Kendine hizmet eden önyargı: Başarı sizden, başarısızlık dış mihraklardan mı?

Bir mülakata giriyorsunuz ve mülakatınız çok iyi geçiyor, sorulan her soruya anlamlı cevaplar veriyor ve karşı tarafı etkilediğinizi hissediyorsunuz. Sonunda da iş sizin oluyor. Bu sonucun ardındaki başarının tamamen sizin eseriniz olduğunu biliyorsunuz.

Ancak mülakatınızın kötü geçmesi ya da elenmeniz durumunda hemen bir dış sebep arıyor, sorulan sorulara, mülakatı yapan kişilere veya sizin dışınızdaki herhangi başka bir şeye suç atıyor, tüm sorumluluğu dış faktörlere yüklüyorsunuz. Çoğu insan başarının mimarının kendi olduğunu kolaylıkla kabul ederken, başarısızlık ya da hatalarına diğer insanların, koşulların ya da dış mihrakların neden olduğunu savunur. İşte bu, bilişsel sistemimizdeki “self serving bias” yani “kendine hizmet eden önyargı”dan kaynaklanır. Kendine hizmet eden önyargıda kişi başarıları ile övünürken, başarısızlık ya da hatalarını dış faktörlere yükler. Kendi eksiklerini ya da hatalarını görmemeyi tercih ederek, bunlardan öğrenme ve gelişme şansını da kaçırır.

Bu davranışımızın altında yatan en büyük neden özsaygımızı korumaktır. Özsaygı kişinin kendine ne kadar değer verdiği, kendini ne kadar onayladığı ve takdir ettiğinin ölçüsüdür. Kişinin başarılarını sürdürebilmesi için çok önemlidir. Özsaygı düştüğünde kişi yenilmiş, güçsüz ya da depresif hissedebilir. Hatta özsaygısı düşükken kötü kararlar verebilir, ilişkilerini çıkmaza sokabilir, böylece içinden çıkılamaz bir döngüye hapsolabilir. Özsaygı şişmesinde ise kişi narsisist özellikler gösterir, empati yeteneği azalır ve ilişkileri zarar görmeye başlar. Her konuda olduğu gibi denge burada da önemlidir.

İşte kendine hizmet eden önyargı bizim özsaygımızı yüksek tutmamızı ve değerli hissetmemizi sağlayan faktörlerden biridir. Bu bir anlamda başarılarımıza başarı katmamızı sağlarken, bir noktayı gözden kaçırmamıza da sebep olabilir: Başarısızlığın altında yatan nedenler…

Başarısızlıklarının nedenini dış dünyaya yükleyen insan, hatanın kendisinde olduğunu göremez. Hatasını göremediği için bunun altında yatan faktörleri anlayıp kendini geliştirme fırsatını da yakalayamaz. Her insan hata yapar ancak modern toplum insanların hatasız olabileceği yanılgısını yaratmıştır. Çocukluğumuzda okulla yerleştirilen bu bilinç, hem sosyal ortamımızda hem de iş hayatımızda karşımıza çıkar. Okulda düşük not alan öğrenci cezalandırılır ya da kötü muamele görür, arkadaşına karşı hata yapan kişi gruptan dışlanır, sevgilisine hata yapan kişi terk edilir, işyerinde hata ise asla kabul edilemez.

Halbuki insanın doğası ve sınırlı fiziksel kapasitesi, hatanın doğamızda olduğunun temel göstergesidir. Gündelik hayatınızı düşünün, yanınıza almayı unuttuğunuz bir eşyanız, eki koyulmadan gönderilen e-postalarınız, yanlış otobüse binmeniz, eve giderken bile yolu şaşırmanız… Her insanın hayatında bu hatalardan onlarcasını görebilirsiniz. Hata yapmaya bu kadar açıkken hata yapmayacağımızı varsaymak da aslında kendi kendimize hazırladığımız bir kandırmacadır.

Peki ne yapabilirsiniz?

Başarılarınızın haklı sevincini yaşayarak özsaygınızı korumanın yanında başarısızlık ya da hatalarınızı da bu gözle bir değerlendirebilirsiniz. Bir başarısızlık sonucunda öncelikle ‘’kendine hizmet eden önyargınızın’’ farkına varın. Örneğin o mülakatta seçilmemiş olmanızın nedenleri arasında sizin değiştirebileceğiniz neler var? Daha iyisini yapabilmek için neye ihtiyacınız var? Bu yenilgi size ne öğretti? Bundan sonra neyi farklı yapacaksınız?

Farkına varmak, başarısızlığı ya da hatayı kabullenmek ve üzerine düşünmek ilk başlarda iyi hissettirse de, bunları iyileştirmek için harekete geçmemeniz bir süre sonra özsaygınızı zedeleyecektir. Hatalarınızı irdelerken, gerçekçi dersler çıkarmanız, yapabileceğiniz aksiyonlar belirlemeniz ve bu aksiyonları tamamlamanız da özsaygınızı korumanız için çok önemlidir.

Depresyon

İnsanlar kendilerini ve durumlarını olumlu yönde görme ihtiyacındadır ancak bu durumun istisnaları da yaygındır. Yukarıda bahsettiğim ‘’kendine hizmet eden önyargı’’ denklemi depresyonda olan ya da karamsar insanlarda tam tersine işler. Yani bu kişiler başarısızlığın tek sorumlusunun kendileri olduğunu düşünürken başarının da tamamen şans ile geldiğini söylerler. Başarısızlığın sorumluluğunu alsalar da onu düzeltecek gücü bulamayabilirler. Bu durum onların içinde bulundukları durumu daha da zorlaştırarak depresyonlarını besler. Bilişsel psikoloji terapisi yardımıyla bu döngüden kurtulabilirler.

 

İlginizi çekebilir: İçimizdeki potansiyeli açığa çıkarmak için kendimizle nasıl konuşmalıyız?

Ayşe Nazar Çoban
ODTÜ Kimya Mühendisliği bölümünden 2008 yılında mezun olduğumdan beri petrol sektöründe çalışıyorum. 3 yaşında başladığım spor ise hayatımın merkezinde. Bugün hala aktif olarak antrenman ... Devam