiyaç duyarlar. Abartmadıkları ve pozitif özelliklerini ön planda tutmadıkları sürece güçsüz, zayıf ve aşağıda görüneceklerine inanırlar ve bunu zamanla aşağılık kompleksine dönüştürebilirler. Özgüvense kişinin öz değerine samimi ve içten bir şekilde güvenmesiyle ortaya çıkar. Yalnızca başarılarına ve yeteneklerine gerçekten inanan ve bununla gurur duyabilen insanlar, kendilerine huzur ve mutluluk veren bir özgüvene sahip olabilir. Elde ettikleri başarılar ve muhteşem özellikleri karşısında son derece soğuk kanlı ve ‘cool’ bir duruş sergiler, kendileriyle övünme ihtiyacı duymaz ve diğerlerinden daha üstünmüş gibi davranmazlar.

Sonuç olarak kibirli olmak bizi diğer insanlardan uzaklaştırırken, özgüveni yüksek biri olmak diğer insanlara da ilham verdiği ve beslediği için, hem sosyal ilişkilerimizi geliştiren, hem de olumlu belik algımızı güçlendiren bir kişilik özelliğidir.

İlginizi çekebilir: Kibirden arınmak mümkün mü: Kibir nedir, ondan nasıl özgürleşilir?

Kibirli görünmeden özgüveni geliştirmenin yolları

Kibir ve özgüven arasındaki tüm farklılıkları anladıktan ve içselleştirdikten sonra, kibirli görünmeden kendinden emin ve özgüvenli olabilmeniz mümkün. Nasıl mı? 

1. İçten ve samimi olun

Fake it till you make it (yapana kadar taklit et, – miş gibi yap) deyimini duymuşsunuzdur. Gerçekten, bazı durumlarda bu yöntem işe yarıyor olsa da, söz konusu özgüven olduğunda kendinizden emin olmadığınız halde eminmiş gibi davranmak sadece tuhaf görünmekle kalmaz, aynı zamanda gerçek özgüvenin nasıl hissettirdiğini deneyimlemenize de engel olur.

Kendinden emin olmadığı halde eminmiş gibi davranan insanlar, tam da güvenin onlar için gerçekten ne anlama geldiğini anlamadıkları için genellikle kibirli görünürler. Sadece kendiniz gibi hissettiğiniz zamanları, mutlu ve rahat olduğunuz zamanları hatırlamanız ve sadece bu duygulara tutunmanız kibirli değil özgüvenli görünmenize yardımcı olacaktır. Dürüst olmak, kendiniz gibi davranmak, başarılarınız ve öne çıkan yanlarınız kadar eksiklik ve hatalarınızı da kabul etmek ve bunları göstermekten çekinmemek özgüveninizi geliştirmenize yardımcı olacaktır.

İlginizi çekebilir: Sıradan olmanın hafifletici gücü: Kimse özel değil ama herkes eşsiz

2. Güçlü yanlarınızın farkında olun

Kibirli görünmeden özgüveninizi geliştirmek için yapmanız gereken bir diğer önemli şey, güçlü yönlerinizin ne olduğunun bilincinde olmak ve henüz farkında olmadığınız güçlü yönlerinizi keşfetmek için çaba sarf etmek olacaktır. Güçlü yönlerinin farkında olan, hangi konularda iyi olduğunu bilen kişiler, zamanlarının çoğunu bu becerilerini kullanabilecekleri ve parlatabilecekleri aktivitelere ayıracak, bu şekilde becerilerini geliştirecek ve yeteneklerine daha fazla güven duyacaktır.

Güçlü yönlerinizi belirlemenin en etkili yolu, yapmaktan en çok hoşlandığınız, sizi ‘güçlü’ hissettiren ve elbette size kişisel ve profesyonel olarak fayda sağlayan durumlar ve aktiviteler üzerinde düşünmek ve çalışmak için zaman yaratmak olacaktır.

İlginizi çekebilir: Kendinizi daha iyi tanımanın ve anlamanın 17 etkili yolu

3. Sınırlarınızın farkında olun

En az güçlü yönlerin farkında olmak kadar önemli olan bir başka konu da sınırlarınızın ve eksikliklerinizi de görebilmek olacaktır. Bazen yanılabileceğiniz, hata yapabileceğiniz ve her konuda bir fikriniz olamayacağı gerçeğini kabul etmek, yani sınırlarınızın bilincinde olmak kibirli görünmenizin önüne geçecektir. 

4. Alçak gönüllü davranın

Kibirli görünmeden özgüvenli olabilmenin en etkili yollarından bir diğeri de hiç şüphesiz alçak gönüllülük. Alçakgönüllülük, içgüdüsel bir tutum olduğu için öğrenilebilmesi ve geliştirilebilmesi son derece zor olan kişilik özelliklerinin başında geliyor. Bununla birlikte, size herhangi bir konuda destek olan ve yaşamınıza katkı sağlayan kişileri ya da kendinizi nasıl takdir edeceğinizi ve bu takdiri sözlü olarak nasıl ifade edeceğinizi öğrenerek içselleştirebilmeniz mümkün.

Başarılı olduğunuz zamanlarda yaptıklarınızı takdir ederken ve yaptıklarınızla gururlanırken bunu başkalarıyla paylaşmaktan çekinmeyin. Kendinizi çok fazla geri planda bırakmanız mütevazılıktan çok kendinize güvenmediğiniz izlenimi verirken; çok fazla kendinizi övmeniz, yaptıklarınızı abartarak anlatmanız ve başarılarınızı çok fazla kişiselleştirmeniz kibirli görünmenize neden olabilir. Kibir ve özgüven arasındaki bu dengeyi mümkün olabildiğince korumaya, duygularınızı doğru şekilde regüle etmeyi öğrenmeye çalışın.

5. Daha az konuşun, daha çok dinleyin

İyi bir konuşmacı olmak, özellikle iş yaşamında ve ilişkilerde son derece önemli bir beceri. Ancak çok fazla konuşmak bazen bir eksiklik ve güvensizlik işareti olabilir. Çok fazla konuşmanız karşınızdaki kişilere, söyleyecek anlamlı bir şeyiniz olmadığı ya da duygularınızı gizlemek için konuşmayı bir maske olarak kullandığınız izlenimini verebilir. 

Daha fazla konuşuyor olmak size içinde bulunduğunuz durumun kontrolünün sizde olduğu hissini yaşatabilir; ancak genelde gerçek, bunun tam tersidir. Yani, kontrolü kaybettiğinizi hissettiğiniz anlarda konuşarak kendinizi rahatlatıyor olabilirsiniz. Ne zaman ve ne kadar konuşmanız; ne zaman susup karşınızdaki kişiyi dikkatle dinlemeniz gerektiğini çok iyi analiz edin. Az ve öz konuşmanın yanı sıra, kullandığınız kelimelerde seçici olun ve konuşurken odağınızı koruyun.

İlginizi çekebilir: Etkili bir dinleyici olmak neden önemlidir?

6. Yanlış yapmaktan ve eksikliklerinizi göstermekten korkmayın

Bazı durumlarda hatalı davranmak ya da eksik olmak, bazen de haksız olduğunuzu kabul etmek sizi daha özgüvensiz biri yapmaz; aksine diğer insanların fikirlerinden beslenmenize, yanlış bildiklerinizin doğrularını öğrenmenize, bu yolla da kendinizi geliştirmenize ve eksiklerinizi telafi etmenize alan açar. Her insan gibi, sizin de hata yapmaya, yanılmaya ve bazı konularda eksik olmaya hakkınız var. Hata yapmayı normalleştirdiğinizde ve bu hatalar üstüne konuşmaktan, eksikliklerinizi diğer insanlarla paylaşmaktan çekinmediğinizde çok daha özgüvenli görünebilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Pratfall etkisi: Kusurlu ve hatalı olmanın karşı konulmaz cazibesi

7. Kendinizle ilgili farkındalığınızı geliştirin

Kibirli olmak bazen ‘sıradan fanilerden’ farklı olduğunuz izlenmine kapılarak tanrıcılık oynamanıza ve gerçekte olduğunuzdan çok daha iyi olduğunuza inanmanıza neden olabilir. Kendinizle ilgili farkındalığınızı geliştirdiğinizde, yani kendinizi dışarıdan bir gözmüşçesine gözlemlemeyi öğrendiğinizde çok daha gerçeğe yakın bir benlik algısı geliştirmeniz mümkün olacaktır. Kişisel özgüvenin dışsal gerçekle sürekli bağlantıda olması, hem kendinizle hem de başkalarıyla ilgili algınızın daha gerçekçi olmasına alan açar.

Farkındalık pratikleri, kendinizin gerçekten kim olduğunu ve nasıl olduğunu görmenize yardımcı olacaktır. Bu yüzden zaman zaman zihninizi durdurarak kendinize ne yaptığınızı, nasıl yaptığınızı ve olduğunuz kişinin olmak istediğiniz kişiyle ne kadar tutarlı olduğunu gözden geçirin.

İlginizi çekebilir: Özgüven nasıl artırılır: Özgüven için ne gereklidir, kişiye neler kazandırır?

Sonuç olarak, özgüven gerçek, samimi ve var oluşun özünde olan temel bir kişilik özelliğiyken; kibir bunun tam tersine, kişinin kendine olan inancını gerçek ve samimi olmayan yollarla inşa etme çabasını odağına alan bir tutum. Bu yüzden, kendimizi daha iyi tanımak; duygularımızı ve davranışlarımızı dengelemeyi öğrenmek için kibir ve özgüven arasındaki ince çizgiyi her durumda fark edebilmeyi; kibirli olmanın üstünlükçü ve ben merkezci doğasından uzaklaşarak, başarılarımız ve yeteneklerimiz kadar eksikliklerimizle ve hatalarımızla özgüvenli görünmeyi öğrenmemiz gerekiyor.

Kaynaklar: Medium, Inc., Life Hacker, Mind Tools.

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale