X

Şimdi değilse, ne zaman: ‘Scary hour’ trendi ile ertelediğiniz tüm işleri bitirebilirsiniz

Gün içinde tamamlamanız gereken sorumluluklarınızı veya diğer rutinlerinizi erteliyor musunuz? Eğer bu soruya olumlu bir şekilde cevap veriyorsanız şu anda doğru yerdesiniz. Bu yazımızda, yapılacaklar listenizde yer alan işleri ertelemeden vaktinde yerine getirmenizi sağlayacak scary hour yöntemini sizler için kaleme aldık.

Scary hour nedir?

Son dönemlerde TikTok’ta bir akım haline gelen scary hour (korkutucu saat), stres seviyesini artıran, kaygılanmaya yol açabilen ve zor bir durumun içinde kalmış gibi hissettiren görevleri tamamlamak adına geliştirilmiş bir verimlilik yöntemi olarak karşımıza çıkıyor. Bu yöntem, insanları harekete geçirmeyi hedefleyerek en çok ertelenen işlerle başa çıkmayı kolaylaştırıyor.

Scary hour yöntemi, insanların erteledikleri görevlerin farkına varmasına ve bu görevleri ertelemeden tamamlamalarını sağlıyor. Bu yöntem, ertelenen işlere 60 dakikalık bir süre tanınmasını baz alıyor. Bu yöntemi uygulayan bireyler, 60 dakika boyunca erteledikleri görev üzerine yoğunlaşarak diğer durumlardan ve olaylardan uzaklaşıyorlar.

Bu yöntem uygulanırken 60 dakikalık bir zamanlayıcı ayarlanıyor. Uygulayıcılar, zamanlayıcı işlerken yapmaktan kaçtıkları görevlere odaklanarak bu görevleri ertelemeyi arkalarında bırakıyorlar. Her ne kadar bu yöntem pek çok görev için faydalı olsa da bazı işlerin bir saat içinde tamamlanılamaz yapısının göz önünde bulundurulması gerekiyor. Bir başka deyişle, bu yöntemin herkes ve her görev için uygun olmadığının fark edilmesi önem taşıyor.

Scary hour erteleme sorunuyla mücadelede nasıl yardımcı oluyor?

Pek çok durum ve olay endişelenmemize sebep olabiliyor ve bu endişeler yüzünden de stresli görevleri ertelemek kaçınılmaz bir hal alıyor. Bu yaygın durumun önüne geçmek için de scary hour yöntemine başvuruluyor. Bu yöntem, günler, haftalar ya da aylar boyunca ertelenen işlerin aslında kolayca tamamlanabileceğini somutlaştırıyor.

Bir görevi yerine getirmek için bir saat yeteri kadar uzun ve bunaltıcı olmayan bir süre olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle, scary hour yöntemi 90 dakika veya daha uzun bir süre boyunca çalışmadan daha etkili oluyor.

Bu yöntem, ilk aşamada bireylerin sürekli erteledikleri herhangi bir görev için cesaret kazanmasına yardımcı oluyor. Bu cesaret, beraberinde diğer ertelenen işlerin de tamamlanabileceği düşüncesini getiriyor. Bu sayede, insanlar bir saate kaygılanmalarına ya da streslenmelerine yol açan görevleri sığdırıyorlar. Ayrıca, bir saatlik kısıtlama sayesinde günde birden fazla defa kaygılanmak yerine sadece bir defaya mahsus kaygı artışı yaşanıyor. Kaygıların azalması da daha odaklı ve bilinçli kararların verilmesine yardımcı oluyor.

Scary hour yöntemini günlük hayatınıza nasıl entegre edebilirsiniz?

Pomodoro Tekniği’ne benzetebileceğimiz scary hour yöntemini çok basit bir şekilde günlük hayatınıza dahil edebilirsiniz. Bu süreçte ilk olarak yapmanız gereken işleri bir liste haline getirmelisiniz. Yapılacaklar listenizi oluştururken gerçekçi bir tavır benimseyerek bir saat içinde tamamlayabileceğiniz işleri göz önünde bulundurmalısınız.

Tamamlayacağınız görevleri tespit ettikten sonra, bu görevler için kendinize bir saat ayırmalısınız. Bu zaman dilimini başlatmadan önce dikkat dağıtıcı unsurları çalışacağınız ortamdan uzaklaştırmalısınız. Eğer bir saat sizin için uzun bir süreyse bu yönteme 15 dakika ile başlayabilirsiniz. Birkaç gün 15 dakika boyunca ertelediğiniz işlere odaklandıktan sonra ilerleyen zamanlarda çalışma sürenizi 60 dakikaya çıkarabilirsiniz.

Scary hour yöntemiyle tamamladığınız görevlerin aslında birer önemli adım olduğunun farkına vararak kendinizi ödüllendirebilirsiniz. Örneğin, bir saat içinde tamamladığınız zorlu bir görev için küçük bir mola verebilirsiniz veya sevdiğiniz bir atıştırmalık eşliğinde film izleyebilirsiniz. Bu ödüllendirme sistemi sayesinde scary hour yöntemini tamamen günlük hayatınıza entegre edebilirsiniz ve sürekli ertelemekte olduğunuz işleri tamamlamak için motivasyonunuzu her daim dinamik tutabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Erteleme alışkanlığını anlamak ve üstesinden gelmek

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale