X

Kendini gerçekleştiren kehanet: Olayları biz şekillendiriyor olabilir miyiz?

Günlük dilimizde ara ara kullandığımız bir tabir vardır: “Aklıma gelen başıma geldi.” Bu sözü özellikle başımıza geleceğinden korktuğumuz olaylar tam da söylediğimiz gibi gerçekleştiği zaman söyleriz. Gerçekleşen bu durumun sosyal psikolojide bir karşılığı vardır: Kendini gerçekleştiren kehanet.

Daha olay ya da durum gerçekleşmeden biz bütün çekincelerimizi, korkularımızı, kaygılarımızı ortaya koyar ve bunlardan bir sonuç çıkarırız. Yani kehanetlerimizi ortaya dökeriz. Örneğin güne mutsuz bir şekilde başladığımızda günün kötü geçeceğini, bunu hissettiğimizi söyleriz ve gerçekten de bazen gün aynı bizim söylediğimiz gibi geçer. Kahvenin tadı daha kötüdür, trafik daha fazladır, iş yerindeki ya da çevremizdeki insanlar nedensizce daha anlayışsızdır… Peki biz bunları geleceği gördüğümüz ya da hissettiğimiz için mi biliyoruz, yoksa günün bu şekilde devam etmesinde bizim de payımız var mı?

Kendini gerçekleştiren kehanet nedir?

Sosyal psikolojinin konularından birisi olan kendini gerçekleştiren kehanete göre, gerçekleşeceğine inandığımız şey farkında olmadan ya da bilinçli bir şekilde davranış ve tutumlarımıza yansır. Bu yansıma sadece bizi etkilemez, aynı zamanda çevremizdeki kişiler tarafından da algılanır ve bu kişilerin tutum ve davranışlarını da etkiler. Özetle; beklentilerimiz tutumlarımızı, tutumlarımız da çevremizdeki kişilerin davranışlarını, böylece olayların bütün gidişatını etkiler.

Örneğin; “Artık benimle vakit geçirmek istemiyor. Benden sıkılıyor” diye düşündüğümüz ve gerçekten bu şekilde şekillenen, en sonunda da “Ben zaten biliyordum böyle olacağını” dediğimiz bir ilişkiyi ele alalım. Bu ilişki bir arkadaşlık da olabilir, romantik bir ilişki de. İlişkinin bu şekilde ilerlemesinin birçok nedeni olabilir. Nedenlerden bir tanesi de bizim bu kehanetimize göre bir tutum sergilememiz ve bu doğrultuda hareket etmemiz olabilir mi? Acaba bu düşüncemizden dolayı kendimizi geri çektiğimiz, daha soğuk ve mesafeli davrandığımız, davranışlarımızı değiştirdiğimiz için o kişi de davranışlarını değiştirmiş olabilir mi? O mesafeyi en başta biz koymuş olabilir miyiz?

Ya da çok heyecanlı olduğumuz önemli bir sunumda tam da korktuğumuz yerde takılmamızın nedeni sunumun genelinden çok tam da oraya odaklanmamız olabilir mi? Orada hata yapacağımıza olan inancımız bizi o hataya sürükleyemez mi? Korktuğumuz kehanetleri gerçekleştiren en önemli etkenlerden bir tanesi biziz. Sadece korktuklarımızı değil, kendimizden emin olduğumuz, güzel geçeceğine inandığımız olayların da gerçekleşmesinde yine bizim kehanetlerimiz etkili. Çünkü güzel olacağını biliyoruz, duruma bu şekilde yaklaşıyor ve bu yönde hareket ediyoruz.

Olayların gelişimi, çevremizdeki kişiler ve en önemlisi kendi üzerimizde düşündüğümüzden çok daha fazla ve güçlü bir etkimiz var. Bu etkinin farkında olmak oldukça değerli. Bu gücümüzü fark ettiğimiz zaman olayları istediğimiz yönde şekillendirebileceğimizi biliriz. Bazen her şey yolunda giderken bir anda her şeyin değişmesini ya da hiç de takılmadığımız bir olayın sorunsuz devam etmesini sağlayan farkında olmasak da bizim inançlarımızdır.

İlginizi çekebilir: Duygusal açlık: Aç olan karnımız değil, duygularımız olabilir mi?

Uzman Klinik Psikolog Beliz Ereren: İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra Klinik Psikoloji Yüksek Lisansını tamamlayarak uzmanlığımı aldım. Hayatın önemli dönüm noktalarından biri olduğuna inandığım ergenlik dönemi problemlerine yoğunlaşarak bu dönemdeki gençler ve aileleriyle çalışmaya başladım. Aynı zamanda yetişkin ve çiftlerle çalışarak sorunlarla başa çıkma becerilerini güçlendirme ve hayat ve ilişki kalitelerini arttırmaya yönelik psikolojik destek veriyorum. Herkesin farklı olduğuna ve çalışılan konulara kişilere özgü yaklaşılması gerektiğine inandığım için farklı terapi yöntemlerini kullanıyorum. EMDR Terapisi, Stratejik Çift ve Aile Terapisi, Psikodinamik Terapi kullandığım psikoterapi yaklaşımlarını kullanıyorum. Okuma ve yazmanın insan üzerindeki iyileştirici etkisine olan inancım beni her zaman araştırma, okuma ve yazmaya yöneltmiştir. Bazen uzun bir yazının bazen de yazının içindeki tek bir cümlenin hayatları çok farklı yönlere çekebilme gücüne inanırım.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale