X

İş hayatınızda mutlu olmak için alışkanlıklarınızdan kurtulmanın önemi

Alışkanlıklar, bizi fark etmediğimiz bir monotonluğa sürüklüyor. Öyle ki, sürekli aynı şeyleri yapmaktan, bir çok kişiyi görmüyor ya da olayı kaçırıyoruz. Yakınmak ve söylenmek çoğu zaman alışkanlık haline geliyor. Ve maalesef alışkanlıklardan düşünüldüğü kadar kolay vazgeçilmiyor.

Bildiğiniz gibi çalışanlar, insan kaynakları ofisine gelerek, çözemedikleri bir konuyu rahatlıkla paylaşabiliyorlar. Sorunlarını danışıp, iş hayatlarında doğru yöne ilerlemek istiyorlar. Aslında çoğu zaman aynı konu için, belirli aralıklarla gelip aynı cümleleri sarf ettiklerinin farkına bile varmıyorlar. Evet duyduğunuz gibi, yakınma da alışkanlığa dönüşüyor ve bakış açımızı daraltıyor. Motivasyonu düşürüyor ve sürekli enerjimizi alıyor.

Hiç birimizin mükemmel olmaması gibi, şirket yapısının içinde de mükemmeli aramak bizi mutsuz ediyor. Ve bir müddet sonra çözüm aramayı bırakıp sadece söylenir hale geliyoruz. Organizasyon yapısındaki eksikleri, yanlışları, yine kişiler kendi çabalarıyla düzeltiyor. Bunun için de yakınmak yerine, işin içinde daha çok olmak ve daha çok çalışmak gerekiyor. Tabi şu da bir gerçek, çalışandan memnun kalınmaması kadar, çalışanın işletmeden memnun olmaması da çok doğal. Genel olarak değerlendirdiğiniz zaman (SWOT Analizi) eğer şirket mutlu olmanız için yeterli kriterleri sağlamıyorsa, acilen çalışmayı sonlandırmanız gerekiyor. Tabi her gün yakındığınız şirketten ayrılmanız alışkanlıklarınız yüzünden kolay olmuyor. Sürekli söylenip şikayet eden ama hala aynı şirkette çalışan bir sürü insan var. Haksız mıyım? Aklıma bununla ilgili Osho‘nun bir hikayesi geldi:

Özgürlük savaşçısı bir adam ülkeler arasında sürekli seyahat ediyormuş. Bir gece bir kervansarayda kalmış. Altın bir kafeste sürekli “özgürlük! özgürlük!” diye bağıran güzel bir papağan görünce şaşırmış. Adam kendi kendine “bugüne kadar pek çok papağan görmüştüm, hep bu kafeslerden özgürleşmek istediklerini düşünmüştüm. Fakat hiçbir zaman sabahtan gece uyuyana kadar, bütün gününü özgürlük isteyerek geçiren bir papağan görmemiştim” diye geçirmiş. Gecenin bir yarısında dayanamamış ve uyanıp kafesin kapısını açmış. Sahibi derin uykuda olan papağana, sessizce “şimdi çık dışarı” demiş. Ancak papağanın kafesin çubuklarına sıkı sıkı tutunduğunu görünce şaşırmış. Ona tekrar tekrar “özgürlüğü unuttun mu? Hadi dışarı çık! Kapı açık ve sahibin uykuya dalmış durumda. Kimse asla bilmeyecek. Sen sadece gökyüzüne uç, tüm gökyüzü senindir” demiş. Fakat sabahlara kadar özgürlük diye bağıran papağan şimdi kafesten çıkmak istememiş. Öyle güçlü ve öyle sıkı bir şekilde tutunuyormuş ki kafesin tellerine, papağanı kendi elleriyle almaya çalışmış ama papağan onu gagalamış. Tabi aynı zamanda da hâlâ “özgürlük! özgürlük!” diye bağırmaya devam ediyormuş.

Gece boyunca  papağanın çığlıkları yankılanmaya devam ediyormuş. Ama adam da inatçıymış, o bir özgürlük savaşçısıymış çünkü. Tekrar yatağından kalkmış, papağanı dışarı çekerek gökyüzüne fırlatmış, elleri acısa da bir ruhu özgürleştirdiği için son derece mutlu olmuş.

Sonra uyumaya gitmiş. Sabahleyin uyandığında papağanın “özgürlük! özgürlük!” diye bağıran sesini duymuş. Belki de papağan bir ağacın ya da bir kayanın üzerinde duruyordur diye düşünmüş. Ancak dışarı çıktığında papağan kafesin içinde oturuyormuş. Ve kafesin kapısı sonuna kadar açıkmış.

Hikayede olduğu gibi, şirketten ayrılmak istiyoruz, yakınıyoruz, doğru gitmeyen bir şeyler olduğunu düşünüyoruz ama hala çalışıyoruz. Çünkü farkında olmadığımız alışkanlıklar bize;

* Güvencede olduğumuzu (papağanın kafesten ayrılamaması gibi)

* Emeğimizin çok olduğunu,

* Diğer işlerin daha iyi olup olmayacağından emin olmadığımızı,

* Yeni iş arkadaşlarıyla iletişimin doğru kurulamama ihtimalinin olduğunu,

* Konfor alanımızı bozmaya hazır olmadığımızı söylüyor olabilir. (Maddi kaygılar, özel hayatta yaşanılacak kaygıları da dahil edebiliriz.)

Ancak memnun olmadığınız şirkette çalışmak, her iki taraf içinde gereksiz zaman, emek ve para kaybı oluyor. Sizin çalışırken huzursuz olmanıza sebep olan konularla uğraşmak yerine (dedikodu, haksız terfi, adil olmayan işletme sistemi vs) enerjinizi daha doğru bir yerde kullanmanız, hem sizi hem de diğer karşı tarafı geliştiriyor.

Gerçekten emin olduğunuz şeyleri yapmak için, biraz cesaret ve alışkanlıkların gücünü fark etmeniz yeterli olacaktır. Biri sizi özgürleştirmek için kafesinizi açarsa, siz de doğru yolda ilerlemek için lütfen dışarıya çıkın.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız. tıklayınız. 

Saygı Günenç: Bir işletmenin en önemli kaynağı "insan" dır. Uzun yıllar yöneticilik yaptıktan sonra , insanların mutluluklarını, hüzünlerini, heyecanlarını, başarılarını paylaşabilmenin güzelliğiyle, vizyonumu bu kaynağa daha yakın bir meslekte oluşturdum. "Bu dünyadan aldığının karşılığını yerine koymak her insanın zorunluluğudur." der Albert Einstein. Bu felsefeyle hareket ediyor, yazılarımla bir nebze insanların ruhlarına dokunmaya çalışıyorum. Mesleğimi seviyorum, çünkü insanları seviyorum. Tarihi yerleri gezmeyi, büyüleyici doğayı izlemeyi, denizi çok seviyorum. Binicilik, kayak, su sporlarını yapmaktan mutlu oluyorum. Okumaktan keyif alıyor, bu farklı kapıları açan dünyada uzun süre vakit geçiriyorum. Gözümün nuru blogumda emek harcamanın keyfini çıkarıyor ve paylaşmanın ayrıcalığını yaşıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale