X

Hayatınızdaki o boşluğu doldurmanın dört yolu

Herkes hayatının bir noktasında boşluk hissine kapılabilir ancak birçok kişi bunun tam
olarak kaynağını tespit edemez. Bu durumda çoğu insan, hayatındaki boşluğa gerekçe olarak
kaybettiği bir yakınını, amaçsızlığı, sıkıcılığı, arkadaşsız kalmayı veya bunun gibi başka
durumları gerekçe gösterir. Ancak bunlar, yaşanan o boşluk hissinin gerçek nedeni değil,
sadece mazeretidir. Bu mazeretlerin hiçbiri, insanların kendini neden boşlukta hissettiğini
açıklamaz, aksine gerçek sorunun üstünü kapatır.

İnsanların kendini boşlukta hissetmesinin gerçek nedeni ise etraftaki kaos ve yıkıcı
şeylerdir, çünkü birçok kişi bunların arasından sıyrılmak için kendini dışarıya yani boşluğa
atar. Oysa bu bir çözüm değil. İnsanların kendini boşlukta hissetmesinin özünde, sevgi
eksikliği yatar.

İnsanların kendini boşlukta hissetmesinin gerçek nedeni etraftaki kaos ve yıkıcı şeylerdir

Huffington Post‘ta yayımlanan Margaret Paul imzalı makale de tam olarak bunu anlatıyor. Biz
de Uplifers olarak Paul’ün makalesini özetledik. İşte hayatınızdaki boşluğu doldurmanın dört
yolu:

1. Duygularınızı anlamak için derine inin

Bir sorunu anlamadan çözemezsiniz. Kendinizi sevmenize engel olan şey ne? Her şeyi bir yana
bırakırsanız, o boşluğu hissetmenizin gerçek nedeni yine sizin içinizde yatıyor. Eğer kendi
bedeninizin içinde mutlu ve güvendeyseniz, neden başka yerde tatmin olmayı arıyorsunuz?
Sevdiğiniz birini kaybetmek veya travma yaratacak bir deneyim yaşamak tabii ki boşluk hissi
yaratabilir. Ancak çoğu zaman, bu boşluk hissi aslında daha derinlerde yatan başka bir şeyin
belirtisi olarak ortaya çıkar.

İçinizdeki yaralarla karşılaşmak ve onları sevmeyi öğrenmek acı verici olabilir ancak bu
kendinizi sevmeniz için olmazsa olmazlardan biri. Bunu bir gecede başaramazsınız ancak yavaş
yavaş egonuzla yüzleşebilir ve bir noktada onu sevebilirsiniz.

2. Duygularınızı açığa çıkarmak için kendinize fırsat tanıyın

Hayatınızı yaşayıp giderken duygularınızı bir fanusun içinde hapsedemezsiniz. Bu sağlıksız
olmasının yanı sıra aynı zamanda doğal bir durum da değil. Bizler pek çok duyguyu bir arada yaşayan karmaşık varlıklarız ve toplum, bu duygularını açıkça ortaya koyanların üzerinde zaman zaman baskı kuruyor diye insanların bu duyguları bastırması beklenemez. İçinizden ne geçiyorsa onu yapmaktan çekinmeyin. Çizmek, yazmak, resim yapmak, şarkı söylemek, dans etmek, dağa tırmanmak, bisiklet sürmek ya da içinizden gelen ne varsa onu yapın. İçinizdeki boşluğu doldurmanıza ve kendinizi ifade etmek için sağlıklı bir yol bulmanıza yardımcı olacak.

Hayatınızı yaşayıp giderken duygularınızı bir fanusun içinde hapsedemezsiniz.
3. Ne olursa olsun kendinizi sevin

Bir insanın kendini gerçekten sevmesi, bu dünyadaki en zor şeylerden biri. Kendimizi sevmek için bir sürü neden olmasına rağmen, birçok insan bunu gerçek anlamda başaramıyor. Bunun için önce kendinizi sosyal medyadan başkalarıyla kıyaslamaktan vazgeçin. Sizi “mükemmelleştireceğini” söyleyen reklamları bir kenara bırakın. Kendinizi koşulsuz olarak sevmeye çalışın.

Peki bunu nasıl yapabilirsiniz? Önce karar verin. İnsanlar ne düşünürse düşünsün kendinizi sevmeye karar verdiğinizde, hayatınız boyunca birlikte vakit geçirmekten en keyif aldığınız insanın kendiniz olduğunu fark edeceksiniz.

4. Sizi mutlu eden şeylere yönelin

Eğer sizi gönülden mutlu eden şeyleri yaparsanız, kendinizi boşlukta hissetmeniz neredeyse imkansız görünüyor. Bir süre hiçbir şeye vakit bulamasanız da istediğiniz zaman kendinizi toparlayabilirsiniz. Yoga yapın, bisiklet sürün, dağcılık kulübüne katılın, fotoğraf çekin, sağlıklı yemekler yapın ya da istediğiniz başka aktivitelere katılın. İçinizdeki o boşluk zamanla azalacak ve yerini sevgiye bırakacak.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

Hayalimizdeki ilişkiyi ararken düştüğümüz büyük yanılgı: Duygusal boşlukları doldurmak

Yalnızlığın anatomisi ve yalnızlık duygusuyla başa çıkabilmenin yolları

Depresif ve boşlukta hisseden bireylerin 8 ortak özelliği

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale