X

İki kere ikinin dört ettiği günlerden sen olduğun an’lar

Tüm akşam yarının için yaptığın planların yerinde bu sabahın ilk ışıklarıyla yeller mi esiyor? Gözünü açtığında hiçbir şey dün kurguladığın şekliyle gelmiyor mu önüne? Bu sabah, haftanın ilk günü, bırak olmayan olmadığıyla kalsın sen olanda kal. Ayaklarının gitmek zorunda olduğu yerler dışında gitmek istediği yerlere adım atması kadar enerji verebilecek başka bir şey yakışmıyor, bu sabahlara.

Gitmek için çok uzağa gitmen gerekmiyor. Tüm şartlanmaları tüm kalıpları bırak bugün ve gözlerin izin ver görsün bugün. Tüm mecburiyetlerin arasında sana kalan kısacık zamanı istediğin gibi değerlendirebilmenin dönüştürücü gücüne şahit ol. Bazen dışarıdan bir şey duymaya gerek yok, içine ses ver. Bazen navigasyona gerek yok, adımların nereye gidecekse bırak gitsinler. En son ne zaman hiçbir plan yapmadan yürüdün? Koşuşturmadan zihnen ve fiziken, en son ne zaman gerçekten yürüdün? Esen rüzgarı ne zaman fark ettin attığın adımlarda ve havayı ne zaman doyasıya içine çektin? “Aman şehirde de ne havası ya!” dediğini duyar gibiyim. Ama sonuçta aldığın nefes değil mi? Şehirde de nefes alıyorsun bir şekilde, değil mi? Araştırmalar bir insanın günde 86400 kez nefes aldığını söylüyor. Sen aldığın bir nefese ne zaman şükrettin?

Tüm mecburiyetlerin arasında sana kalan kısacık zamanı istediğin gibi değerlendirebilmenin dönüştürücü gücüne şahit ol. Bazen dışarıdan bir şey duymaya gerek yok, içine ses ver.

Bugün bildiğin, öğrendiğin, öğretilen tüm şeylerden uzaklaşabilmeye adımlar atmana niyet ediyorum. Bugün bilimsel kanıtlardan, bugün spiritüel durumlardan uzak, kulaklarını dış etkenlerin hepsine kapamış, sadece içine kulak vermiş olmanı diliyorum. Bazen duymak için mücadele verdiğimiz anlar bizi yordu bazen de görmek için. Tüm kaosun içinde bir de kendi kendimizi yormayalım bugün. Zaten duymak için kulaklarımız, görmek için gözlerimiz, hissetmek için yüreğimiz varken, bir dış etkene ihtiyaç duymaya gerek olduğunu düşünmüyorum, en azından bugün.

Ben böyle bir sabaha uyandım. İçinde bulunduğum yoldaki yanlış inanç kalıplarından yorulduğum, bilimsel kanıtlar aramaktan usandığım, yine en bildiğim ve bana iyi gelen, yaşayıp da onayladığım, iç sesimle paralel yürümeye uyandım. Attığım adımların bugün ne olursa olsun “zorunda” bile olsam, içimdeki sesten uzaklaşmadıkça beni mutsuz edebileceğine inanmadığım bir gündeyim. Yarın ne olur bilinmez, çok da önemi yok. Şu an buradayım, ben benim. Yarın da yarında olacağım ve ben yine ben olacağım, belki başka şekilde ama bir şekilde ben olarak.

Tüm kaosun içinde bir de kendi kendimizi yormayalım bugün.

Bu yol senin yolun. Belki, matematikte bildiğimiz tek çarpma işlemini hatırladığımız zaman onu her gün işe yarar hale getirebiliriz: nede olsa iki kere iki dört!

 

İlginizi çekebilir: İçinde yuva olarak bildiğin şeyden manevi evrimine giden yol

Şebnem Pınar: Merhaba! Yazılarımda benim 'anlama yolculuğumu' okuyor olacaksınız. Beni anlamak için yazan birisi olarak tanımlamak da isteyebilirsiniz. Şimdi daha önceden edindiğiniz tüm varsayımları ve okurken yapacağınız tüm kritikleri bir kenara bırakıp, sadece okuyun. İdraki de doğal sürecine bırakın... Okuduğunuz an anladığınız şey az sonra değişebilir! Bunu hatırlayın. Bu sizin size yapabileceğiniz en güzel şey!

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale