X

Düşseniz de kalkmak için: Hayatta bebek adımlarıyla ilerleyin

Hayatın yoğunluğunda bazı dönemlerde kendimizi yorgun, halsiz, bitkin hissederiz, kimi zaman da duygusal olarak içimizden bir şeyler yapmak gelmez; hayat hepimize zorlu sınavlarını gösterir ve kişi eğer uzun süre -genelde hep aynı konulardır- sükutu hayale uğrarsa kendisini yavaş yavaş dışarıya kapar, hayata karşı umudunu yitirir.

Böyle zamanlarda bize yardım elini uzatan olsa da bizler kendi deneyimimiz içerisinde olduğumuzdan karşı tarafın yardım elini itebilir, hatta kişiyi düşman bile görebiliriz. Suçu başkalarına atmak  bu zamanlarda en bilinçsizce yapılan eylemdir. Bu zamanlarda yapmamız gereken yegane şey, olanı, yani başımıza geleni kabul ederek, en başta sorumluluğumuzu alarak hayata doğru birer adım atmamızdır. Tıpkı bir bebeğin yürümeyi öğrenmesi gibi, çünkü bizler de veremediğimiz sınavlarda hep düşüp kalktığımız için aynı bebek gibiyizdir.

Bebeklerin her düştüğünde ağlasa yahut incinse bile nasıl ayaklanarak tekrar adım atmaya kalktığını hatırlayın. Bizler de başarısız olduğumuz konularda, kendimizi üzmeden tekrar ileriye doğru bebek adımları atmalıyız, misal aşkta çok yara aldınız, kırıldınız; üzüldünüz bu deneyimleri yaşayan kişi artık bir ilişkiye değil girmek, aşık olmaktan bile kaçınır.

İster aşk ya da başka bir konu olsun fark etmez siz aynı konularda, aynı davranışları sergilerseniz, aynı sonuçları alacaksınızdır. Einstein’ın lafını hatırlayalım: “Aynı datalarla, aynı ortamda farklı sonuçları alacağınızı düşünmek gerçekten şaşırtıcı olmalıdır” der. O yüzden bu sefer her zamankinden farklı davranmayı kendinize sürekli hatırlatırsanız neticelerine siz de şaşırırsınız, çünkü aynı bir oyunun kısımları gibi her seferinde aynı şeyleri deneyimlerken farklı bir tavır sergilediğinizde, sonuç gerçekten farklı olacaktır. Örneğin geçmiş ilişkilerinde sürekli arayan soran, ödün veren tarafsanız, bu seferki ilişkinizde orta yoldan ilerlemeyi seçin. Kendinizi hırpalamadan, üzmeden bir bebeğe yaklaşır gibi kendinize yaklaşın ve bir bebek gibi ne kadar incinseniz de neşe ve coşkuyla tekrar adımlarınızı atın. Ufak ufak bile olsa bebek adımlarının zamanla sizi istediğiniz noktaya getireceğini hatırlayın.

İlginizi çekebilir: 2019’a yaklaşırken: Kişisel gelişim hedeflerinize nasıl ulaşabilirsiniz?

Arzum Koyuncu: Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri mezunu oldu ve üniversite öğrencisi olarak çalışmaya 1997 yılında başladı. Lisanslı gayri menkul değerleme uzmanı olarak orta ve üst düzey yöneticilik yaptı. 2007 yılında geçirmiş olduğu kaza neticesinde, kişisel gelişim konuları, kuantum çekirdek bilinci, regresyon, bioenerji, meditasyon, nefes, nlp, aile dizimi, akaşik kayıt okumalar, tasavvuf, astroloji çeşitli disiplinlerde eğitim ve çalışmalara katıldı, Association for Coaching onaylı yaşam koçu eğitimini aldı. 2009 yılında yaşam koçluğunu icra etmeye başladı, İyileşme sürecine katkıda bulunmuş olan eğitim ve seminerlerdeki bilgileri sentezleyerek 2014 yılında metodik bir çalışma olan Yaşam Kitabını Oku seanslarını oluşturmuştur. Hayat amacı, bu çalışmaları ihtiyacı olan insanlarla paylaşarak onların dönüşüm ve farkındalıklarına sadece aracı olmaktır. Yalnız Değilsin adlı sloganıyla, her insanın zor dönemlerinde farkında olmadan destek aldığını ancak bunun farkına varmaları için, bir takım teknik ve metotları içeren zihin ruh ve beden uyumu adı altında seminer ve workshoplar düzenlemektedir. Kişisel vizyonu, hayatı farkında olarak, iyilikle, doğrulukla, çalışarak, öğrenerek ve herkesi sevmekle, evrenle ve her varlıkla bir bütün olduğumuz bilinci ile cennete dönüştürebileceğimizdir. Bilginin derya deniz, öğrenmenin ise küçük bir yelkenli olduğuna inanan Arzum, her seans ve seminerlerinde danışanlarıyla birlikte sonsuzluğa yelken açmakta, danışanla beraber yeni alanlar keşfetmektedir. Öğrenmenin zevki öğretmekten daha fazla olduğu için halen kişisel gelişim konularında eğitimleri devam etmektedir. İlk kitabı henüz basım aşamasındadır.
İlgili Makale