X

Hayatta doğru rolde olmak: Neden varız, neye hizmet ediyoruz?

Bir varmış bir yokmuş… İnsanlığın var oluşundan bu yana insanoğlunun bitmek tükenmek bilmeyen koşuşturmacası devam ederken “Nereye koşuyorum böyle? Peki neden koşuyorum böyle? Niçin var gücümüzle atıldığımız bir savaşın ortasındayız?” diye sorup durur kendine de, yine de dur durak bilmez zaman ve akmaya devam eder… Zaman aktıkça adımlar hep bir sonraya tekrar tekrar atılır. Peki bu adımları atarken nereye, niçin gitmeye çalıştığımızın farkında mıyız?

Hayattaki rolünüzü düşündünüz mü hiç? Neden varım? Neye hizmet ediyorum? Temel ihtiyaçlarımızı karşılayabildiğimiz halde neden bu kadar doyumsuz ve mutsuzuz? Bunların hepsi bir çırpıda yanıtlayabileceğimiz sorular değil belki de, fakat hayatın bir evresinde ciddi anlamda soruyor insan kendine.

Hayatta herkesin bir rolü olduğuna inananlardanım. Peki ben kendi hayatımda gerçekten olmam gereken yerde miyim? Herkes için hayat bir tanedir ve bizler çoğu zaman kendi duygu ve düşüncelerimize hizmet etmeden, sadece farkında bile olmadan, nefes alarak yaşamaya devam edebiliyoruz. Bazen sadece koşullar öyle geliştiği için, bazense farkında bile olmayarak. Geçmiş tarihe baktığımızda hayata karşı bir amacı olduğunu düşünüp tutkuyla hedefine hizmet eden insanların, başarılar elde ettikçe yaşadıkları tatmin duygusunu düşünebiliyor musunuz?

Tüm bunları düşündüğümde bir kum tanesinden bir farkının olmadığına kanaat getiriyor bazen insan… Sanki çölün ortasında oradan oraya savrulan küçük bir kum tanesi gibiyiz. Roller dağıtılmış; bazılarımız baş rolü oynarken, bazılarımız figüran, ama oyun hep aynı. Değişen hiçbir şey yok zamandan başka. Önemli olan figüran da olsak, başrolü de oynasak hangi oyundayız ve tek bir amaç için rolümüzün hakkını verebiliyor muyuz? Çünkü gerçek anlamda mutlu hissettiğimiz noktada o müthiş hazza sahip olabiliriz.

Bir geminin içindeyiz ve bazıları dümeni tutmaktan haz alırken, bazıları sadece manzaranın tadını çıkartarak, güneşi teninde hissederek, ılık esen rüzgarı kucaklayarak, denizin o muhteşem iyotunu içine çekerek yola devam etmeyi sever. İşte bu noktada hangi amaç için, hangi roldeyiz diye düşünmeliyiz. Kendimize soracağımız en can alıcı soru ise “Doğru zamanda, doğru yerde, doğru rolde miyim?” olacaktır.

İnsanın mutlu olabilmesindeki en önemli cevap kendine ait olan bu denklemin içinde gizlidir. Hayatımızın asıl temel kaynağı bu gizi çözdüğümüzde açığa çıkar. Hayat iyisiyle kötüsüyle her şeyi içinde barındırırken bu açığa çıkan enerji bitmek tükenmek bilmeyen bir yakıta dönüşür. Sonra insanın her şeye bakış açısı değişmeye başlar. Görünmeyeni görmeye, duyulmayanı duymaya başlarsınız. Her şeyi olduğu gibi, olduğu şekliyle kabul etmeye, kolay affetmeye, daha çok tebessüm etmeye başlarsınız. Bunların hepsi kelebek etkisi misali hayatınızdaki güzellikleri çoğaltmaya ve güzellikler çoğaldıkça daha çok enerji bulmaya sebep olacaktır. Bu böyle sonsuz döngüde giderken farkındalığımız anbean daha çok artacak ve hayatın aslında iki nefeste dahi ne muhteşem bir şey olduğunun farkına varacağız.

Görünmeyeni görmeli, duyulmayanı duymalı… Hayat bir kelebeğin ömrü kadarken, bir kelebek etkisinin gücünün farkında mıyız?

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: 30’lu yaşlar bedellidir: Kendi isteklerinizi fark etmeyi ötelemeyin

Gamze Okutan: 15 Aralık 1986 Beykoz İstanbul doğumlu olan Gamze Okutan 2004 yılında Paşabahçe Ferit İnal Lisesi’nden mezun olduktan sonra uzun yıllar mağazacılık sektöründe satış danışmanlığı ve sağlık sektöründe hizmet veren bir firmada yönetici asistanlığı yaptı. Çalışma hayatı sebebiyle üniversiteye biraz ara verdikten sonra 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünden mezun oldu. Şu anda Yazılım ve Teknoloji alanında hizmet veren bir firmada Mali & İdari İşler Yetkilisi olarak meslek hayatına devam ediyor. Evli ve bir kız çocuk sahibi bir anne. Pusula kitabının yazarı. Gamze Okutan’ın kendini bildi bileli sanata, kişisel gelişime, psikolojiye olan ilgisi hep vardı. Zaman zaman şiir yazmayı, deneyimlerini ve gözlemlerini paylaştığı yazılar yazmayı, kendi çapında hobi olarak müzikle uğraşmayı ve söylemeyi çok seven biri. Ayrıca arada sırada meditasyonla zihnini sakinleştirip stres atmayı, yoga ile bedensel enerjisini korumayı seviyor. Hayatta pozitif ve negatif her şeyin bir bütün olarak güzel olduğunu düşünüyor. Olaylara bakarken çoğunlukla pozitif taraftan değerlendirmeyi yani bardağın dolu tarafından görmeyi ve çözüm odaklı olmayı seviyor. Fakat negatifin ağır bastığı durumlarda duyguların sonuna kadar yaşanması gerektiğini aksi takdirde mutlu olmanın mümkün olmayacağını düşünüyor. Hayatı dolu dolu, tutkuyla, hissederek yaşamayı seven aslında hayatın kendisine aşık, hayalperest bir yolcu olarak tanımlıyor kendini. Hayatın paylaştıkça güzellikler getireceğine olan inancını ve umudunu hiçbir zaman kaybetmemiş biri olarak paylaştıkça belki küçük dokunuşlarla bakış açımızdaki yansımaları çok daha renklendirebiliriz diye düşünüyor. Hep birlikte, el ele birbirimizin yoluna daha çok ışık tutarak yönümüzü bulmamıza bir nebze olsun katkı sağlayabileceğimize inanıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale