X

Kadınları dinlemek isteyenlere: Kadınların hikayesini anlatan 5 dizi önerisi

Kadınların dokundukları her şeyi güzelleştirdiğini düşünecek olursak, egemen oldukları bir dünyada yaşamak nasıl olurdu hayal bile edemiyorum.

Ne kadar şanslıyım ki çocukluğumda da, şu anda da hayatımda hep güçlü, başarılı, kendi ayakları üzerinde durabilen kadınlar yer aldı ve almaya devam ediyor. Bu güzel insanlardan ufacık bir şey öğrenebildiysem ne mutlu bana…

Farkında mısınız bilmem ama son zamanlarda yayınlanan yabancı dizilerde güçlü kadınların hayatlarını, yaşadıklarını ve birbirlerinden destek alınca neler başarabildiklerini izler olduk. Aslında o kadar başarılı diziler var ki kadın karakterleri ön plana çıkan, saymakla bitmez. Bu diziler arasında favorim olan 5 dizi var ki, gerek oyunculukları, gerekse senaryoları ile beni oldukça etkilemekte. Eğer bu diziler arasında henüz izlemedikleriniz varsa ilk fırsatta ekran başına geçmenizi öneririm.

Big Little Lies

Bir sahil kasabasında yaşayan ve çocukları aynı okulda okuyan birkaç kadının hayatını anlatan dizi yayınlandığı günden beri birçok ödül kazandı. Dışarıdan adeta muhteşem görünen hayatlarının altında yatan birtakım ailevi sorunları oldukça etkileyici bir kurgu ile işleyen dizinin özellikle kadın oyuncularının ne kadar başarılı olduklarını bilsek de, sanırım bu dizi ile başarılarına başarı kattıklarını söylememiz mümkün.

Bir kitap uyarlaması olan Big Little Lies 2017 başında izleyici ile buluşmuştu. 2. sezonunu geçtiğimiz aylarda izlediğimiz dizinin yeni sezonunun geleceği ile ilgili birtakım söylentiler olsa da, yapımcılardan henüz kesin bir açıklama gelmedi. Dilerim başlı başına efsane olan bu dizi bir sezon daha bizlerle olmayı başarabilir.

Good Girls

Kadınların olduğu yerde macera asla bitmiyor değil mi? İşte bu dizi tam da buna inandırıyor bizi. Hayatlarında ufak pürüzler olan 3 kadının acil paraya ihtiyaç duymaları ve bir market soygunu yapma kararları ile başlayan dizi, küçük bir market soygunun başlarına bir hayli iş açması ile devam ediyor.

Oldukça keyifli olan dizi aynı zamanda dostluğu da çok başarılı bir şekilde işliyor. Bana göre diziden çıkarılan sonuç ise, eline güç geçen insanın ne kadar korkusuz ve cesaretli olabileceği sanırım.

2. sezonu geçtiğimiz Mart ayında yayınlanan dizinin 3. sezonunun 2020 başlarında yayınlanacak olması beni çok sevindirdi. 3. sezonda grubumuza Netflix’in bir diğer başarılı dizisi Orange is the New Black yıldızlarından Jackie Cruz’un da dahil olacağını açıklayan yapımcılar bakalım bizim “iyi” annelerimiz için yeni sezonda ne gibi maceralar hazırlamış. Heyecanla bekliyoruz!

Dead to Me

Kara komedi olarak geçen dizi ile ilgili ilk akla gelen, eşini bir trafik kazasında kaybeden Jen ile grup terapisinde tanıştığı Judy’nin kısa ama kuvvetli dostluğu oluyor. Neredeyse her bölümde açığa çıkan, karakterlerin gizli kalmış sırları ile her seferinde bize “yok artık” dedirten dizinin 2. sezonunun çekileceği Haziran ayında duyurulmuştu.

Bakalım yeni sezonda Jen ve Judy her şeyi bir kenara bırakıp, dostluklarına sımsıkı sarılabilecekler mi?

Cable Girls

Nasıl ki kadının olduğu yerde macera var diyorsak, ne yazık ki kadınların olduğu yerde her zaman zorlukların, hayat mücadelesinin olduğunu söylemek de yanlış olmayacaktır. Netflix’in en başarılı İspanyol dizilerinden olan Cable Girls, bizlere tam da bunu anlatmak istiyor. 4 sezon yayınlanan dizinin 2020 yılında yeni sezonunun yayınlanacağı geçtiğimiz aylarda açıklanmıştı.

1920’li yılların sonlarında Madrid’de bir telekomünikasyon şirketinde geçen dostlukları, aşkları ve kadın dayanışmasını anlatan dizi aynı zamanda İspanya’nın cinsel devrimine de değiniyor. Müzikleri, kıyafetleri, hikayesi ile oldukça beğeni toplayan diziyi özellikle erkeklerin izleyip, kadınların geçmişte (bazı ülkelerde halen) ne gibi zorluklardan geçtiğini bir kez daha anlamalarını dilerim.

Dizinin baş karakteri Lidia’nın dediği gibi “Sonunda, zengin ya da fakir, hepimiz aynı şeyi istiyoruz: Özgür olmak.” Sizce de çok haklı değil mi?

Glow

Son olarak keyifli mi keyifli bir dizi var karşımızda. 1980’li yılların sonlarında yayınlanan Gorgeous Ladies of Wrestling adlı televizyon şovunun bir uyarlaması olan GLOW, ilk başlarda hayatta kalmaya çalışan bir oyuncunun hikayesini konu alsa da, ilerleyen bölümlerde diğer karakterlerimizi de yakın mercek altına alıyor.

Orijinal şova kıyasla günümüzün GLOW’u, kadın güreşçilerimizi güçlü gösterirken aynı zamanda daha erişilebilir karakterlere dönüştürerek diziyi komedi tadında bizlere sunuyor. Gerek özel hayatlarında, gerek kariyerlerinde başarıya ulaşmak için epey çaba sarf eden “muhteşem” güreşçilerimizden hayat üzerine öğreneceğimiz çok şey var aslında.

2017 yılından beri yayınlanan dizi 4. sezonu ile önümüzdeki yıl bizlere veda edecek.

İlginizi çekebilir: Bu yaz ne okuyacaksınız: İster tatilde, ister evde, yazınızı güzelleştirecek 6 kitap önerisi

Gizem Okut: 1986 yılında İstanbul'da doğdum ve Kıbrıslı'yım. 2010 yılında DAÜ'de Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünü bitirdikten sonra Londra'da moda yazarlığı da dahil olmak üzere moda ile ilgili kurslara katıldım. Bir buçuk senelik bir Londra macerasının ardından tatil için gittiğim İstanbul'da ailemle kalmaya karar verdim ve İstanbul'da çeşitli firmalarda Stil Editörlüğü, Sosyal Medya Yönetimi, Müşteri İlişkileri gibi farklı pozisyonlarda çalıştım. 2016'da Kıbrıs'a geri dönmem ile birlikte üniversite yıllarımda staj yaptığım ve ülkenin en eski otellerinden olan Dome Hotel'de Misafir İlişkileri ve Sosyal Medya Yönetimi pozisyonlarında 2 yıl çalıştım. Daha sonra turizm sektörüne ait olmadığıma karar vererek ani bir kararla birbirinden tamamen farklı sektörlerde, birbirinden farklı işlerde çalıştım ve çalışmaya da devam ediyorum. Yazı yazmak, kitap okumak, müzik dinlemek, plajda vakit geçirmek gibi vazgeçemeyeceğim hobilerimin yanı sıra, seramik objeler yaratmak, bahçe ile uğraşmak, farklı tarifler denemek gibi hobilerim de mevcut. Şu hayattan istediğim üç şey; sağlık, barış, huzur.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale