X

Eylül ayında Netflix’te neler var?

Şehre, okula ve iş hayatına geri dönüş sezonu olarak bilinen eylül, yaz aylarında uzaklaşılan ekran rutinlerinin yeniden kurulduğu bir ay. Yaz boyunca biraz dağılan izleme alışkanlıkları, akşamların yeniden ev içine dönmesiyle birlikte artık daha belirgin bir ritme kavuşuyor. Netflix eylül kütüphanesine eklenen yeni sezon dizileri, uzun süredir beklenen yapımlar ve merak uyandıran belgeseller de bu dönemde izleme listelerini güncellemek için iyi bir bahane sunuyor.

Bu ayın Netflix takvimi; popüler kültür evrenlerini genişleten animasyonlardan suç ve kara mizahı buluşturan sezon dönüşlerine, yepyeni romantik hikayelerden gerilimli mini dizilere uzanan zengin bir seçki sunuyor. Sonbahara geçerken ister kısa bir komedi molası vermek, isterseniz de akşam iş dönüşü yorulmadan izleyecek bir şeyler arıyor olun, Netflix eylül içerikleri arasında size uygun birçok seçenek var.

Jared Freid: The Family Plan – 1 Eylül (Stand Up)

Görsel: variety

Eylül ayı Netflix takvimi, Jared Freid’in yeni stand up özel gösterisi The Family Plan ile açılıyor. İlişkiler, aile dinamikleri, yetişkinlik halleri ve gündelik hayatın komik tarafları üzerinden ilerleyen stand up yapımları, ayın yoğun dizi temposuna başlamadan önce daha kısa ve rahat izlenebilir bir seçenek sunuyor. Yeni aya uzun soluklu bir dizi yerine tek oturuşta izleyebileceğiniz bol mizah unsurlu bir performansla başlamak istiyorsanız sizin için harika bir ilk seçim olabilir.

Mal de Amores (Lovesick) – 2 Eylül (1. Sezon)

Görsel: deadline

Meksika yapımı Lovesick, Netflix eylül takviminin en yeni romantik drama dizisi olarak öne çıkıyor. Aşk, ilişkiler, kırılganlıklar ve duygusal karmaşalar etrafında şekillenen hikaye Meksika Devrimi dönemine odaklanıyor. Bağımsızlık arayışının devam ettiği bir düzende geleneklere meydan okuyarak kendi hayallerinin peşinden koşan kadın karakter üzerinden dönem ilişkilerine ve sosyal yaşamına farklı bir bakış sunuyor.

The Gentlemen – 3 Eylül (2. Sezon) 

Görsel: netflix

Guy Ritchie’nin uzun zamandır beklenen aksiyon dizisi, eylül ayında ekranlara dönüş yapıyor. İlk sezonuyla suç, kara mizah, aile mirası ve yeraltı dünyası arasında stilize bir denge kuran dizi, yeni sezonda bu dünyanın sınırlarını genişletmeye hazırlanıyor. Hızla büyüyen imparatorluğu genişletmek için alınması gereken zorlu kararlar, bu sezon karakterler arası romantizm beklentisiyle zenginleşiyor. Hızlı diyalogları, zekice yapılan planları ve suç dünyasının kendine özgü temposunu seviyorsanız sizin için bu ayın en dikkat çekici yapımı olabilir. 

Fito Páez: Dünya Bir Şarkıya Sığar – 3 Eylül (Belgesel)

Görsel: a24

Aynı gün yayınlanacak Fito Páez belgeseli, Arjantinli rock yıldızının daha önce yayınlanmamış çok özel arşiv görüntülerini ekranlara getiriyor. Latin Amerika müzik kültürünün önemli isimlerinden Páez’i odağına alan yapım, sanatçının üretim dünyasına, sahne yolculuğuna ve şarkılarının ardındaki hikayelere yaklaşma imkanı sunuyor. Eylül listesinde kurmaca yapımların yanında daha biyografik ve müzik odaklı bir izleme arıyorsanız oldukça iyi bir alternatif.

Why Did I Get Married Again? – 9 Eylül (Film)

Görsel: whatsonnetflix

Serinin üçüncü filmi olarak ekranlara gelen yapım, odağına aldığı evlilik kavramıyla ilişki dinamiklerine yakından bakıyor. Uzun zamandır beklenen devam filminde, önceki iki filmden birçok tanıdık yüz yer alırken hikayeye yeni çiftler ve ilişki draması ekleniyor. Evlenme hazırlığındaki kızları vesilesiyle bir araya gelen çiftler, uzun süre ayrı kaldıktan sonra da bazı şeylerin aynı kaldığını bazı şeylerin ise kökten değiştiğini keşfederek neden evlendiklerini sorguluyor. Başlangıcından itibaren izleyiciyi evliliğin komik, karmaşık ve zaman zaman yorucu taraflarına davet eden yapım, romantik komedi türünün bu ayki en güçlü seçeneklerinden biri.

Call My Agent! The Movie – 10 Eylül (Film)

Görsel: tvinsider

5 yıl önce final yaparak ekranlara veda eden bu güçlü yapım, bu ay karşımıza film olarak çıkıyor ve eğlence dünyasının arka planını yansıtmaya devam ediyor. Eski yetenek ajanı Andrea Martel’in ilk yönetmenlik maceralarına odaklanırken oyuncu ilişkilerini ve sektör içi krizleri komik bir dille ele alıyor. Kaotik iş yeri rekabetini ve bolca dramayı seviyorsanız eylül izleme listenize tempolu bir seçenek olarak ekleyebilirsiniz.

Crew Girl – 10 Eylül (1. Sezon)

Görsel: imdb

Teen drama kategorisinin bu ayki en güçlü adayı olan yeni Netflix dizisi, 16 yaşındaki kürek yıldızı Teagan Tao’nun yeni okula başlangıç sürecine odaklanırken yaşadığı aile içi krizlerin ardından ayağa kalkmasını konu ediniyor. Bu sırada tamamen işlevsiz olan erkek kürek takımına katılan ana karakter, hem takım draması hem aile krizleri ortasında kalırken karmaşık ilişki dinamiklerini yönetmeye çalışıyor. Büyüme çağı dönemindeki kimlik çatışmaları ve ilham hikayeleri hoşunuza gidiyorsa tam sizlik olabilir.

The Doll – 16 Eylül (Mini Dizi)

Görsel: whatsonnetflix

Bolesław Prus’un Polonya edebiyat klasiği romanından uyarlanan bu yapım, dönem dramasına modern bir bakış getiriyor. Yüksek statü arzulayan hırslı bir adamın, istediklerini elde etmek için verdiği acımasız mücadeleye odaklanan hikaye, aynı zamanda onun bir kadına olan saplantısını da merkeze alıyor. Mini dizi formatıyla ekranlara gelen bu klasik hikaye, her dakikasında bolca gerilim, gizem ve yoğun duygu birikimi sunuyor.

Seni Tanıyorum – 17 Eylül (1. Sezon)

Görsel: teknoblog

Netflix eylül takviminin merakla beklenen yerli dizisi Seni Tanıyorum, başrollerinde Elçin Sangu, Melis Sezen ve Ozan Dolunay gibi sevilen oyunculara yer veriyor. Doğum sonrası ressamlığa dönen kadın karakterin, bir anda hayatına giren gizemli bakıcı ile evliliğini sorgular noktaya gelmesini konu ediniyor. Basit görünen bu değişim, yeni bebek sahibi çiftin hayatındaki tüm dengeleri bozarken karakterlerin içsel çatışmaları ve diyaloglarıyla daha karmaşık bir hal alıyor.

Stranger Things: Tale From ’85 – 17 Eylül (2. Sezon)

Görsel: netflix

Final sezonunun ardından Hawkins evrenine veda etmekte zorlananlara adeta ilaç gibi gelen bu animasyon dizi, yeni sezonuyla hikayeye kaldığı yerden devam ediyor. Kasabayı kasıp kavuran yaratıklar, çözülmesi gereken yeni gizemler ve ana karakterler arası güçlü ilişkiler bu yapımı tuhaf ama derin bir seriye çeviriyor. 1985 yılındaki evren genişlerken 80’ler pop kültürüyle seri arasında kurulan bağ da farklı bir boyuta taşınıyor. Popüler ana evrenin dışında daha geniş bir evren tasviri arıyorsanız mutlaka bakmanız gereken bir seçenek.

Pokemon Horizons: Rising Hopes 4. Kısım – 18 Eylül 2026 (3. Sezon)

Görsel: imdb

Hem yetişkinler hem çocuklar tarafından çok sevilen Netflix animasyonu, 18 Eylül’de dördüncü kısmıyla devam ediyor. Yeni sezonda pokemonlar ve eğitmenler arası güçlü bağları tehlikeye atan bir komplo teorisi ortaya çıkıyor. Ana karakterlerin bu krizi önlemek için verdikleri mücadele, eğer Pokemon dünyasına hala ilgi duyuyorsanız sizi de ekranlara kilitleyebilir.

A Different World – 24 Eylül (1. Sezon)

Görsel: tvinsider

Eylül ayının keşfedilmeyi bekleyen en yeni yapımlarından olan bu komedi türü dizi, Felicia Pride imzası taşıyor. Ailesinin mezun olduğu kolejin birinci sınıf öğrencisi olarak eğitimine başlayan Deborah Wayne’in, kampüsteki yeni ve heyecan dolu maceralarına odaklanıyor. Genç karakterin heyecanlı dünyasına adım atarken, ailesinin gölgesinden kurtulup kendi kimliğini inşa etme çalışmalarını da yansıtıyor.

The Final Problem – 25 Eylül (Mini Dizi)

Görsel: deadline

Gizem, suç ve gerilim türü yapımları seviyorsanız, Netflix’in bu yeni mini dizisi sizin için ayın içeriği olabilir. İspanyolca bir kitaptan uyarlanan yapım, 1959 yılında Mallorca kıyılarında yaşanan bir fırtınanın ardından 13 kişinin küçük bir adada mahsur kalmasıyla başlıyor. Bir süre sonra aralarından birinin ölü bulunmasıyla hikaye bir anda suç ve gizem türüne taşınıyor.

LEGO ONE PIECE – 29 Eylül (1. Sezon)

Görsel: imdb

İki bölümlük çok özel bir proje olan bu güçlü yapım, çok sevilen LEGO ve ONE PIECE evrenlerini bir araya getiriyor. 1990’lı yıllardan beri devam eden manga, ardından yapılan Netflix uyarlamasıyla çok daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşmışken bu sefer kurguya LEGO evreni de dahil oluyor. Hasır Şapka Korsanları’nın bu yeni dünyadaki tasviri, onların engin denize açılma macerasıyla birlikte başlıyor.

İlginizi çekebilir: Tekrar tekrar izlemek isteyeceğin 10 unutulmaz film

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.



Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.



Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 



İlgili Makale