X

Enerji her zaman kaynağına döner: Sonsuz olasılıklar evreninde yankılanan düşünceler

Hayat öyle enteresan bir yolculuk ki, kendimizi dönüştürdükçe çevremizi, dünyamızı da dönüştürürüz. Ve kuantum fiziği kuralları bu gerçeği çok sade bir dille açıklar. “Peki nasıl?” diye soranlarınız varsa… Gelin bunu nasıl başaracağımızı, duyguların bilinç haritasını ortaya çıkararak dünyamıza kazandıran ünlü psikiyatr David R. Hawkins’ten dinleyelim.

“Her düşünce, eylem, karar veya his hayatın birbirine kenetlenmiş, birbirini dengeleyen ve sürekli hareket eden enerji alanlarında girdap oluşturarak tüm zamanlar için kalıcı bir kayıt bırakır. Bu fikre ilk kapıldığımızda farkındalık göz korkutucu olabilir ancak hızlı gelişme için atlama tahtası haline gelir. 

Bu birbirine bağlanmış evrende, özel hayatımızdaki her gelişme herkes için dünyanın bütününün ilerleme kaydetmesine yol açar. İnsanlığın kollektif bilinç düzeyinde yüzdüğümüz için kattığımız her artı bize geri döner. Hayattan faydalanmak için gösterdiğimiz çabalarla müşterek kaldırma etkisine katkıda bulunuruz. Hayattan faydalanmak için yaptıklarımız, hepimiz hayat denen bütüne dahil olduğumuz için otomatik olarak hepimize fayda sağlar. Hayat biziz. “Senin için iyi olan benim için de iyidir” bilimsel bir gerçektir. 

Kişinin kendisine ve yaşayan her şeye karşı gösterdiği yalın nezaket, dönüştürücü kuvvetlerin en güçlüsüdür. Geri tepmez, dezavantajları yoktur ve hiçbir zaman kayıp ya da kedere yol açmaz. Kişinin kendi gerçek gücünü hiçbir şeye mal olmadan artırır…

“Armudun dibine düştüğü” ve “tencerenin yuvarlanıp kapağını bulduğu” bir evrende biz de koyverdiklerimizi kendimize çekeriz. Önceden tahmin edilmemiş sonuçlar doğabilir. Mesela asansörcüye nazik davranırız ve bir yıl sonra ıssız bir yolda hiç tanımadığımız bir yabancı bize yardım eder. Gözlemlenebilir bir “bu”, gözlemlenebilir bir “şu”ya sebep olmaz. Aslında bunun yerine güdü ya da davranıştaki bir değişim, daha sonra olumlu tepkilerin oluşması ihtimalini artıracak bir alanda hareket eder. İçsel görevimiz tıpkı canımız istediğinde para çekemediğimiz bir banka hesabına benzer. Birikimlerin tasarrufu, bu gücü gerisin geri hayatlarımıza salması bir kıvılcıma bakan incelikli bir enerji alanıyla belirlenir.”

Enerji her zaman kaynağına geri döner. Bilinçaltı zihin çalışmaları, kendimize yepyeni bir gerçeklik oluşturma yolunda en büyük yardımcımız. Çünkü bilinçaltımız inançlarımızı, hislerimizi, duygu ve düşüncelerimizi tutan, dolayısıyla yaydığımız tüm enerjiyi belirleyen en temel girdimiz.   

Seçerseniz Thetahealing tekniği bilinçaltı temizliği ve spiritüel yeteneklerimizi geliştirme alanında en hızlı ve en etkili yöntemlerden bir tanesi.. Sizler de Thetahealing yöntemiyle ilgili ayrıntılı bilgiye ve eğitimlerin içeriğine www.esindemir.com sitesinden ulaşabilir, her türlü sorunuz için benimle Instagram hesabımdan ve info@esindemir.com mail adresim üzerinden iletişime geçebilirsiniz. 

Sevgiyle kalın…

Kaynaklar: Güce Karşı Kuvvet (Dr. David R Hawkins)

İlginizi çekebilir: Yeni başlangıçlara cesaretle adım atmanın yolu: Yaşam amacını keşfetmek

Esin Demir: 2010 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirdi. Spiritüel gelişim merakı 2009 yılında, Japonya’ya bir yaz stajı programı ile gittiğinde başladı. Bu ilginç ada ülkesinde pek çok tapınak gezdi, bu tapınaklarda yapılan dini ritüelleri yakından görme imkanı buldu. Türkiye’ye dönüp profesyonel iş yaşamına başladıktan sonra ruhsallık ve kişisel gelişim ile ilgili araştırmalarını daha da derinleştirirken; beyin, bilinçaltı ve kuantum fiziğine de ilgi duymaya başladı. Bu sırada ThetaHealing® bilinçaltı temizlik tekniği ile tanıştı. O günden itibaren bu teknik ile ilgili aldığı çok sayıdaki uygulayıcılık eğitimini, Valencia’da aldığı ThetaHealing® eğitmenliği ile taçlandırdı. Esin şimdi bir taraftan profesyonel kariyerine devam ederken, diğer yandan ThetaHealing® grup eğitimleri ve bireysel seanslar veriyor. Thetahealing yöntemi ile ilgili detaylı bilgiye www.esindemir.com adresinden ulaşabilirsiniz. Esin’in en büyük arzusu, Dünya’nın yaşanacak daha sevgi dolu bir yer olması...

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.





Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale