X

İçindeki tüm gücü olumlu bir enerjiyle yönettiğinde senin dünyan nasıl dönüyor?

OLUMLU DÜŞÜN! 
POZİTİF OL!
İYİ DÜŞÜN İYİ OLSUN!
 
Televizyonlarda, gazetelerde, okuduğun bir kitabın satırlarında, yürüdüğün sokaklarda yanından geçen insanlardan, Facebook’ta Instagram’da ve daha birçok yerde… Her zaman olumlu düşünen taraftasın belki düşününce hayatını… Ya bir zaman geldi ki artık hep olumlusun… Ya da olumlu düşüncelere sahip olmayı yeni keşfediyorsundur. Hatta bu ne müthiş bir özgürlük öyle değil mi?   

Peki ya, içindeki tüm gücü olumlu bir enerjiyle yönettiğin hayatında, çevren nasıl? Nasıl bir ailedesin? Nasıl bir iş ortamındasın? Nasıl bir arkadaş çevresine sahipsin? Hangi zihin yapılarıyla birlikte yaşamını sürdürüyorsun? 

Hiçbir şeyin “olumlu düşün olumlu olsun” söylemi kadar kolay olmadığını fark ettiğinde, bunu fark eden milyonlarca insan olduğunu bilmemiz gerekiyor. 

Belki belli bir zaman insanlara sen de olumlu düşünle başlayan cümleler kurdun, kurdun… Kuruyorsun. Belki devam ediyorsun, belki bıraktın, sadece sen olumlu düşünebilmeye çalışmakla meşgulsün. Çünkü yürüdüğün yolda, bindiğin otobüste, indiğin durakta, birlikte yürüdüğün insanda bir zırh var. Gördün, gördün… Görüyorsun. Zırh olduğu yetmezmiş gibi o da ne? Kalkanları kılıçları kuşanmış da üstüne üstüne mi geliyorlar?
 
Hiçbir şeyin “olumlu düşün olumlu olsun” söylemi kadar kolay olmadığını fark ettiğinde, bunu fark eden milyonlarca insan olduğunu bilmemiz gerekiyor. Sadece “olumlu düşün” demek kadar kolay olmadığı için, pek duymuyor olabiliriz. 
 
Evet, “olumlu düşün olumlu olsun” söylemini nasıl kabul edip, inanıp, savunuyorsak; bu yolun bazen engebeli, bazen taşlarla tıkalı, bazen su gibi akışta, bazen çukurlu olduğunu da kabul etmemiz gerekiyor. Ve inanın, hiçbirimiz tek başımıza mücadele etmiyoruz bunlarla. Senin yaşadığın bir benzeri savaşı ben de yaşıyorum, vapurda yanında oturup uzaklara dalan o insan da yaşıyor. 

Bu bir döngü. İçine döndüğün, içinde gördüğün, içinde hissettiğin, tıpkı dünyanın kendi ekseninde döndüğü gibi, daima, yeniden, aynı şekilde… 

Nasıl ki, su içmen gerektiğini düşündüğün zaman, oturduğun yerden kalkıp mutfağa gidip, sürahiyi eline alıp bardağa su doldurmak zorundaysan, olumlu düşünmenin de benzer basamakları var. Her gün, her an, her saniye, her durumda, her koşulda zihnin seni yanılttıkça yine, en yakın arkadaşının ağzından çıkan o olumsuz ve umutsuz sözcüğü işitmişken yeniden, en baştan, aynı şekilde, aynı hislerle… Bu bir döngü.
 
Döngü demişken; Dünya bile kendi ve Güneş’in ekseni etrafındaki dönüşünü müthiş bir hızla gerçekleştirmiyor mu? İlkokul sıralarında duyduğumuz bu bilgiyi şu anda hayatımıza nasıl entegre edebiliriz? Bir bakalım… Dünya (tabii yaklaşık olarak) kendi ekseni etrafında 1,600 kilometre hızla, Güneş’in etrafında ise 105,000 kilometre hızla dönüyor. Ve ne oluyor? Biz bunu hissetmiyoruz bile. Dönüyor ve hissetmiyoruz! Düşünsene! Ama dönüyor gerçeğini kabul ediyoruz, öyle değil mi? Çünkü sadece dünya dönerken, içindeki cisimler ve hava kütleleri de onunla birlikte bir uyum eşliğinde dönüyorlar. Görmüyoruz diye, kabul etmiyor değiliz, öyle değil mi? 
 
Pozitif olma düşüncemi kuşanmış aldığım nefes bir yerlere götürürken, karşıma çıkan engebelerde, taşlarda, çukurlarda, belki uçurumlarda, kendime dönüp kendime hatırlatıyorum; bu yolda “neden?” ve “nasıl?” yürümem gerektiğini. Sıklıkla, yeniden, en baştan, aynı şekilde, ve aynı içsellik ve gücümle… Bu bir döngü. İçine döndüğün, içinde gördüğün, içinde hissettiğin, tıpkı dünyanın kendi ekseninde döndüğü gibi, daima, yeniden, aynı şekilde… 
 
Unutmayın zihninizde düşünen tek kişi sizsiniz! Dünyanızın gücü ve yetkisi sizsiniz!” – Louise Hay
 
 
İlginizi çekebilir: Bugün bildiğin tüm egzersizleri unut: Güne sadece 20 kasını çalıştırarak başla

Şebnem Pınar: Merhaba! Yazılarımda benim 'anlama yolculuğumu' okuyor olacaksınız. Beni anlamak için yazan birisi olarak tanımlamak da isteyebilirsiniz. Şimdi daha önceden edindiğiniz tüm varsayımları ve okurken yapacağınız tüm kritikleri bir kenara bırakıp, sadece okuyun. İdraki de doğal sürecine bırakın... Okuduğunuz an anladığınız şey az sonra değişebilir! Bunu hatırlayın. Bu sizin size yapabileceğiniz en güzel şey!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale