X

Kendine rağmen susmak mı, konuşmak mı: Duyguları ifade etmek neden önemlidir?

Bazen söylemek isteyip de söyleyemediğimiz ya da söylenmemesi gereken ne çok şey olduğunu fark ederiz değil mi? Söylesek bir dert, söylemesek bin dert olan… Hangisidir doğru olan? Kendine rağmen susmak mı? Yoksa hiç kimseyi düşünmeden, içinde kalmasındansa konuşmak mı?

Hepimizin duyguları, sabrı, olaylara bakış açısı o kadar çeşitli ki bazılarımız her şeyi olduğu gibi, olduğu şekliyle kendini ifade etme çabasına girişirken, bazılarımız o kadar bıkmış ve yorgun ki bırakın kendini anlatmayı istemeyi, karşısındakini dinlemeye bile tahammül edemiyor. Hal böyle olunca çoğu zaman susmak en basit yöntemmiş gibi gelebiliyor hepimize. Fakat yüreğimizin tam ortasında, kafamızın arka kısmına attığımız koca bir çöp yığını yarattığımızı, ancak yüreğimizdekiler koca bir dağ haline gelip de taşıyamadığımızda ortaya çıkan, ortalığı kasıp kavuran koca bir patlamaya dönüştüğünde anlıyoruz.

Bazı duyguların tezahürü yoktur. Anlatamazsınız ya da gerçekten anlatılmaması gereken hislerle boğuşursunuz. Neyin ne olduğunu kendiniz bile tezahür edemezken, yanlış kararlar almadan önce o düşüncelerin, duyguların gerçekliğinden emin olmadan hiç kimseye bir şeyden bahsedemezsiniz. Ama her sıkıştığınız anda, her çıkmaz yola girdiğinizi düşündüğünüz anda bir çıkış yoluymuşçasına yankılanır durur beyninizde… Sonra farkına varırsınız. Aslında bu sadece sizin yarattığınız dev bir düşünce havuzundan başka bir şey değildir.

Sizi sadece gerçekten dinlemek isteyene ancak bir şeyleri anlatabilirsiniz. Ama daha siz anlatmaya çalışırken vereceği cevabı düşünüp hazırlamaya çalışan birilerine kendinizi anlatmaya çalışmanız sadece boşa kürek çekmenize neden olur. Böyle durumlarda da susmak gerçekten en doğru yöntem bana göre… Ama sular durulduktan sonra ne olursa olsa konuşulmalı, bir şeyler içte kalmamalı, sorunlar, duygular hiçbir zaman halının altına süpürülmemeli diye düşünüyorum.

Çünkü bazı duyguları bastırmak, susmak, gerçekleri dile getirmemek hiçbir zaman var olmuş ya da var olan duyguları yok etmez. Olması gereken durumu sadece erteler ama var olan ateş hiçbir zaman sönmez. Bir gün bir yerden küçücük bir kıvılcım ile koca bir yangını körükleyebilirsiniz. Ve bunu arka plana atıp, susarak yapmış olan kişi bizden başkası olmaz.

Düşünceleri hayal eden, yaratan, uygulamaya koyan ya da koymayan, korkan, adım atan ya da atmayan, doğruya, güzele yönlendiren veya çıkmaza sürükleyen bizden başkası değil. Her şey aslında farkındalığımızı çözene kadar problem oluyor. Geminin kaptanı olduğumuzu unutuyoruz çoğu zaman. Ama koca bir fırtınaya rağmen mücadele edip ilerleyen de biziz. Fırtınanın ortasında çaresizce oradan oraya savrulmayı bekleyen de… Seçim bizim.

Bazen bazı şeylerin o kadar yıkıcı olmasından korkuyoruz ki, çoğu zaman görmezden gelmeyi tercih ediyoruz. Belki kendimizi bile bazı şeylerin yokluğuna inandırarak var olan duygularımızı yok sayıyoruz. Ama her bir sorun yaşadığımızda kafamızın içindeki fırtınada şimşekler çakıyor, bir yerlere yıldırım düşüyor. Yine kendi kendimize canımız yanıyor.

