X

Evinizde mutlu köşeler yaratın: Dış mekanlardan iç mekanlara geçiş zamanı

Hepimiz tatil dönüşü tekrar şehir hayatına adapte olmaya çalışıyoruz. Sonbaharın da gelmesiyle birlikte birçoğumuz için bu adaptasyon süreci daha da zorlu bir hal alabiliyor. Bu yüzden bizi mutlu eden şeyleri bu dönemde daha da fazla yapmalıyız belki de.

Ben diyorum ki; sonbaharın yavaştan serinletmeye başladığı bugünlerde balkonlardan ve teraslardan içerilere doğru kaçışmaya başlarken evimizin içinde bizi mutlu ve huzurlu hissettiren ve tekrar iç mekanlara adapte olmamıza yardımcı olacak mutlu köşelerimizi oluşturalım. İşte evinizde yaratabileceğiniz 4 keyifli köşe.

Okuma köşesi
Zamansızlık kitap okuyamamak için bir bahaneyse eğer, salonumuzda veya yatak odamızda yaratacağımız  huzurlu bir okuma köşesi bu bahanelerden kurtulmamız için bizi motive etmeye yetebilir

Evinizin bir duvarını okuma köşesine dönüştürmeye ne dersiniz? Yoğun çalışma saatleri, trafik ve stres ile mücadele ederken eve gelip kitap okuma alışkanlığımızı da yavaş yavaş kaybetmeye başlıyoruz. Zamansızlık kitap okuyamamak için bir bahaneyse eğer, salonumuzda veya yatak odamızda yaratacağımız huzurlu bir okuma köşesi bu bahanelerden kurtulmamız için bizi motive etmeye yetebilir. Bunun için ihtiyacımız olan rahat ve konforlu hatta mümkünse ayak sehpası olan bir okuma koltuğu, ideal bir aydınlatma, kitabımızı okurken fincanımızı koyabileceğimiz minik bir kahve sehpası ve ürperdiğimizde elimizin altında olacak şık bir koltuk şalı. 

Bu bahaneyle köklü bir değişikliğe gitmeden ufak bir dokunuşla evinizin havasını da değiştirmiş olacaksınız.

Hobi köşesi
 Evimizde yer vereceğimiz ufak bir hobi köşesi de hobilerimizle ilgilenmek için daha fazla vakit yaratmamıza yardımcı olacaktır

Mevcutta var olan hobilerimize tekrar yönelmek veya yenilerini keşfetmek için sonbahar en ideal zaman olabilir. Evimizde yer vereceğimiz ufak bir hobi köşesi de hobilerimizle ilgilenmek için daha fazla vakit yaratmamıza yardımcı olacaktır.

Bu köşeyi ilgi alanınıza göre elverişli hale getirerek düzenlemek sizin elinizde. Böylece hobinize vakit ayırmak içn haftasonunu beklemeden hafta içi de ufak ufak stres atma isteğiniz olacak, yorgunluk bir bahane olmaktan çıkacaktır.

Çalışma köşesi
Bir e-ticaret sitesi açmak veya bir blog yazmak gibi ek bir iş yapmak niyetindeyseniz, evinizde ufak bir çalışma köşesi yaratmak atmanız gereken ilk adımlardan bir tanesi olmalıdır.

Gün içerisinde yoğun bir tempoyla çalıştıktan sonra eve gelip ikinci bir iş ile uğraşmak oldukça yorucu olabilir. Ancak bir e-ticaret sitesi açmak veya bir blog yazmak gibi ek bir iş yapmak niyetindeyseniz, evinizde ufak bir çalışma köşesi yaratmak, atmanız gereken ilk adımlardan bir tanesi olmalıdır.

Ofis ortamınızın sıkıcılığından uzak, sizi yansıtan ve enerjisiyle size motive eden bir alan yaratmanız, uzun ofis saatleri sonrasında tekrar çalışma isteği edinmenize yardımcı olacaktır.

Meditasyon köşesi
İhtiyacınız olanlar; kendinizi rahat hissedebileceğiniz birkaç yer minderi hatta belki bir salıncak ile etrafına yerleştireceğiniz birkaç mum…

Evinizde hiç kullanmadığınız ölü bir köşeyi sizi pozitif bir dünyaya açacak huzurlu bir alana dönüştürmek  aslında oldukça kolay. İhtiyacınız olanlar; kendinizi rahat hissedebileceğiniz birkaç yer minderi hatta belki bir salıncak ile etrafına yerleştireceğiniz birkaç mum… Günün bütün yorgunluğunu unutabileceğiniz huzurlu meditasyon köşeniz hazır bile. Hazırlık aşamasında zen minimalizmi veya feng shui felsefesinin kapısını çalmak serbest.

İlginizi çekebilir: Dekorasyonda renklerin kullanım alanları: Ruhunun rengi hangisi?

Yazarın diğer yazıları için tıklayın. Yazarın diğer yazıları için tıklayın. 

Gülin Keskin: 1985 yılında İstanbul’da doğdum. 2005 yılına kadar İstanbullu sonrasında hem İstanbul hem Milanolu oldum. İtalyan Lisesi’nden mezun olduktan sonra, pılımı pırtımı toplayıp mimarlık öğrenmek için İtalya’ya yerleştim çünkü bence bu işi en yapan adamlar hep ordaydı. Politecnico di Mllano’da hem lisans hem yüksek lisans eğitimimi tamamlarken, bolca seyahat ettim ve mimarlığı en çok da gezerken öğrendim. Bu sırada farkında olmadan İtalyan kültürünün de bağımlısı oldum. 2012 yılında İstanbul’a dönerek kariyerime burada devam ettim ve 2016 yılında kendi mimarlık ofisim GKMO’yu kurdum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale