Mükemmeliyetçilik maskesinin ardındaki psikoloji ve kırılganlık korkusu 

Hayattaki her şeyin düzenli, planlı ve kusursuz olması dışarıdan bakıldığında imrenilecek bir şeydir. Sevdiği işi yapmak, mutlu bir ilişkide bulunmak, istediği evde oturmak ve kendinden emin bir duruş sergilemek birçok kişinin hayalidir. Ne de olsa yaşamda içinde bulunduğu konumdan ve olduğu kişiden memnun olmak, çoğumuzun yaşamadığı nadir duygulardan biridir. Dışarıdan pürüzsüz görünen bu yaşamlarla sosyal medyada ya da nadiren de olsa fiziksel çevremizde karşılaştığımızda onları hemen “mükemmel” olarak adlandırırız. Oysa modern psikolojiye göre, mükemmeliyetçiliğin altında sandığımız gibi güçlü bir başarı motivasyonu değil; aksine çok kırılgan ve yorgun bir tükenmişlik hissi yatıyor. 

Hatta mükemmel maskesinin altında gizlenen genellikle önde görünenin tam tersi oluyor. Yani dışarıdan bize kusursuz görünen imgeler, altı dolu olmayan yanılsamalardan, bir diğer deyişle maskelerden ibaret olabiliyor. Zaman zaman biz bile kendimizi bu görünmez maskelerin ardına gizlenmiş bulabiliyoruz. Bu kadar mutlu görünürken içte yaşanan huzursuzluğun ve anlamlandırılamayan öfke patlamalarının sebebi de kendimizi bir türlü serbest bırakmamamız olabiliyor. Çünkü hata yapmak ya da yardıma ihtiyacı olduğunu itiraf etmek, verim odaklı modern dünyada affedilemez zayıflıklar olarak tanımlanıyor. Peki ama çizilen o kusursuzluk imajı gerçekten de altında verilen o yoğun psikolojik savaşa değiyor mu?

Mükemmeliyetçilik maskesine neden gereksinim duyuyoruz?

Mükemmeliyetçiliğin ne kadar yorucu bir maske olduğunu bilmek, mükemmel olmayı istememek anlamına gelmiyor. Otizm spektrumundaki bireyler üzerinde yapılan araştırmalar, mükemmeliyetçiliğin sosyal çevrede hayatta kalabilmek için kullanılan bir maske olduğunu gösteriyor. Normalde birbiriyle zıt kavramlar olan kırılganlık ile mükemmeliyetçiliğin ise aslında bağlantılı olduğunu, hatta genellikle altta yatan kırılgan kimliği gizlemek için maskeye gereksinim duyulduğunu kanıtlıyor. Özetle, kusursuzluk maskesi mükemmel yaşam isteğini değil de kendinden farklı birine dönüşme beklentisini taşıyor. Gerçek benliğinin dışarı sızmasını istemeyen bireyler, kendi kimliğiyle taban tabana zıt bir kimlik yaratarak bu kişiliğe bürünüyor. 

Sosyal hayatı ve profesyonel yaşamı kendimiz için seçtiğimiz bu yeni kimlik üzerine inşa etmek, bazen olduğumuz kişiyi tüm çıplaklığıyla dünyaya sunmaktan çok daha kolay geliyor. Çünkü bu sayede olduğumuz kişiye dair hissettiğimiz olumsuz duyguları taşımak zorunda kalmıyoruz. Üstelik takılan maske bizi yansıtmadığı için beklentileri karşılayamama yüküyle yüzleşmemiz de gerekmiyor. Daha derin kodlardaysa kendi içimizde sürekli verdiğimiz, sonu gelmez bir savaşı tanımlıyor. Dışarıda taklit edilen o kusursuz kişi, aynaya baktığımızda gördüğümüz kişi olmadığından bununla her karşılaştığımızda yaşadığımız kronik yorgunluk, mutsuzluk ve yetersizlik hissi de sürekli şiddetleniyor. Genellikle dış onaylara bağlı yaşadığımız için bazen de maskelerin altında gerçekten ne hissettiğimizi unutuyor, adeta bu sahte kimliğin gerçek kişiliğimiz olduğunu düşünebiliyoruz. Yani bizden bağımsız bir alter ego yaratarak hem bir yalana inanıyor hem de gerçek potansiyelimizi açığa çıkarmaktan uzaklaşıyoruz.

Mükemmeliyetçilik maskesinin psikolojik yan etkileri

Kendine mükemmel bir kimlik yaratıp bu şekle bürünmek, sandığımızdan çok daha yorucudur. Bu ağır maskeyi her gün taşımak zamanla iç dünyamızdan çalarak ikili ilişkilerde, profesyonel yaşamda ya da hayat hedeflerinde ciddi yan etkilere yol açar:

  • Bir mükemmeliyetçinin tükenme anı, maskenin düşme anıdır. Ancak kendiyle yüzleşme korkusu ağır basar ve zaafları kapatmak için “ideal” maskeyle daha uyumlu bir illüzyon yaratılır. Bu da bazen insanüstü bir çaba gerektirir. Yardıma ihtiyacı olduğunu bile bile sırf imajını zedeleyecek diye yardım alamamak gibi ciddi sonuçlar doğurabilir.
  • Mükemmeliyetçiliğin karanlık yüzünde kendine karşı duyulan derin öfke vardır. Başarılı kariyere ve ideal aileye sahip bir patronun çalışanlarına katı olması veya sürekli öfkesiyle bilinmesi, buna verilecek en iyi örneklerdendir. Ama aslında asıl yıkıcı olan kişinin kendine duyduğu öfkedir ve bunun psikolojik faturası hissedilenden de derindir.
  • Mükemmel bir maske altına girmek, kendinden başka kimseye ihtiyaç duymamak ile eşdeğerdir. Böyle bir ortamda yakın arkadaşlıklar kurmak, şeffaf ilişkiler geliştirmek ya da zayıflıkları açık etmek söz konusu bile değildir. Dolayısıyla kurulan ilişkiler ne kadar “mükemmel” görünse de derinde bir yerlerde hissedilenlerde boşluk oluşur. Sırf kutuları tiklemek adına alınan kararlar, bazen hiç de o kadar iyi hissettirmez ama bunu itiraf edip tersine çevirmek de o kadar kolay değildir.

Mükemmeliyetçilik maskesini çıkarma yolları

Özetle, kendine mükemmel bir zırh geçirmek kişiyi içten içe tüketen ve beklenmedik yerlerde patlak veren önemli bir sorundur. Hayatın doğal akışında iyiyle kötü birlikte yer aldığından her ikisinin değerini ayrı ayrı bilmek, mükemmeliyetçilik kalıplarını yıkmak adına atılacak en önemli adımlardan biridir. İnsan olmanın getirdiği eksiklikleri kucaklamak ve yıllarca inşa ettiğiniz maskenizden arınmak için günlük rutinlerinize şu adımları ekleyebilirsiniz:

  • Yardıma muhtaç olmanın zayıflık değil, hayattaki en temel ve derin insani bağ kurma şekli olduğunu kabul edin.
  • Kontrolsüz öfke sorununuzun nedenini karşı tarafta aramadan önce kendinize dönün ve gerçek hislerinize odaklanın.
  • İhtiyaçlarınızı söyleyemediğiniz zamanlarda başka insanların zihninizi okumasını beklemeyin, bunun yerine doğrudan ve açık iletişim kurma cesareti gösterin.
  • Kendinize hayatta hata yapma izni verin ve işler planladığınız gibi gitmediğinde bunu hayatın sonu olarak görmekten vazgeçin.
  • Değerinizi hayatta ne kadar başarılı olduğunuz ya da dışarıdan ne kadar iyi göründüğünüz üzerinden değil, sevgi ve sevilme hisleri üzerinden tekrar belirleyin.
  • Kusursuzluk, her an tetikte olmayı gerektiren oldukça yorucu bir performanstır. İnsan olmak ise kendi içinde hata yapma lüksünü ve onunla birlikte gelen otantikliği barındırır. Bu doğal akışla bütünlenmek kendine şefkat göstermenin en iyi yoludur.

Kaynak: psychologytoday, verywellmind

İlginizi çekebilir: Geçmişin yüklerinden kurtularak kendini özgürleştirme yolları

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!