X

Herkesin yoga deneyimi kendine: Yoganın derinliklerine doğru

Pandemi hepimizi evlere kapatırken yeni bir tanım öğretti: ONLINE. Online kavramı ile birlikte olmaz dediğimiz her şeyin pek de güzel olabildiğini keşfettik, keşfediyoruz. Yoganın bu sayede hemen hemen her eve girmeye başladığını görüyoruz.

Ve evet, son dönemde yoga, yeniden ve yeniden popüler olmaya başladı. Bundan 12 sene önce pazardan aldığımız taytlarla yoga sınıflarına giderken şimdi yoga pazarı diye bir alan oluştu. Yoga uzmanlık programlarının ve yoga derslerinin sayıları artmaya başladı.

Bunları “kötü” diye yazmıyorum, yoganın tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de değişime uğradığını anlatıyorum. Yoganın en derindeki anlamını idrak etmek uzun bir yolculuk. Bir ders ya da bir eğitim tamamen anlamaya yetmez. Bunun nedeni bir yandan çok basitken bir yandan da çok geniş bir kapsama alanı olmasıdır. Bunu fark etmek, bazen seneler alabilir.

Yoga, sözlük anlamı ile birlik, birleşme demek. Ancak bu birleşme, bu kelimeleri söyleyince belirmiyor. Çok daha derinde… Ruh, beden, fiziksel beden, sinir sistemi, düşünce, duygu… Ayrıymış gibi görünenin her zaman bir olduğunun idrakı ile hissedilebiliyor.

Hemen hemen hepimiz fiziksel bedende yogaya başlıyoruz. Fiziksel bedenle başlamayan başka yoga türleri de var ama genelde hareketli şehir hayatını ancak böyle dengeleyebiliyoruz. Nefesimizle senkronize hareketler ederek, o an orada olmayı seçerek (mat ve kendiniz), bazen akrobasi hareketlerinin güzelliğini fazlasıyla sahiplenerek yoga pratiğine başlıyoruz.

Fiziksel pratik yolun bir yerinde yan mattakiyle kıyaslama yapmadan, kendi bedeninizi itip çekmeden kabullenmeyi öğretiyor. Ama bu gelene kadar nasıl sigara, alkol gibi farklı şeylerin bağımlısı oluyorsak pozların ya da fiziksel pratiğin de bağımlısı olabiliyoruz. (Ben de öyleydim.) Bu da iyi ya da kötü değil, sadece sürecin kendisi… Bebek adımlarının kendisi.

Sanırım uzmanlık eğitimi aldıktan sonraki ilk üç sene kendi yaptığım şeklin gerçek yoga olduğunu içten içe savunuyordum. Günümüz yogasının görsellik olmadığına inandığım için bunu yaptığını gördüğüm herkesi de içten içe dışlıyordum. Oysaki derslerde yoganın nasıl bir birlik olduğunu anlatıyordum. Şimdi bunun nasıl bir çelişki olduğunu görebiliyorum…

Yogayla ilişkim, kendimle çalıştıkça, kendimin her haline olabildiğince yaklaştıkça değişmeye başladı çünkü hayatın bize anlatmak istediğinin şu olduğunu anladım: Kendinin her halini kucaklamaya istek duyduğunda, herkesin her haline de kalbinde yer açabiliyorsun.

Sözde değil, anlam özde içeri girdiğinde yoganın dönüştürdüğünü keşfettim.

Günümüzde hemen hemen herkesin yoga derslerine bu kadar sık girmesinin nedeni belki de tam olarak bu… Yoga, vakti gelince halının altına attığınız tüm karanlık hallerinizi halının üzerine yavaş yavaş getiriyor. Açığa çıkan her anı Güneş’in ışığına karışıyor ve açığa çıkan her şey rahatlatıyor.

Mat ayna!

Derse gelen öğrencilerin poza girerken ve çıkarken tavırları mat dışındaki ya da o anki ruh hallerinin de yansıması. En derinde aslında o anda olanla temas edip olabildiğimizce yaklaşmayı öğreniyoruz.

Dolayısıyla fiziksel pratikte ister ters duruş sevdalısı olun, ister meditasyon sevin yoga o kadar büyük ki hepsini, her halimizi, her tavrımızı kapsıyor. Yeter ki o anki halimizi görecek kadar orada olalım.

Yoga öyle şifalı bir sanat ki kimsenin tekelinde değil. Kimsenin bize neyin yoga olduğunu söylemesine ihtiyacımız yok. Yoga, kendi gerçeğini görmeye istek anbean…

Hepimiz aynı okyanusun içindeyiz. Bazı dalgalar çok yüksek, bazıları daha alçak, hepsi okyanusun içinde… Hepimiz adım adım bu okyanusun içinde “iyi” hisleri takip ederek yol alabiliriz ve vakti geldiğinde aslında o “iyi” de değişecek…
Yoganın bizi bu kadar değiştirmesindeki sır tam da bu olabilir mi?

www.goayoga.com.tr

İlginizi çekebilir: Teslimiyet en ileri pratiktir: Çabasızca anın olasılıklarıyla kalabilmek

Özde Çolakoğlu: Çalışma Ekonomisinden mezun oldu. Mezun olduktan sonra metin yazarlığı, editörlük, sosyal medya uzmanlığı gibi farklı alanlarda uzun yıllar çalıştı. 2009 yılında yoga ile tanışmasının ardından farklı uzmanlar ve stillerle çalışma şansı yakaladı. Bedende başlayan bu öğretiyi daha da derinleştirmek isteyen Çolakoğlu bu amaçla ilk temel yoga uzmanlık eğitimini 2012 yılında aldı. O zamandan itibaren farklı birçok eğitime katıldı ve katılmaya devam ediyor. Ocak 2018’de Yoga Alliance’ın E- RYT 500 Sertifikasını almaya hak kazandı. 2013 senesinden itibaren çeşitli yoga merkezlerinde ders vermeye başlayan Çolakoğlu, 2017 yılında Githa Yoga ekibine katıldı ve stüdyonun ana hocalarından biri oldu. Bu dönemde stüdyonun büyümesi için kurucu ekip ile birlikte çalıştı, atölyeler ve eğitimler verdi. Çolakoğlu, yoga uzmanlık programları düzenleyerek uzmanlar yetişiyor. 200 ve 300 saatlik temel ve ileri yoga uzmanlık programları ve kamplar düzenliyor. 2021’de bu mesleğini stüdyo sahipliğine dönüştürmüştür. Kadıköy, Moda’da kurulan, Yoga ve Ayurveda merkezi Goa Yoga’nın kurucu ortağıdır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale