X

Kendinize sarılın: Sevgi önce kendimizden başlar

Kendine bile söyleyemediğin şeyler var mı? Sevdiğin, sevmediğin her ne varsa konuş ilk önce kendinle. Olduğu gibi kabul etmekle başla duygularını. Her ne hissedersen hisset kucakla kendini ve sarıl sımsıkı! Şimdi iyileşmeye başlıyorsun merak etme!

İnsan hayatta kaç defa dönüm noktam dediği bir olay yaşar? Kaç defa yaslanır kendine? Kaç defa güvenirsiniz birilerine? Hepsi kişiden kişiye değişebilen kavramlar değil mi? Bazen öyle şeyler duyarsınız, öyle şeyler hissedersiniz ki algılarınız değişir. Kendinize rağmen ne kadar güçlü olduğunuza kendiniz bile şaşırıverirsiniz.

Hayat bu! İnsan insana muhtaç elbette. Hiç kimse yalnız kalmak istemez. Hepimiz sosyal varlıklarız neticede. Ama bazen sizce de insanların benmerkezci tavırları, bencilce menfaat yanlısı alışkanlıkları, kendi içlerindeki ilkel duygulara teslim olmuş halleri size de çok yavan, gelişmemiş, bayağı gelmiyor mu?

İşte böyle zamanlarda yapabileceğiniz en iyi şey olabildiğince rotayı kendinize çevirmek olmalı bana göre. Biraz yalnız kalmalı, düşünmeli her şeyi. Çünkü insan yalnızca kendine dönüp baktığında süzgeçten geçirebilir, doğruyu yanlışı ayırt edebilir. Düşündüğünüzde, eğer yanlış anlamadığınıza karar veriyorsanız hissettiğiniz her ne varsa mutlaka doğrudur. Çünkü insan bence yanlış düşünebilir, yanlış anlayabilir ama yanlış hissedemez! Hiç kimsenin size nasıl hissettirdiğini asla unutmazsınız. Hislerin çok yanılacağını sanmıyorum.

Bence insan kendisini değersiz hissettiren her ne varsa olabildiğince uzaklaşmalı ondan ve kendi öz benliğinin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hatırlamalı. Sizin için çaba harcamayan hiç kimse sizin karşı tarafa verdiğiniz değeri hak etmiyor demektir. Ama tabii ki bence burada çok ince bir çizgi var.

Sevgi elbette karşılıkla oluşan bir olgu değil. Bazılarını olduğu gibi, olduğu yerde, olduğu şekilde kabul edip seversiniz. Bunun seçimi yine bizde değildir. Çünkü birini ya da birilerini “Seveceğim” deyip sevmezsiniz. Sevgi kendiliğinden gelir. Kendiliğinden söner, gider. Seçimi hep sevgi kendi yapar. Bizler sadece hissederiz.

İşte o ince çizgi burada kendini belli ediyor. Size değer vermediğini hissettiğiniz noktada belki sevmeye yine devam edersiniz ama değersizliği hissettiğiniz noktada ister istemez, belki de içinizdeki tüm güzel duygular belirsizleşmeye başlar. Sonuç olarak nötr hale gelirsiniz.

Tabii buraya kadar hep sosyal ilişkilerdeki sevgiden yola çıkarak bir şeyleri anlatmaya çalıştım. Ama aileye olan bağlılık ve sevgi de, aşkta yaşanan sevgi de bambaşka bir şekle bürünür. O sevgiyi çok fazla anlatabileceğimi sanmıyorum. Zira ona kelimeler keşke yetebilseydi…

Anneniz, babanız, eşiniz, çocuğunuzla ilgili olan her şeyde tolerans katsayınız sosyal ilişkilere göre çok çok daha fazladır. Hele ki AŞK bambaşka bir tutsaklık. Ne zaman ki bir aşktan özgürleştirebilirseniz kendinizi, o noktada bazen aşk sevgiye dönüşür. İster yakın olsun, ister uzak, olduğu gibi, olduğu şekliyle seversiniz. Bu çok daha karmaşık bir konu. Kişiden kişiye göre şiddetleri değişir, çok farklıdır.

Ve şimdi tüm duygularınızdan arınarak ivmeyi kendinize döndürün. Kendimize çektirdiğimiz onca acı karşısında duygularımızı yönlendirip iyiye güzele doğru sevk edebilirsek asıl mutluluğun sadece bizim düşüncelerimizde saklı olduğunun bilincine bir kez daha varmaz mıyız?

Biz istemediğimiz ve izin vermediğimiz sürece kim değersiz hissettirebilir ki bize? İçinizdeki gücün, ışığın, pırıltının ve sonsuz güzelliğin farkında mısınız? Ayrıca siz kendinize değer vermezseniz eğer, kim değerli görebilir ki sizi?

Şimdi bunu okurken kaç yaşındasın bilmiyorum. Ama sadece şöyle bir hayatını gözden geçir. Belki çok kırıldın, belki hor görüldün, belki korkutuldun, belki birçok enkaza göğüs gerdin. Ama kendine yapabileceğin en büyük iyilik, olabildiğince “şu anda” kalarak kendi öz benliğinin değerini kendine hatırlatmandır! Kendisiyle iyi geçinen insanı hiçbir yalnızlık korkutamaz!

Yaşadığın her ne varsa, olayları, kişileri, kendi hatalarını olduğu gibi kabul edip affet gitsin! Her şeyi affettiğin vakit özgürleşirsin, hafiflersin. Ne kadar pozitif düşünürsen, o kadar pozitif olursun. Pozitif olduğunda ise her güzel şey sana doğru çekilir. Her zaman bahsettiğim gibi doğanın görünmeyen kanunudur bu!

Sonra sarıl kendine sımsıkı.
Önce kendine, sonra sana değer veren tüm sevdiklerine.
Hayatında olan nice güzel insan için şükret!
Affet, çok sev, hisset, anda kal!
Ve kendine teşekkür et her şey için.
Bak, gör, her şey nasıl da daha güzel olacak.

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Sonbahar ılık rüzgarıyla geldi: Eskiyi geride bırakıp yeniye kucak açma zamanı

Gamze Okutan: 15 Aralık 1986 Beykoz İstanbul doğumlu olan Gamze Okutan 2004 yılında Paşabahçe Ferit İnal Lisesi’nden mezun olduktan sonra uzun yıllar mağazacılık sektöründe satış danışmanlığı ve sağlık sektöründe hizmet veren bir firmada yönetici asistanlığı yaptı. Çalışma hayatı sebebiyle üniversiteye biraz ara verdikten sonra 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünden mezun oldu. Şu anda Yazılım ve Teknoloji alanında hizmet veren bir firmada Mali & İdari İşler Yetkilisi olarak meslek hayatına devam ediyor. Evli ve bir kız çocuk sahibi bir anne. Pusula kitabının yazarı. Gamze Okutan’ın kendini bildi bileli sanata, kişisel gelişime, psikolojiye olan ilgisi hep vardı. Zaman zaman şiir yazmayı, deneyimlerini ve gözlemlerini paylaştığı yazılar yazmayı, kendi çapında hobi olarak müzikle uğraşmayı ve söylemeyi çok seven biri. Ayrıca arada sırada meditasyonla zihnini sakinleştirip stres atmayı, yoga ile bedensel enerjisini korumayı seviyor. Hayatta pozitif ve negatif her şeyin bir bütün olarak güzel olduğunu düşünüyor. Olaylara bakarken çoğunlukla pozitif taraftan değerlendirmeyi yani bardağın dolu tarafından görmeyi ve çözüm odaklı olmayı seviyor. Fakat negatifin ağır bastığı durumlarda duyguların sonuna kadar yaşanması gerektiğini aksi takdirde mutlu olmanın mümkün olmayacağını düşünüyor. Hayatı dolu dolu, tutkuyla, hissederek yaşamayı seven aslında hayatın kendisine aşık, hayalperest bir yolcu olarak tanımlıyor kendini. Hayatın paylaştıkça güzellikler getireceğine olan inancını ve umudunu hiçbir zaman kaybetmemiş biri olarak paylaştıkça belki küçük dokunuşlarla bakış açımızdaki yansımaları çok daha renklendirebiliriz diye düşünüyor. Hep birlikte, el ele birbirimizin yoluna daha çok ışık tutarak yönümüzü bulmamıza bir nebze olsun katkı sağlayabileceğimize inanıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale