X

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir: Vardığımız yanlış yargılar

“Karşındakini yargılamadan önce bir süre onun ayakkabılarıyla yürü.”
Kızılderili atasözü’

Hepimiz hayatın öyle bir bakışta dışarıdan anlayabileceğimiz kadar kolay olduğunu zannederiz! Nedir, bu geçen çift çok fazla gülmektedir; o vakit çok mutlu bir çift olmaları gerekir… Bu gelenler el ele bile tutuşmamaktadır veya gözlerinin içine bakamıyorlardır; o vakit mutsuz bir çift olmaları gerekir, belki boşanmak üzeredirler, çok zamanları kalmamıştır. Belki kopuş aşamasındadırlar…

Ne çok yargıya varırız böylece… Şu karşıdan gelen kadın en marka çantayı takmış, en marka gözlükleri kullanmış ve ne kadar zengin, varlıklı ve hayatından “memnun” görünmektedir, o vakit çok varlıklı, çok mutlu bir kadındır! Ne eksiği vardır ki, olmayan neyi vardır? Her şeyini para ile satın alabilmektedir… Diye düşünürüz! Yanına gidip sorduğumuzda bize anlatacağı onca yokluğu, para ile satın alamayacağı onca hasretliği bilmeden!

Ne çok yargıya varırız böylece; bu adam kocaman şirketleri yönetmektedir. Bu adam yıllardır en büyük riskleri alarak yaşamaktadır, çok güçlü bir adam olmalıdır. Kendinden çok emin olmalıdır. Sonra çok mutlu olmalıdır, bu pozisyona kadar kolay gelmemiştir. Bu yollarda ne savaşlar vermiştir kim bilir. Bu adam çok rahat bir adam olmalıdır, hayatta kazanmıştır, kazandıkça büyümüştür. Bu adam o adam olmuştur; herkesin hayranlıkla baktığı bir hayat yolu edinmiştir… Peki ya yanına gidip biraz olsun konuştuğumuzda kendini ne kadar yalnız hissettiğini, bu kadar göz önünde olmak istemediğini, geceleri düşünmekten uyku uyuyamadığını duyacaksak? Ya o bizim dışarıdan bakıp da verdiğimiz “dışarıdan görünen”, o en “özenilecek” koşullar aslında yok ise, aslında gerçeğin sadece bir bölümü ise?

Ne çok yargıya varırız böylece; bu kadın ve bu adam hayatlarının bir yerinde buluşmuş, birbirlerine yoldaş olmuşlardır. Sonra çocukları olmuştur, ne mutlu bir aile olmuşlardır, değil mi? Ne güzellerdir! Peki ya her şey bu kadar kolay değilse? Peki ya yaşatmaya çalıştıkları yavruları için hastanelerde üzüntü içinde zaman geçirmekte iseler? Peki ya bir umut için beklemekte, sadece bir böbrek uyumu için her şeylerini vermeye hazır iseler?

Geçtiğimiz günlerde başıma gelen bir durumu paylaşmak isterim; aracımla otoparka girdiğimde, eve varabilmek üzere acele etmekteydim. Önümdeki aracın yavaş ve umursamaz tavırlarına hemen sinirlenmiştim. Hatta korna bile çalarak zaten tek şerit olan otopark inişinde “biraz daha” hassas olmalarını istedim. Aracımı sonunda park ettim ve tam kapı girişinde öndeki araçtan inen iki kadınla karşılaştım; biri hamile (ve evet neredeyse 9 aylık hamile!) ve diğeri ise yaşlı annemiz bir ayağını sürüyerek ilerleyebiliyordu! Yani önümüzdeki araç belki hastaneden, belki kontrolden, belki üzüldükleri bir haber alarak bir yerden eve dönmekteydi ve sadece yorulmuş olabilirlerdi! Bense çoktan onlar için ne kadar saygısız, ne kadar “hassasiyetsiz” oldukları yargısına varmıştım bile!

İşte hayat öyle bizim düşündüğümüz gibi içini bilmeden, “fotoğraflardan”, gülen suratlardan gördüğümüz gibi değildir. Güzel makyajlar ile kapanamayacaklar, para ile üstü örtülemeyecekler ve aslında Instagram hesabında gördüğümüz, “ne kadar samimi olduğunu” burada sorgulamak gereği duymadığım (!) birçok şeyden çok daha derini vardır! Hayatımızda göründüğü gibi olanları ancak gerçekten baktığımızda anlayabiliriz!

İlginizi çekebilir: Dünya önümüze serilse ve tek bir seçim şansımız olsa, neyi seçerdik?

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale