İçindeki tüm gücü olumlu bir enerjiyle yönettiğinde senin dünyan nasıl dönüyor?

OLUMLU DÜŞÜN! 
POZİTİF OL!
İYİ DÜŞÜN İYİ OLSUN!
 
Televizyonlarda, gazetelerde, okuduğun bir kitabın satırlarında, yürüdüğün sokaklarda yanından geçen insanlardan, Facebook’ta Instagram’da ve daha birçok yerde… Her zaman olumlu düşünen taraftasın belki düşününce hayatını… Ya bir zaman geldi ki artık hep olumlusun… Ya da olumlu düşüncelere sahip olmayı yeni keşfediyorsundur. Hatta bu ne müthiş bir özgürlük öyle değil mi?   

Peki ya, içindeki tüm gücü olumlu bir enerjiyle yönettiğin hayatında, çevren nasıl? Nasıl bir ailedesin? Nasıl bir iş ortamındasın? Nasıl bir arkadaş çevresine sahipsin? Hangi zihin yapılarıyla birlikte yaşamını sürdürüyorsun? 

Hiçbir şeyin “olumlu düşün olumlu olsun” söylemi kadar kolay olmadığını fark ettiğinde, bunu fark eden milyonlarca insan olduğunu bilmemiz gerekiyor. 

Belki belli bir zaman insanlara sen de olumlu düşünle başlayan cümleler kurdun, kurdun… Kuruyorsun. Belki devam ediyorsun, belki bıraktın, sadece sen olumlu düşünebilmeye çalışmakla meşgulsün. Çünkü yürüdüğün yolda, bindiğin otobüste, indiğin durakta, birlikte yürüdüğün insanda bir zırh var. Gördün, gördün… Görüyorsun. Zırh olduğu yetmezmiş gibi o da ne? Kalkanları kılıçları kuşanmış da üstüne üstüne mi geliyorlar?
 
Hiçbir şeyin “olumlu düşün olumlu olsun” söylemi kadar kolay olmadığını fark ettiğinde, bunu fark eden milyonlarca insan olduğunu bilmemiz gerekiyor. Sadece “olumlu düşün” demek kadar kolay olmadığı için, pek duymuyor olabiliriz. 
 
Evet, “olumlu düşün olumlu olsun” söylemini nasıl kabul edip, inanıp, savunuyorsak; bu yolun bazen engebeli, bazen taşlarla tıkalı, bazen su gibi akışta, bazen çukurlu olduğunu da kabul etmemiz gerekiyor. Ve inanın, hiçbirimiz tek başımıza mücadele etmiyoruz bunlarla. Senin yaşadığın bir benzeri savaşı ben de yaşıyorum, vapurda yanında oturup uzaklara dalan o insan da yaşıyor. 

Bu bir döngü. İçine döndüğün, içinde gördüğün, içinde hissettiğin, tıpkı dünyanın kendi ekseninde döndüğü gibi, daima, yeniden, aynı şekilde… 

Nasıl ki, su içmen gerektiğini düşündüğün zaman, oturduğun yerden kalkıp mutfağa gidip, sürahiyi eline alıp bardağa su doldurmak zorundaysan, olumlu düşünmenin de benzer basamakları var. Her gün, her an, her saniye, her durumda, her koşulda zihnin seni yanılttıkça yine, en yakın arkadaşının ağzından çıkan o olumsuz ve umutsuz sözcüğü işitmişken yeniden, en baştan, aynı şekilde, aynı hislerle… Bu bir döngü.
 
Döngü demişken; Dünya bile kendi ve Güneş’in ekseni etrafındaki dönüşünü müthiş bir hızla gerçekleştirmiyor mu? İlkokul sıralarında duyduğumuz bu bilgiyi şu anda hayatımıza nasıl entegre edebiliriz? Bir bakalım… Dünya (tabii yaklaşık olarak) kendi ekseni etrafında 1,600 kilometre hızla, Güneş’in etrafında ise 105,000 kilometre hızla dönüyor. Ve ne oluyor? Biz bunu hissetmiyoruz bile. Dönüyor ve hissetmiyoruz! Düşünsene! Ama dönüyor gerçeğini kabul ediyoruz, öyle değil mi? Çünkü sadece dünya dönerken, içindeki cisimler ve hava kütleleri de onunla birlikte bir uyum eşliğinde dönüyorlar. Görmüyoruz diye, kabul etmiyor değiliz, öyle değil mi? 
 
Pozitif olma düşüncemi kuşanmış aldığım nefes bir yerlere götürürken, karşıma çıkan engebelerde, taşlarda, çukurlarda, belki uçurumlarda, kendime dönüp kendime hatırlatıyorum; bu yolda “neden?” ve “nasıl?” yürümem gerektiğini. Sıklıkla, yeniden, en baştan, aynı şekilde, ve aynı içsellik ve gücümle… Bu bir döngü. İçine döndüğün, içinde gördüğün, içinde hissettiğin, tıpkı dünyanın kendi ekseninde döndüğü gibi, daima, yeniden, aynı şekilde… 
 
Unutmayın zihninizde düşünen tek kişi sizsiniz! Dünyanızın gücü ve yetkisi sizsiniz!” – Louise Hay
 
 
İlginizi çekebilir: Bugün bildiğin tüm egzersizleri unut: Güne sadece 20 kasını çalıştırarak başla

Şebnem Pınar
Sinema ve Televizyon sektöründe yapımcı. Filmli günleri arasında aynı zamanda bir yoga eğitmeni. Varoluş amacını sorgularken; kelimeleri var, yüreğinden yürüdüğü yollara dökülen; o kelimelerin ... Devam