Tabii ki her şeyi çözmek mümkün değil… Mükemmel değiliz. Ama en güzeli içimizi rahatsız eden ne varsa karşılıklı saygı çerçevesinde ve hoşgörünün sıcak tonlarıyla birlikte ortak bir çözüm yolu bulmak için konuşabilmek. Konuşmayı gerçekten iki taraf da istediğinde, çözülmemiş bir problem kaldığını görmedim bu zamana kadar. Temelinde sevgi, saygı olan hiçbir konuşma, hiçbir zaman kırıcı olmaz. Yeter ki biraz empati ve hoşgörü ile harmanlansın. Ama yeter ki dile gelsin. Aslında bu kadar basit. 

Ne kadar güzel düşünürsek, her şey o kadar güzel olur. Ve her şey güzel olmaya başladıkça su akıp yolunu bir şekilde bulur. Gerektiği yerde asla susmamalı insan. Konuşmaktan çekinme ve korkma!

Hem Şems-i Tebrizi ’nin söylediği gibi “Hayatımın altı üstüne gelir, mahvolurum diye endişe etme! Nereden bilebilirsin ki hayatının altının üstünden daha iyi olmayacağını?

Belki konuştuğunda yepyeni, sapasağlam köprüler kuracaksın gönlünün uçurumuna. Nereden bilebilirsin ki? Ve güzel düşün, güzel olsun her şey. 

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: İlişkilerin en temel yapıtaşı: Doğru iletişim üzerine düşünceler

Gamze Okutan: 15 Aralık 1986 Beykoz İstanbul doğumlu olan Gamze Okutan 2004 yılında Paşabahçe Ferit İnal Lisesi’nden mezun olduktan sonra uzun yıllar mağazacılık sektöründe satış danışmanlığı ve sağlık sektöründe hizmet veren bir firmada yönetici asistanlığı yaptı. Çalışma hayatı sebebiyle üniversiteye biraz ara verdikten sonra 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünden mezun oldu. Şu anda Yazılım ve Teknoloji alanında hizmet veren bir firmada Mali & İdari İşler Yetkilisi olarak meslek hayatına devam ediyor. Evli ve bir kız çocuk sahibi bir anne. Pusula kitabının yazarı. Gamze Okutan’ın kendini bildi bileli sanata, kişisel gelişime, psikolojiye olan ilgisi hep vardı. Zaman zaman şiir yazmayı, deneyimlerini ve gözlemlerini paylaştığı yazılar yazmayı, kendi çapında hobi olarak müzikle uğraşmayı ve söylemeyi çok seven biri. Ayrıca arada sırada meditasyonla zihnini sakinleştirip stres atmayı, yoga ile bedensel enerjisini korumayı seviyor. Hayatta pozitif ve negatif her şeyin bir bütün olarak güzel olduğunu düşünüyor. Olaylara bakarken çoğunlukla pozitif taraftan değerlendirmeyi yani bardağın dolu tarafından görmeyi ve çözüm odaklı olmayı seviyor. Fakat negatifin ağır bastığı durumlarda duyguların sonuna kadar yaşanması gerektiğini aksi takdirde mutlu olmanın mümkün olmayacağını düşünüyor. Hayatı dolu dolu, tutkuyla, hissederek yaşamayı seven aslında hayatın kendisine aşık, hayalperest bir yolcu olarak tanımlıyor kendini. Hayatın paylaştıkça güzellikler getireceğine olan inancını ve umudunu hiçbir zaman kaybetmemiş biri olarak paylaştıkça belki küçük dokunuşlarla bakış açımızdaki yansımaları çok daha renklendirebiliriz diye düşünüyor. Hep birlikte, el ele birbirimizin yoluna daha çok ışık tutarak yönümüzü bulmamıza bir nebze olsun katkı sağlayabileceğimize inanıyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale