X

Kendinizi tanımak için: Rüyalarınızın size özgü sembollerini keşfedin

Belli rüyaların, aynı olaylara işaret ettiğini keşfedebiliriz. Gerçek anlamda bunun farkına varabilmeniz için, rüyayı görmeden önceki ve sonraki günlerde neler yaşadığınızı gözden geçirmelisiniz. Örneğin ne zaman rüyamda bir hayvan figürü görsem, ertesi gün iş yerinde bir gerginlik yaşıyorum gibi fark ettiğiniz bir durum, sizi geliştirecektir.

Sabah uyandığınızda duygularınızı, kendinizi tam olarak nasıl hissettiğinizi yazarak başlamalısınız işe…Sonrasında, kendinize bazı sorular yöneltin: İş yerinde aynı hissi size yaşatan durum, kişi, olay var mıdır? Bu duyguyu iş yerinde ne kadar süredir hissediyorum? Bu duygu çalışma ortamında genel olarak hissettiğim bir duygu mu, yoksa özel durumlarda, özel kişilerde hissettiğim bir duygu mu? Kendinize soracağınız sorularla farkında olmadığınız ya da olduğunuz fakat bastırdığınız bir durumu nasıl iyileştirip, özgürleştirebilirim noktasına gelebilirsiniz.

Rüyalarımızın günlük hayatımızı ya da günlük hayatımızın rüyalarımızı nasıl etkileyeceğine biz karar veririz, rüyalar her şekilde bize ulaşır, fakat seçim bize aittir. Ayrıca rüyada gördüğümüz görseller ve onların hikayeleri kadar önemli olan bir şey daha vardır: Rüyayı gördükten sonra kendimizi nasıl hissediyoruz?

Duygularımız, gördüğümüz rüyalardaki görseller kadar önemlidir. O nedenle gördüğümüz rüyayı not ederken, uyandığımızdaki hissi de not almalıyız. Böylelikle rüyayı gören kişi, en yüksek farkındalık potansiyeline ulaşır. Kendinizi anlamak isterseniz, yaşadığınız deneyimleri ve o deneyimlerin içinde bulunduğu dünyayı da anlarsınız. Dünyayı anlamak ise, sorumluluklarınızı anlamak anlamına geliyor. Gözleriniz açıkken, gün içerisinde yeterince uyanık iseniz, sorumluluğu da alırsanız, evrensel bilgilerin kapıları size açılır. Hem iç dünyada, hem dış dünyada barış içerisinde yaşarız.

Rüyalara “bütünleşmeye giden kral yolu” denilmiştir. Rüyamızdaki semboller, benliğimizin bir parçasıdır, onun bizdeki anlamını anlamak, istemek, kabul etmek, onun sesini duyurmasına izin vermek, bütüne dönüşmeyi sağlar.

Son olarak, rüyalar, bilimsel yönden de araştırıldığında, beynin beyin dalgaları olarak bilinen elektrikli zayıf uyarıcılar ürettiği keşfedilmiştir. Bu uyarıcılar anne karnındaki bebeklerde de kaydedilmiş ve rüya görmenin doğum öncesinde başladığı kanıtlanmıştır. Rüyalarımıza sahip çıkalım, onların değerini bilelim…

Rüyalarınızı yorumlatmak ve rüyalarınızın rehberliğinde ilerlemek konusunda destek almak isterseniz nefesleterapi@hotmail.com mail adresinden detaylı bilgi alabilir, Instagram ve Facebook hesaplarımı takip edebilir, sorularınız için benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Daha yaratıcı olmak için bir rehber: Rüyalarınıza kulak verin

Serap Özdağ: 06 Temmuz 1978 tarihinde İstanbul’da doğdu. 2000 yılında Ankara Üniversitesi Kimya Mühendisliğinden mezun oldu. Uzun yıllar ilaç sektöründe çalıştı. İnsanların bedensel sağlığı üzerine çalışırken, diğer taraftan ruh sağlıklarıyla yakından ilgilenmeye başladı. İlgisi önce kişisel gelişim konuları ile ilgili kitap okumakla başlarken, sonraları konuyla ilgili birçok seminere katılmakla devam etti. Merakı artarak devam ettiği için kariyerini bu yönde devam ettirmeye karar verdi. Işık Elçi Akademi’den Spritüel Yaşam Danışmanlığı eğitimi aldı. Aynı zamanda yine aynı kurumdan NLP Uygulayıcılık Eğitimi, Reiki Master, Rüya Analizi Eğitimlerini almış ve aktif olarak danışanlarına uygulamaya başlamıştır. Nefes Okulu’ndan Mustafa Kartal eğitmenliğinde Sertifikalı Nefes Koçluğu, Sertifikalı Holoterapi Eğitmenliği ve Sertifikalı Çocuk Nefes Koçluğu programlarını başarıyla tamamlamıştır. Nefes Okulu bünyesinde bireylere, kurumlara, diğer gruplara Doğru Nefes Alma Eğitimi, Holoterapi Çalışmaları, Nefes Teknikleri Atölyeleri ve çocuklar için Çocuk Nefes Atölyeleri düzenlemektedir. Aynı zamanda Yaşam Koçluğu çalışmalarını kapsayan farkındalık seminerleri, Meditasyonlar içerikli grup ve bireysel çalışmaları düzenlemekte, uzmanlık alanlarında seminerler vermeye devam etmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale