Eylül, İstanbul sergi takviminin yeniden ritim kazandığı aylardan biri. Yazın yavaşlayan kültür sanat gündemi sonbaharla birlikte yeni açılışlar, uzun soluklu koleksiyon sergileri, arşiv odaklı anlatılar ve çağdaş sanat seçkileriyle daha yoğun bir akışa kavuşuyor. Bu ayki İstanbul sergi programı; kent belleğinden fotoğrafa, kavramsal sanattan sanatçı retrospektiflerine uzanan geniş bir alana dağılıyor. Bazı sergiler eylül ayında kapanmadan son kez ziyaret edilebilirken, bazıları yeni sezonun ilk güçlü durakları olarak takvime dahil oluyor.
Ay boyunca İstanbul’da görülmeye değer sergi rotalarını sizler için derledik.
Aynı Mavinin Altında | İstanbul Modern, 8 Eylül 2026 – 31 Aralık 2027
İstanbul Modern’in onuncu koleksiyon sergisi olan Aynı Mavinin Altında, eylül ayının en güçlü yeni açılışlarından biri. Müzenin sürekli sergi salonu ve farklı katlarına yayılan seçki, Türkiye’de modern ve çağdaş sanatın 1940’lardan bugüne uzanan dönüşümünü tarihsel ve tematik bir akış içinde ele alıyor. Yerli sanat üretimini uluslararası sanatçıların işleriyle yan yana getirerek koleksiyona daha geniş bir okuma alanı açıyor. Adını deniz, ufuk, düş, özgürlük ve mesafe gibi çağrışımları olan mavi renginden alan sergi; resim, fotoğraf, video, heykel ve yerleştirme gibi farklı mecralar üzerinden kimlik, kent, göç, hafıza ve doğa gibi güncel meseleleri de gündeme taşıyor.
Panorama: Hayaller ve Yerler | İstanbul Modern, 19 Şubat – 18 Ekim
Eylül ayında hala görülebilecek önemli İstanbul Modern sergilerinden biri diğeri de Panorama: Hayaller ve Yerler. Güncel fotoğraf ve mercek temelli sanat odağında hazırlanan sergi, farklı kuşaklardan 18 sanatçının 2010’lardan itibaren ürettiği işleri bir araya getiriyor. Sergide fotoğraf, hareketli görüntü, yerleştirme, yapay zeka uygulamaları ve arşivsel malzemeler aynı anlatı içinde buluşuyor. Dünyadaki baskı, kriz ve çalkantılara düşsel manzaralar, alternatif görsel coğrafyalar ve içsel mekanlar üzerinden yanıt veren işler; izleyiciye fotoğrafın bir belgeleyici tarafının yanı sıra hayal kuran ve yeni görsel alanlar açan tarafını da gösteriyor.
Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası | İstanbul Modern, 22 Ocak – 6 Eylül
Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası, eylülün ilk günlerinde son kez görülebilecek sergiler arasında yer alıyor. Türkiye sanat tarihinde opera, tiyatro, sinema, resim ve edebiyat arasında kendine özgü bir hat kuran Semiha Berksoy’un 200’ü aşkın yapıtı bu özel seçkide bir araya geliyor. Erken dönem desenleri, opera temalı resimleri, otoportreleri, portreleri ve çarşaf resimleri; sanatçının kişisel mitolojisini, sahneyle kurduğu bağı ve çok katmanlı üretim dünyasını görünür kılıyor. Berksoy’un Türkiye’nin ilk sesli filmi İstanbul Sokaklarında’daki rolü, sahne aldığı operalar ve yayımlanan öyküsü de serginin biyografik ve kültürel arka planını güçlendiriyor.
Denizaşırı: Özer Kabaş ve Zamanları | Salt Beyoğlu, 16 Eylül 2026 – 14 Mart 2027
Denizaşırı: Özer Kabaş ve Zamanları, Eylül ayının yeni sezon açılışları arasında özellikle dikkat çeken bir seçki. SALT Beyoğlu’nda açılacak sergi, Özer Kabaş’ın 1960’lardan 1990’lara uzanan üretimini ele alırken resim, özgün baskı, takı tasarımı, tiyatro, sinema ve arşiv malzemeleri gibi çok disiplinli bir alana odaklanıyor. Kabaş’ın sanatçı kimliğini farklı açılardan okumaya imkan veren sergi, bir sanatçının üretimini dönemin kültürel atmosferiyle birlikte düşünmek isteyenler için güçlü bir durak olabilir.
80 Yıldır Yarınlardayız | SALT Galata, 3 Haziran – 30 Eylül 2026
Eylül ayında son kez ziyaret edilebilecek sergilerden olan, 80 Yıldır Yarınlardayız, 1946 yılında kurulan Garanti BBVA’nın 80 yıllık tarihini Türkiye’nin ekonomik, toplumsal, kültürel ve teknolojik dönüşümüyle birlikte ele alıyor. Kurumsal arşiv malzemeleri, görsel kültür, iletişim dili, finansal sistemlerin değişimi ve gündelik hayatla ilişkili belgeler üzerinden ilerleyen sergi, bir banka tarihinden çok daha geniş bir alana odaklanıyor. Türkiye’de kurumsal hafızanın toplumsal dönüşümle nasıl kesiştiğini merak edenler için arşiv odaklı ve araştırma temelli bir sergi olarak değerlendirilebilir.
Yoko Ono: İçses ve İçyapı | Sakıp Sabancı Müzesi, 25 Haziran – 27 Aralık 2026
Yoko Ono: İçses ve İçyapı, 2026 sonbaharında İstanbul’un en güçlü uluslararası sergi duraklarından biri. Yoko Ono’nun Türkiye’de bugüne dek gerçekleşen en kapsamlı sergisi olan bu özel seçki, sanatçının 1950’lerin sonlarından bugüne uzanan yetmiş yılı aşkın üretimine odaklanıyor. Erken dönem talimat parçaları, kavramsal işler, performans, film, enstalasyon ve katılımcı yapıtlar; Ono’nun farklı disiplinlere yayılan öncü pratiğini görünür kılıyor. Serginin Sakıp Sabancı Müzesi’nin galeri alanlarının yanı sıra bahçeye ve Atlı Köşk’e yayılması, izleyiciyi eserlerle karşılaşmaya iterken hayal gücü, hafıza, barış, katılım ve insanlar arası bağlar üzerine düşünmeye davet ediyor ve geniş bir müze deneyimine dönüştürüyor.
Seyahat Sanatı | Meşher, 8 Mayıs 2026 – 23 Mayıs 2027
Seyahat Sanatı, Beyoğlu hattında uzun soluklu ve güçlü bir sergi arayanlar için öne çıkıyor. Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç koleksiyonlarından seçilen eserlerle hazırlanan sergi, seyahat etme sanatına karşılık gelen “ars apodemica” kavramından yola çıkıyor. Osmanlı coğrafyasına yapılan yolculuklar; seyahatnâmeler, tablolar, haritalar, dönem objeleri ve görsel belgeler üzerinden çok katmanlı bir anlatıya dönüşüyor. Sergi, geçmişte yapılmış yolculukları yalnızca rota ya da gezi deneyimi olarak değil; bilgi alışverişi, kültürel karşılaşma, gözlem, temsil ve yeni bakış açıları üretme biçimi olarak ele alıyor. Beyoğlu’nda sergi gezisi planlayanlar için hem tarih hem görsel kültür hem de koleksiyon merakı açısından güçlü bir durak.
Bir Yaka, İki Hikâye | Metrohan, 21 Mayıs – 20 Eylül 2026
Bir Yaka, İki Hikâye, eylül ayında kapanmadan görülebilecek önemli kent hafızası sergilerinden biri. Metrohan’ın üçüncü katında yer alan sergi, Süleymaniye ve Zeyrek’in UNESCO Dünya Mirası alanları içinde yer alan ahşap konut mirasını, mahalle yaşamını ve belgeleme sürecini odağına alıyor. İstanbul’un tarihî dokusunu yalnızca anıtsal yapılar üzerinden değil; gündelik hayat, konut kültürü, sokak ölçeği ve yaşayan hafıza üzerinden okumaya davet ediyor. Süleymaniye ve Zeyrek gibi iki güçlü semtin kent içindeki kırılgan mirasını görünür kılan sergi, mimarlık, kent tarihi ve İstanbul’un değişen mahalle dokusuyla ilgilenenler için özellikle değerli.
CANNES! | Ara Güler Müzesi, 22 Nisan – 11 Ekim 2026
Kentin en güçlü uzun soluklu sergilerinden biri olarak öne çıkan CANNES!, eylül ayında kapanış tarihine yaklaşıyor. Bu nedenle sinema, fotoğraf ve arşiv meraklıları için ay boyunca değerlendirilebilir. Ara Güler’in Cannes Film Festivali’nde farklı yıllarda çektiği fotoğrafları bir araya getiren sergi, arşivden ilk kez gün ışığına çıkan karelerle sinema tarihinin parlak dönemlerine bakıyor. 1950’lerin sonu ve 1960’lar, Cannes Film Festivali’nin altın çağı olarak anılan döneme karşılık gelirken, Ara Güler’in foto muhabirliği bu atmosferi yıldız portreleri, festival anları ve sahne arkası karşılaşmalar üzerinden görünür kılıyor. Sergi, Cannes’ı kırmızı halı estetiğinin ötesine taşıyarak dönemin sinema dili, ünlü kültürü ve fotoğrafın tanıklık gücüyle birlikte düşünmeye teşvik ediyor.
Kolektifin Belleği: İBB Koleksiyonları | Artİstanbul Feshane, 13 Aralık 2025 – 13 Aralık 2026
Kolektifin Belleği: İBB Koleksiyonları, Artİstanbul Feshane’nin büyük ölçekli sergi programı içinde öne çıkan güçlü başlıklardan biri. İBB Sanat Koleksiyonları’ndan hazırlanan seçki, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan yüzyıllık sanat birikimini kentin kurumsal hafızasıyla birlikte ele alıyor. Sergide 187 sanatçının 627 eseri yer alıyor; Atatürk Kitaplığı, Aşiyan Müzesi ve Şehir Müzesi gibi ana koleksiyonlardan eserler, bağış yoluyla İBB Sanat Koleksiyonları’na eklenen yapıtlarla birlikte sunuluyor. Farklı dönemlerden ve tekniklerden oluşan bu geniş seçki, İstanbul’un kültürel hafızasının nasıl biriktiğini, korunduğunu ve yeni anlamlarla yaşamaya devam ettiğini görmek isteyenler için güçlü bir Feshane rotası oluşturuyor.
İftihâr ve Yâdigâr | Sadberk Hanım Müzesi, 9 Ekim 2025 – 31 Aralık 2026
İftihâr ve Yâdigâr, ilk bakışta çok niş görünen ama tarih, görsel kültür ve koleksiyon merakı açısından oldukça zengin bir sergi. Oğuz Aydemir’in bağışladığı hatıra mendilleri koleksiyonundan seçilen 82 mendil, 19. yüzyıl ortasından 20. yüzyıl ortasına uzanan bir dönemi farklı olaylar, semboller ve görsel anlatılar üzerinden takip etmeyi sağlıyor. Uluslararası fuarlar, savaşlar, ulus-devletlerin yükselişi, hanedan törenleri, propaganda dili ve gündelik hafıza gibi birçok başlık bu küçük tekstil objeleri üzerinde izlenebilir hale geliyor. Sergi, hatıra mendillerini dayanıklı, taşınabilir ve politik anlamlar yüklenebilen kültürel belgeler olarak okumaya izin veriyor.
Cümle Fener Burada | ANAMED, 11 Mart 2026 – 24 Ocak 2027
Cümle Fener Burada, Fenerli Rumların 18. yüzyıldaki toplumsal, kültürel ve mekansal dünyasına odaklanan araştırma temelli bir sergi olarak eylül rotasının öne çıkanlarından biri. Hane, mahalle, saray ve şehir ekseninde kurgulanan anlatı; arşiv belgeleri, nadir kitaplar, haritalar, mimari çizimler ve dijital canlandırmalar aracılığıyla Fener’in kent içindeki tarihsel konumunu görünür kılıyor. İstanbul’u semt belleği, azınlık tarihi, diplomasi, mimarlık ve gündelik yaşam ilişkileriyle birlikte okumak isteyenler için oldukça güçlü bir durak.
Yaz Göğünün O Güzel Adası | Splendid Palace, 18 Haziran – 18 Eylül 2026
Eylül ayında kapanmadan görülmesi gereken sergilerden biri de Galerist ve Galeri Nev iş birliğiyle hazırlanan Yaz Göğünün O Güzel Adası sergisi. Türkiye fotoğraf tarihinin iki güçlü ismi Yıldız Moran ve Şahin Kaygun’u Büyükada’nın simge yapılarından Splendid Palace’ta bir araya getiren sergi, adını Lord Byron’ın Fair Island of a Summer’s Sky dizesinden alıyor ve adanın yaz mevsimiyle kurduğu zamansız ve biraz da nostaljik atmosferi fotoğraf üzerinden yeniden düşünmeye açıyor. İki farklı sanatçının üretimleri, fotoğrafın hem tanıklık eden hem de görüntüyü dönüştüren gücünü aynı mekânda izlemeyi mümkün kılıyor. Büyükada’nın belleğinde özel bir yere sahip olan Splendid Palace’ın atmosferi de serginin deneyimini güçlendiriyor.
Düşler Zamanı: Japonya | İBB Kültür AŞ Dijital Deneyim Merkezi, 20 Mart – 21 Eylül 2026
Eylül ayında kapanmadan görülebilecek dijital sergi deneyimlerinden biri olan sergi, 17-19. yüzyıl Japon sanatının estetik dünyasını çağdaş bir görsel anlatıyla buluşturuyor. İzleyiciyi Japon kültürünün doğa, incelik, sembol ve ritüel katmanları arasında dolaşan zamansız bir atmosferin içine davet ediyor. Geleneksel sanat mirasını dijital teknolojilerle yeniden yorumlaması, sergiyi klasik bir müze ziyaretinden çok mekanın tamamına yayılan duyusal bir deneyime yaklaştırıyor. VR ve AR uygulamaları, etkileşimli yüzeyler ve farklı dijital içerik alanlarıyla zenginleşen sergi; ışık, ses ve mekan ilişkisi içinde deneyimlenen bir anlatıya dönüştürüyor. Özellikle dijital sanat uygulamalarını ve kültürler arası görsel dünyaları merak edenler için eylül rotasına eklenebilecek dikkat çekici duraklardan biri.
İlginizi çekebilir: Dünyanın en iyi müze ve sanat galerileri