X

Kışın bisiklete binmek bir başkadır: Belgrad Ormanı’nı pedallayarak keşfedin

Pazar sabahı. Saat 7:00. Hava zar zor aydınlanmış. İşin en zor yanı sıcak yatağınızdan çıkıp bisiklet kıyafetlerinizi arayıp bulup giymek. Üstelik dışarıda da sağlam bir soğuk var. Hele bir de Cumartesi akşamı dışarıda bir yerlerde eğlenip eve geldiyseniz bu soğuk kış Pazar’ında sizi motive edebilecek sağlam sebeplere ihtiyacınız var demektir. İşte bu da Belgrad Ormanı’nın o muhteşem ortamında yapacağınız bisiklet binişi ve ormandaki inanılmaz keyifli parkurlar.

Kıyafetlerinizi giydikten ve bisikletinizi yükledikten sonra yapacağınız ilk iş ise sevden alınmayı bekleyen bisiklet “badinizi” toparlamak. O da sizinle aynı beklentide. Yani sizi satmıyor, “Hadi bu sabah uyuyayım, biskilete binmeyeyim” demiyor. Bisikletleri aracımızın tepesine yükledikten sonra Belgrad Ormanı’na doğru hareket ediyoruz.

Bahçeköy’den geçip Belgrad Ormanı gişelerine varır varmaz ilk heyecan başlıyor. Ormanın giriş yolundan devam edip, Neşet Suyu piknik alanına ulaşıyorsunuz. Buradan devam ederek Subaşı dediğimiz Geyik Çiftliği park alanında diğer bisikletçi arkadaşlarımızla buluşuyoruz.

İşte en heyecanlı an. Herkes bisikletlerini hazırlıyor. Lastikler kontrol ediliyor. Zincirler yağlanıyor. Hava soğuk. Burada aklınıza şu soru geliyordur: Bu soğukta nasıl binilir? Kış aylarında bisiklete binerken ne giymeliyim? Soğuktan nasıl korunabilirim?

Sonbaharda ya da kışın bisiklete binerken nasıl giyinmeli yazımızda bu konuları bulabilirsiniz. Mutlaka kat kat giyinin. Bisiklet üzerindeyken, duruyorkenki kadar üşümezsiniz. Bu sebeple ısındıkça üzerinizdeki katları çıkarabilirsiniz. Kış aylarında bisiklete binerken özellikle kuru ve sıcak kalabilmek ormanda çok daha keyifli kalabilmenizi sağlayacaktır. Tabii ellerinizi koruyacak eldivenlerinizi, kaskın içinde kafanızı sıcak tutacak berenizi de unutmayın.

Bütün hazırlıklar tamam, hangi parkurda bineceğimiz kararlaştırıldı, artık pedallamaya hazırız. Belgrad Ormanı gerçekten her noktasıyla bize müthiş güzellikler sunan bir alan. Gölleri, “single track” dediğimiz patika inişleri, çam ormanları, su geçişleri ile bize muhteşem rotalar sunuyor. Ama şunu da bilmek lazım. Genelde Belgrad ormanı dediğimizde herkesin aklına ilk 6 km’lik yürüyüş parkuru geliyor ki bisikletçilerin orada binmesine izin verilmiyor. Dolayısıyla bu parkurun dışında, onlarca kilometre uzunluğundaki, her biri birbirinden güzel parkurlarda binmeye başlıyoruz.

Pedal çevirmeye başlamanızdan sonra 5 dk içinde artık sadece ormanın içindeki o harika ana konsantresiniz. Aklınızda ne soğuk kalıyor, ne de başka özel düşünceler. Tek düşündüğünüz ağaçların arasından, patikalardan geçerkenki konsantrasyonunuz. Grup birbirini destekliyor. Çoğunlukla bindiğimiz yerlerde hiçkimse yok. Önde giden grup liderinizin gittiği patikalardan aynı şekilde geçiyorsunuz. Dalları, çalıları, ağaçları aşıyorsunuz. Patikalar, ağaçlar harika. Her taraf yapraklarla kaplı. Genelde gittiğimiz yolların çoğu bisiklete binmek için ideal. Sonbahar ve kışın Belgrad ormanındaki renkler insanı daha çok binmeye teşvik ediyor. Zaman zaman su geçişleri veya çamurun içinden geçmek de ormana ayrı bir özellik katıyor.

Binişimizi tamamlayarak tekrar aracımızı koyduğumuz yere ulaşıyoruz. Herkesin üstünde harika bir binişi bitirmiş olmanın verdiği o özel haz var. Suratlar gülüyor. Hepimizde tatlı bir yorgunluk. Çamurlu, kirlenmiş kıyafetlerimizi çıkarıp yedek kıyafetler giyildiğinde herkes aynı düşüncede. Yine harika bir günde, harika bir ekiple, müthiş bir Pazar yaşadık. Artık eve dönüp günün geri kalanını aileyle ve dinlenerek geçirme zamanı.

Haydi gelin bir sonraki haftasonunda beraber pedallayalım…

İlginizi çekebilir: İstanbul sokaklarında pedallı bir deneyim: “İstanbul’u Koşuyorum” koşusuna bisikletle eşlik etmek

Ali User: Bundan birkaç sene önce Norveç’te bir arkadaşımı ziyaretteydim. O akşam, gel seni güzel bir restorana götüreyim dedi. Sokağa çıktık, sokağın köşesindeki kiralık bisikletlerden, cebinden çıkarttığı kart ile 2 bisiklet kiraladı ve biz de bisikletlere atlayıp restoranın yolunu tuttuk. Yalnızca 15 dakika sürdü varmamız. Hava, ortam, sokaklar müthişti. Geldiğimiz yerde bisikletlerimizi iade edip girdik içeri. Keyifli bir yemek sonrası, çıkışımızda yine benzeri şekilde bisikletleri kaptık ve eve döndük. O gün çok etkilenmiştim. Bundan sonraki her yurt dışı seyahatimde, şehri gezebilmek için bisikleti kullanmaya ve şehrin tadını çok daha keyifli çıkarmaya başladım. İstanbul’da da arkadaşlarımla  yaptığım Tarihi Yarımada bisiklet gezilerinde, şehrin hiç görmediğim sokaklarını, hiç tatmadığım lezzetlerini deneyimlemeye başladım. Bu sayede başladım bisiklet turizmine, keyifle pedallamaya… 10 senedir bisiklete binmek bir hobiydi benim için. Son 2 senedir ise Bisiklet Turizmi yapmak, işim haline geldi. Şimdi UserRides markasıyla keyifle pedallayacağınız günübirlik veya konaklamalı bisiklet turları organize ediyor ve herkesin keyifle pedallamasına katkı sağlıyorum. Konfüçyüs “Sevdiğiniz bir işi seçin, böylece hayatınız boyunca bir gün bile çalışmak zorunda kalmazsınız” demiş. Ben de öyle yaptım, artık çalışmıyorum. Eşim ve iki oğlum ile zaman zaman beraber bisiklete biniyor ve köpeğimiz Oscar’ı da bu turlarımıza dahil ediyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale