X

Geleceğimizi etkileyecek büyük tehlike: Gençlerde bilinçsiz teknoloji kullanımı

Bilgisayar Öğretim Teknolojileri Uzmanı değerli dostum Halit Arslan’la sohbet esnasında, yaşlı bir dedenin minik torununa yoldan geçen otobüsü göstererek:

“Düt düte binelim mi oğlum?” demesiyle torununun; ‘Ne düt dütü dede?’ der gibi bakmasının ardından, elindeki telefona geri dönmesi doğru bir konuda sohbet ettiğimizi doğrular bir görüntüdeydi. Konunun uzmanı olan Halit’e neden böyle olduğunu sordum ve teknoloji ve yeni nesil hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik:

Günümüzde kuşaklar arasındaki teknoloji odaklı konularda makasın iyice açıldığı gerçeği neden son zamanlarda daha da kendisini göstermeye başladı?

Tamamen haklısın. Mesela; benim çocukluk yıllarımda, ki kendisi 30’lu yaşları geçti, Almanya’dan gelecek amcamın, dayımın alacağı oyuncak robotun hayalini kurarken, günümüzde çocuklarımız robotik eğitimler alarak kendi robotlarını kendileri tasarlıyorlar. Anlaşılan o ki, yeni neslin imkânları çok. Aslında teknolojiyi hayatın bir gerçeği olduğu için, onu yaşamımıza entegre etmek de oldukça önemli. Yani teknoloji denilince akla hep zararlı ve bağımlı ilişkiler, kişilikler akla gelmemeli.

Peki teknolojik imkânların getirileri yanında götürdükleri de yok mu? Eski neslin çocukluk dönemlerindeki en büyük zevki akşamları büyüklerinden dinledikleri tatlı hikâyelerken; yeni neslin kendi odalarında bilgisayar ve telefon ile geçirmesi insanı düşündürmüyor mu? “Sosyal” ağlarda yüzlerce arkadaşı olan “asosyal” çocuk olmak ne kadar mantıklı? 

(Art arda soruları sıralayınca baya durdu ama yine de baktım bu sefer o başladı konuşmaya) Maksadım teknolojiyi kötülemek değil ki, elbette nimetlerinden faydalanmak önemlidir; ancak demek istediğim teknoloji hayatın kendisi olmamalı! Teknolojinin sadece hayatımızı kolaylaştırmaya yarayan bir araç olduğu unutmadığımız sürece sıkıntı yok.

Bu alanda küçüklerimize farkındalık yaratmak sadece ebeveynlerin telkinleri ile olmuyor maalesef. Profesyonel ve programlı bir bilgilendirmeye de ihtiyaç var.

Toplumsal hayata aktif katılım, özel yaşamın gizliliğine saygı, etik kurallara bağlılık ve aile içi iletişime önem verme gibi değerler gençler arasındaki yaygın teknoloji kullanımına anlam katacaktır.

Teknolojik nesil olan Z kuşağına; toplumsal hayata aktif katılım, özel yaşamın gizliliğine saygı, etik kurallara bağlılık ve aile içi iletişime önem verme gibi değerlerin katılmasının hedeflendiği “Medya Okur Yazarlığı” dersi veya eğitim programı bir nebze olsun bu bağlamda katkı sağlayacağına inanıyorum. Ayrıca Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersine olan bakış açısında da bazı sıkıntılar olduğunu düşünüyorum. Günümüzün minik Bill Gates’lerinin, Steve Jobs’larının teknoloji bağlamındaki bilgi dağarcığı bazı durumlarda yetersiz kalabilmekte. İyi bir teknoloji okuryazarı olmak; iyi bir office yazılımları kullanıcısı olmakla, aktif bir sosyal ağ kullanıcısı olmakla veya akıllı telefonda, tablette her menüyü bilmekle olmuyor. Teknolojiyi kullanmayı bilmek, teknolojiyi bilinçli ve güvenli kullanmayı bilmek demek değildir.

Mesela Bilişim Teknolojileri ve Yazılım derslerinde günümüzün popüler programlama yazılımı Scratch gibi öğrencilerimizin ufkunu açılacak programlar, temel düzey robot tasarım eğitimleri, programlama, akış diyagramları ve teknoloji kullanımında etik değerler gibi konulardan bahsedilmesi gerekmekte.

Hop, tamam sazı eline aldın, çok güzel önerilerin de var; ama hani bu önerilerini destekleyici çalışmalardan örnekler?

Aslında bilimsel çalışma anlamında hazırlanmış makaleler ve istatistiksel çalışmalar çok fazla sayıda mevcut; ancak benim burada altını çizmeye çalıştığım nokta Z kuşağı yani 2000’li yıllarda ve teknolojik araçların içerisinde doğmuş neslin çalışma hayatında ne yapacağı hakkında hiçbir fikrimiz yok. Hiçbir çalışma da bu konuda bize net bir bilgi veremiyor; çünkü bu neslin en büyük bireyleri hali hazırda 16-17 yaşlarında.

Onlar için arkadaşlık, aile hayatı ve okul sadece sanal ortamlardan ibaret. Karakter gelişimleri, psikomotor gelişimleri ve belki de en önemlisi ruhsal gelişimlerini destekleyen en önemli öğe maalesef sanal ortamlar. Teknoloji, araç olmaktan çok bir amaç olmuş durumda. En başta da söylediğim gibi teknolojiyi hayatımıza entegre edelim ama hayatımız yapmayalım.

İlgili yazı: 24 saat sosyal medyada ulaşılabilir olma isteği, ergenlikte kaygı ve depresyona sebep oluyor

Bu konuya ilerleyen dönemlerde daha fazla zaman ayırmadan önce son sözün nedir Sn. Halit Arslan?

Unutmayalım; bir bıçak, katilin elinde tehlikeli bir silaha dönüşürken, bir aşçının elinde nefis yemekler yapmaya yarayan mutfak gereci olabilmekte. Günümüz teknolojilerini de bilinçli, güvenli ve verimli kullanmak yine bizim elimizde.

Son olarak bu güzel sohbet imkânını verdiği için sizlere ve Uplifers ekibine sonsuz teşekkürler…

Serhat Semercioğlu: Serhat Semercioğlu, lisans – yüksek lisans – doktora eğitimi derken kendisini akademik camiada bulmuş, yarı kişisel gelişimci yarı akademisyen yarı yazar ortaya karışık bir kişilik işte. Bir süre Polonya Ekonomi Üniversitesi’nde “Yönetim” dersleri verdi. Halen ülkenin dört bir köşesinde -kendince- seminerler vermeye devam ediyor. Nüfus cüzdanında doğum yeri Muğla yazıyor ve o gerçek bir memleket sevdalısı. Piyasada okuyucusuyla buluşmayı bekleyen kitapları mevcut, o da yeni eserleriyle buluşmayı bekliyor. Eşi, kedisi, MuTusu -ki oğlu olur- ve sevdikleriyle zaman geçirmeye bayılan, tam bir uplifer…

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale