X

Kendimize söylediğimiz yalanlara son: Yepyeni bir ‘’Kendim’’ hoşgeldin

Evet ister kabul edelim ister etmeyelim, hepimiz kendimize bir konu hakkında yalan söyleriz. Nasıl olur diye soracak olursanız bir dönüp bakalım kendimize: Aslında içimize sinmeyen şekilde davranan bir erkekle birlikte olmaya devam edip kendimize ‘Evet ben onu seviyorum ve o da beni seviyor dolayısı ile bir sorun yok’ diye yalan söylemedik mi? Veya yaptığımız pahalı bir çanta alışverişinde, o ay ödemek durumunda olduğumuz kiramız aklımıza gelince; ‘Ne olacak canım taksitle alıveriyorum, taksitlerimi bir bir öderim.’ diyerek kendimizi kandırmadık mı? Mesela bizi sürekli yalnız bırakan en yakın arkadaşımız olduğunu düşündüğümüz sevgili arkadaşımız, yine aynı şekilde davrandığında ve dönüp çok üzgün olduğunu söylediğinde, bile bile kaçıncı kez olmasına rağmen özrünü kabul ederek, kendimizi ve hislerimizi aslında ikinci plana atmadık mı?

İlgili yazı: Karşımızdakinin yalan söylediğini anlamanın 8 yolu

Olumsuz sonuçları olmasına rağmen belli başlı sebeplerden dolayı sürekli olarak kendimize yalan söylüyoruz.

Kendine yalan söylemenin nedeni nedir?

Ve tabi ki bunlar gibi daha birçok örnek sıralayabiliriz buraya. Peki asıl sorumuz şu; neden kendimize bile bile ve içimizde bir ses bağıra bağıra ‘Yalan söylüyorsun’ dese de yalan söylemeye devam ederiz? Bunun farklı açıklamaları olabilir, birkaç önemli örnek ise şöyle:

Başkası ne düşünür inancı:

Bu anlayış ile sadece karşımızdakinin hislerine odaklanırız ve bunun sonucunda kendi kırgınlığımız ikinci plana atılmış olur.

Bir kerelik affetmekten bir şey olmaz inancı:

Bu anlayış aslında kelimelere dökülmemiş olsa da karşımızdaki kişinin sınırlarını genişletmesine, yani bize yaptığı davranışın sözel olmayan şekilde ‘’kabullenilebilir’’ olduğu algısını yaratmamıza sebep olur.

Tabi ki değişecektir inancı:

Bu anlayış ile çaba göstermiyor olduğunu görsek bile karşımızdaki kişinin değişeceğini bekleriz.

O da bana değer veriyor inancı:

Karşımızdaki insana değer veriyorsak aynının ondan da geleceğine ve onun da aynı şekilde düşüneceğine inanırız.

Peki bir şeylerin yanlış olduğunu, içimizde fırtınalar koptuğunu, yani kendimize yalan söylemekte olduğumuzu gözlemlediğimizde ne yapabiliriz? Temelde bu anları fark etmemiz, ilişkilerimizde büyük farklılık yaratacaktır. Öncelikle hoşumuza gitmeyen her türlü davranışı uygun şekilde kendimize yalan söylemek yerine sorumluluk alarak karşımızdaki kişiyle paylaşmalıyız. Bu durum yakın arkadaşımız, eşimiz ve hatta annemiz veya babamız ile meydana gelmiş olabilir. Fakat kendimize yalan söyleyerek devam edeceğimiz her süreç, daha sonra daha büyük patlamalar veya ilişkilerimizde alacağımız daha büyük yaralar ile sonuçlanacaktır.

Ertesinde ise, bu konuda birlikte ne yapabileceğimizi, bu süreci nasıl düzeltebileceğimizi veya karşımızdaki kişiye nasıl yardımcı olabileceğimizi detaylı olarak konuşabiliriz. Bizden gerçekten yardım talep etmesi durumunda mutlaka sağlam bir omuz olarak elimizden gelen yapmalıyız.

İşte ‘’kendimize yalan söylediğimiz’’ o küçücük anlar, bilinç altımıza attığımız, içimizde kötü enerjiler ile biriktirdiğimiz ve aslında görmeden geçti gitti dediğimiz o tüm kısa anlar daha sonra mutlaka bir enerji akışı olarak ortaya çıkıyor. Bu yüzden önce bugün ‘’hep kendimize dürüst olalım’’ ve kendimize yalan söylediğimiz bu an ‘’son’’ olsun.

Yepyeni bir ‘’kendim’’, hoşgeldin…

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale