X

Harekete geçmek için bana “bir” neden

Şu anda bu yazıyı okurken bile sizi duyar gibiyim, gelecek hafta için planladığınız hafta sonu sinemaya gitme planı, belki almayı unuttuğunuz kuaför randevunuz veya uzun zamandır ertelediğiniz yakın arkadaş görüşmeleriniz ve daha burada sayamadığım daha birçok farklı ‘’harekete geç’’ mesajı gerektiren, ‘’düşüncede’’ çok güzel olup ‘’faaliyette’’ deyim yerindeyse sıfır noktasında kaldığımız eylemler…

Sosyal hayatımızda yapamadığımız başlangıçlar iş hayatımızı etkiliyor

Sadece sosyal hayatımızdan örnek vermek doğru olmaz, aynı süreç kariyerimize ve tabii ki iş hayatımıza da yansıyor. Aslında bu durum şaşırtıcı değil, sosyal hayatımızda yapamadığımız başlangıçlar iş hayatımızda geciktirdiğimiz iş planlarına, bir türlü aksiyona geçemediğimiz görüşmeler veya süreçlere dönüşüyor.

Peki nedir harekete geçmek için bize verilmesi gereken neden ya da soruyu farklı soralım; ne olursa harekete geçeriz?

Bu sorunun cevabına eminim hepimiz farklı şekillerde yaklaşırız, ama tüm cevaplar ‘’motivasyon’’ dediğimiz yani bir süreci sona kadar devam ettirmek ve hatta orijinal sıfır noktasından ilk vuruş ile ilerletmek için gerekli sebebi ifade ediyor.

İlgili yazı: 5 adımda motivasyonunuzu hemen harekete geçirmenin yolu

Sevgili Tim Irwin, Pozitif Etki isimli eserinde, kariyeri boyunca incelediği birçok farklı lideri de değerlendirerek, motivasyonu ve harekete geçmeyi şöyle yorumluyor:

‘’Motive olmak için insanın harekete geçeceği bir nedene ihtiyacı olur. Davranış bilimciler bunu, uyaran ya da yoğunlaşma olayı olarak tanımlarlar. Harekete geçmek için nedenimiz basit ya da karmaşık olabilir. Bazen o neden dışımızdadır, örneğin; arabamız ölüyorsa yeni bir tane alırız. Bazen neden içseldir, örneğin; hayatımızın anlamı ve amacını öğrenmek için hasret duymak gibi.

Her durumda, bir insanın eylemi, harekete geçme nedeniyle başlar. Harekete geçmek için nedenimiz, üstlendiğimiz eylemleri belirleyen bir inanç vasıtasıyla olur.’’

Günlük yaşantımızı bu derece çok etkileyen harekete geçme süreci sandığımızdan çok daha karmaşık olabilir. Bu alanda gerek sosyal gerekse iş hayatımızda ve uzun vadede kariyerimizde farklılaşmak için bugün motivasyon derecemizi, bizi motive eden süreçleri ve tercihlerimizi gözden geçirelim.

Bugün ‘’harekete geçmek için bir nedeniniz olsun’’!

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale