X

Hafızanın anatomisi: Bazı bilgileri hemen unuturken diğerlerini neden ömür boyu hatırlarız?

Hafızamız, bizi biz yapan şeydir. Onun sayesinde yakınlarımızı tanır, geçmişteki sevinçlerimizi hatırlar veya yumurtayı nasıl sevdiğimizi biliriz. Ve tüm bunlar benliğimizin devamlılığını sağlayan unsurlardır.

Peki hafızalarımızın nasıl çalıştığını hiç düşünmüş müydünüz? Hatırladığımız onca şeyi nasıl oluyor da unutmuyoruz? Ya da unuttuklarımızı niçin unuttuk? Bilimin bunlara bir yanıtı var elbette:

İlginizi çekebilir: Egzersizin hafıza üzerinde kanıtlanmış bilimsel etkileri

Hafızanın 3 farklı şekli

Hafıza, teknik olarak 3 farklı şekilde kendini gösterir. Bunlar hatırlamak, tanımak ve yeniden öğrenmektir. Şimdi okulda girdiğiniz sınavları düşünün. Bu sınavların tamamında asıl ölçülen şey, sizin depoladığınız bilgilere bu 3 yolu kullanarak ulaşabiliyor olmanızdı. Örneğin; bir ülkenin başkentinin sorulduğu bir boşluk doldurma sorusunda doğru yanıtı vermenin yolu hatırlamaktır. Ancak çoktan seçmeli bir sınavın sorularını doğru cevaplamak için gördüğünüz bilgiyi tanımaya ihtiyacınız vardır. Yeniden öğrenmekse, önemli bir final sınavı öncesi daha önceden öğrendiğiniz bilgileri daha kısa sürede tekrar etmeyi ifade eder.

Hafızamızdakileri nasıl depolarız?

1960’lı yılların sonunda Amerikalı psikologlar Richard Atkinson ve Richard Shiffrin, belleğin oluşum sürecini 3 farklı aşamaya böldü: duyumsal bellek, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek. Buna göre karşılaştığımız bir bilgiyi önce duyumsal belleğe alıyoruz. Bu bellekte kalan bilginin her an uçup gitmesi muhtemel, çünkü uzun süre işimize yaramayacağını düşündüğümüz bilgiler bu bellek türünde depolanıyor. Yani duyumsal belleği kısaca dikkat etmediğimiz, görsel ve işitsel yolla algıladığımız bilgilerin depolandığı yer olarak düşünebiliriz.

Kısa süreli bellek ise duyumsal belleğin aksine yalnızca algıladığımız değil, aynı zamanda dikkat ettiğimiz bilgilerden oluşur. Ancak kısa süreli olmasının nedeni, tekrar edilmeyen ve çabuk unutulan bilgileri içermesidir. Arkadaşınızdan bir telefon numarası aldınız ve onu not alacağınız süreye kadar 1-2 kere içinizden tekrarladınız. Not aldıktan sonra ise, bilgi hafızanızdan tamamen uçup gitti. İşte kısa süreli bellek, tam olarak bu.

Uzun süreli bellekte depolananlarsa beceriler, inançlar ve yaşam boyu unutmadığınız diğer bilgilerdir. Uzun süreli bellekte bazı bilgiler zamanla kaybolabilir. Örneğin; bildiğiniz bir dili uzun süre kullanmadığınızda onu unutmaya başlayabilirsiniz. Ancak yine de bu bellek türünde depolanan bilgilerin büyük bir çoğunluğu, hayatınız boyunca sizinle kalır.

İlginizi çekebilir: Dilimin ucunda sendromuna karşı hafızanıza destek olacak ipuçları

Çalışan bellek

Atkinson ve Shiffrin’in kendilerinden sonra gelen meslektaşları, uzun süreli bellek yerine daha farklı bir kavram ortaya koydular: çalışan bellek. Buna göre; kısa süreli bilgileri uzun süreli depolara aktarma şekillerimizin tamamı çalışan belleği oluşturuyor. Ve bu noktada 2 farklı işlem türü mevcut: açık ve örtük işlemler. Açık işlem, bilgileri bilinçli bir şekilde alıp hafızamıza kaydetmemizi ifade ederken; örtük işlem biraz daha otomatik gerçekleşiyor. Örneğin; sokakta yürürken duyduğumuz bir yemek kokusunun bize çocukluğumuzun geçtiği şehri hatırlatması, bunun net bir örneği.

Çalışan bellek modeline göre; bilgileri daha sonra hatırlamamızın yolu, onları çalışan belleğimize kaydetmemizden geçiyor. Konuyla ilgili daha fazla bilgi almak ve belleğin anatomisini daha detaylı öğrenmek için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz:  

 

İlginizi çekebilir: Hafızanızla ilgili endişelenmeniz gereken belirtiler

Kaynak
CrashCourse

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale