X

In Pursuit of Wellness Serisi 10: İş yerinde iyi oluş

Bir düşünün; dağınık, sıkışık, karman çorman, koyu renkli bir odada mı kendinizi daha iyi hissedersiniz yoksa ferah, geniş, aydınlık bir yerde mi? Elbette ki tercihiniz ikincisidir. Peki ya çalışırken nasıl bir ortamda bulunmak istersiniz, nasıl bir ofis sizin motivasyonunuzu artırır, üretkenliğinizi destekler? Sanıyoruz cevabınız bir önceki soru ile benzerdir. Ancak, ne yazık ki dünya genelinde çoğu ofis, çalışanlarına ideal çalışma ortamını sunamıyor; dar, sıkıcı, basık ofislerde yüksek verim bekleniyor

Wellness öncüsü Global Wellness Institute da Wellness Serisi’nde bu konuyu ele alıyor ve Wellbeing in the Workplace isimli videosunda iç mekanların iş verimi üzerindeki etkisine vurgu yapıyor. Hayatımızın büyük bir kısmını kapalı alanlarda geçirdiğimizi ve bu alanları daha yaşanır hale getirmek için çabalamamız gerektiğini anlatan videoda iş yerlerinde iyi oluşu desteklemek için neler yapılabileceğine yer veriliyor.

Kutu gibi, tahta bölmelerle ayrılmış küçük çalışma masalarında yan yana sıralanmış çalışanları gözünüzün önüne bir getirin… Sizce böylesi bir ortamın iş verimi desteklemesi ne kadar mümkün? Uzmanlara göre pek de mümkün değil. Çünkü insanlar iyi hissetmezse yaptıkları işler de yeterince iyi olmaz. Çalışanlarının iyi oluşunu önemseyen ve işlerin daha iyi olmasını isteyen her iş verenin bunu göz önünde bulundurması şart.

İlginizi çekebilir: Mekanların psikolojimiz üzerinde nasıl bir etkisi var?

International Workspace Provider’ın CEO’su Marian Herman, çalışanların ihtiyaçlarını analiz ederek iş yerlerini çok daha verimli ve iyi oluşu destekleyici bir hale getirmek için özel tasarımlar yaptıklarını ‘İş yerinde iyi oluş’ videosunda anlatıyor. Ve bunu yalnızca mekansal detaylara, mimariye, inşaata odaklanarak değil; veri bilimcileriyle, davranışsal psikologlarla çalışarak ve yeni trendleri takip ederek yaptıklarını paylaşıyor ve ekliyor: ‘Göz önünde bulundurulması gereken çok şey var.’ Üstelik yalnızca bugüne değil, geleceğe de odaklanarak; ileride çalışanların, iş verenlerin ve iş yerlerinin nelere ihtiyaç duyabileceklerini de analiz ederek tasarımlarını yaptıklarını paylaşan Herman, böylece çağın ötesine geçmenin mümkün olduğunu da belirtiyor.

Mekanların, kullanıcıların iyi hissetmelerine hizmet etmesi gerektiğini savunan Workspace Provider’ın ürün tasarımı ekip yöneticisi Zofia Pichelska, ‘İyi bir tasarım, sadece görsel bir oluş değildir; içinde bulunan insanların deneyimlerini zenginleştiren, iyi hissetmelerini destekleyen ve gerçekten orada olmak istemelerini teşvik eden bir yapıdır.’ diyor. Dahası, etkili bir ofis ortamının hangi unsurları barındırması gerektiğini de paylaşıyor. Hepsi ve fazlası için ilham verici videoyu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:

İlginizi çekebilir: In Pursuit of Wellness Serisi 9: Durmak için koşmak

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale