X

Hygge alan oluşturmak: Evlerimiz sığınaklarımızdır

Saat 19:30 balkonumdayım, dünden dolaba koyduğum soğuk demleme kahvemi içiyorum. Bir yandan çiçeklerime bakarken bir yandan da size yazıyorum. Ilık ılık yaz rüzgarı esiyor, mis gibi denizi kokluyorum. Gökyüzünün kızılımsı altın rengi ışığını içime çekiyorum, bütün günün yorgunluğunu alıyor. Birkaç dakika gözlerimi kapatıyorum ‘ooohhhhh’ diyorum ‘çok teşekkür ederim’.

Umarım şu anki duygularımı sizlere aktarabilmişimdir. Mutluluk aslında bir seçimdir ve soyut bir şeydir fakat bunun için uygun ortamı da sağlamak gerekir ki daha etkili olabilsin. Bugünkü konumuz tamamen bunun üzerine.

Yer seçimi

İlk olarak yer seçiminden başlayalım. Yapılan araştırmalara göre, sivilizasyon öncesi mağaralarda yaşadığımız için kıvrılabileceğimiz küçük yerlerde kendimizi daha güvenli hissederiz. Tıpkı annemizin karnında gibi. Şimdi evinizde en iyi hissettiğiniz yeri seçin.

Uygun ışık

Bir sonraki aşamamız uygun ışık. Hygge ışığı akşam üstü gün batımında oluşan altın rengi ışığa benzetebiliriz. Gözümüzü rahatsız etmez ve sakinleştirir. Çeşitli markalardan bu tip lambaları temin edebileceğimiz gibi kendi lambalarımızı da modifiye edebiliriz. Bir bitkinin veya mobilyanın arkasına da aydınlatmamızı yerleştirerek ortamı loşlaştırabiliriz. Işık deyince aslında Hygge’de akla ilk gelen şey mumdur. İskandinavlar çok fazla mum tüketir.

Yardımcı malzemeler

Yardımcı malzemeler zeminimizin tamamlayıcı unsurlarıdır. Minder ve yastık mutlaka kullanılır. Aynı zamanda özellikle kış ayları için battaniyeler, patikler, peluş terlikler hem yumuşak hem de sıcak olduğundan harika seçimlerdir. Bunların yanında sizi rahat hissettirecek ne varsa Hygge köşenize koyabilirsiniz.

Bitkiler

Bitkiler doğada olduğumuz hissini verdiği için bizi sakinleştirir ve daha huzurlu olmamızı sağlar. Aynı zamanda bitkilerle ve toprakla ilgilenerek deşarj oluruz. Hygge’nin sonuca değil de sürece odaklanma felsefesinden dolayı da bitkilerle ilgilenmek ekstra iyi olacaktır.

Bir Hygge olmazsa olmazı maddesi olmasa da aroma terapi benim için çok önemlidir. Evde mutlaka tütsü, esansiyel yağ bulunur. Bir sonraki yazımda aroma terapiden ve evdeki malzemelerle nasıl aroma terapi yapabileceğinizden bahsedeceğim.

Yukarıda bahsettiklerimizi ofiste, home ofisinizde, yoga ve meditasyon köşelerinizde de uygulayın. Özellikle yoga ve meditasyon köşesinde çünkü biliyorsunuz ki Hygge Yoga bütünüyle bir deneyim. Yakında görüşmek üzere, oluşturduğunuz alanları şimdiden çok merak ediyorum, benimle de paylaşırsanız çok mutlu olurum, hoşça kalın. 

 

İlginizi çekebilir: Hygge yoga: Sıcaklık, rahatlık, huzur, bedene ve zihne odaklanma, farkındalık

Bahar Çolak: Bahar Çolak; Zen felsefesinin derinliğini modern biyomekanik ve longevity odağıyla sentezleyen ZenFit Journey metodolojisinin kurucusudur. Bilim, sanat ve felsefeyi bir yaşam mimarisi olarak kurgulayan bir Sağlık İçin Egzersiz Antrenörü, Wellness Filozofu ve sistem tasarımcısı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Yeditepe Üniversitesi Sanat Yönetimi bölümünden mezun olan Bahar Çolak, çocukluk yıllarından itibaren spor ve sanatı bir yaşam disiplini olarak birlikte geliştirdi. Basketbol ve badminton gibi dinamik branşların yanı sıra; oyunculuk, piyano ve gitar ile şekillenen bu çok yönlü geçmiş, bugün sunduğu bütüncül sistemin hem fiziksel hem de estetik temelini oluşturur. Üniversite yıllarında müzik sektörü ve sergi küratörlüğü ile başlayan profesyonel yolculuğu, yoga disipliniyle tanışmasıyla yeni bir yön kazandı. Yoga eğitmenlik programının ardından Yin, Çocuk ve Hamile Yogası ile Mindfulness alanlarında uzmanlaştı. Ancak bu pratiği yalnızca spiritüel bir alan olarak değil, bilimsel ve rasyonel bir zeminde yeniden yapılandırma ihtiyacı, yönünü belirleyen temel kırılma noktası oldu. Bu yaklaşım onu New York University’de (NYU) Yoga ve Fizyoloji eğitimi almaya yönlendirdi. 2018 yılından bu yana hareketi bir performans çıktısı olarak değil, nöromüsküler regülasyon ve yaşam organizasyonu sistemi olarak ele almaktadır. Bu süreçte bilgisini: Düzeltici egzersiz, sağlık için egzersiz (medikal egzersiz), pilates temelli hareket sistemleri ile derinleştirdi. Bu akademik ve uygulamalı altyapı, güvenlik, hizalanma ve fonksiyonel bütünlüğü merkeze alan yaklaşımının temelini oluşturur. Hareket pratiğinin odağında Zen felsefesi yer alır. Ancak burada Zen, spiritüel bir çerçeveden ziyade sadelik, dikkat ve sinir sistemi regülasyonu prensibi olarak ele alınır. Eğitmenlik yaklaşımında güç, esneklik ve mobiliteyi; longevity ve anti-aging protokolleriyle birleştirir. Bu sistem wellness’ı yalnızca egzersiz değil, bir biyo-bütüncül yaşam mimarisi olarak ele alır: hareket paternleri, sinir sistemi regülasyonu, uyku ve stres yönetimi, günlük yaşam ergonomisi, çevresel ve davranışsal düzen ZenFit Journey, Bahar Çolak’ın 2018’de temellerini attığı bu çok katmanlı deneyimlerin rafine bir sonucudur. Bu metodoloji: bilginin teoriden deneyime evrilmesini, gereksiz katmanların ayıklanmasını, beden üzerinden öğrenmeyi merkeze alır. ZenFit Journey, hareketi yalnızca fiziksel bir eylem değil, sinir sistemi üzerinden yaşamı organize eden bilimsel bir farkındalık pratiği olarak ele alır. Beden değiştiğinde, algı değişir. Algı değiştiğinde yaşam yeniden organize olur.​
İlgili Makale