X

En derinlerdeki isteğimizin altında ne yatıyor: “En çok beni sev!”

En çok beni sev!

Çünkü seni en iyi anlayan, en anlayışlı, en açık sözlü, en merhametli, en yardımsever, en fedakar, en çalışkan, en elinden geleni yapan, en çok üzülen, en vah diyen, en eğlenceli, en popüler, en ortak olan, en güçlü olan, en affedici olan… en peygamber benim!

Senin beni sevmen için her şeyi yaparım ve senin kim olduğunun önemi yok! Dün metroda yanıma oturup iki kelime etmiş birisi, çok eskiden tanıdığım bir arkadaşımın yan komşusu, ilkokul arkadaşım, iş yerinde çalışan her bir kişi… En çok beni sevmeli. Hatta gittiğim konserde, sahnedekinin gözleri onbinlerin arasından beni görmeli! Yani başka türlüsü nasıl mümkün olabilir ki?
Aksi, beni sevmiyor olur! Peki ben, beni sevmemiş olması için ne yaptım? Ona iyi davrandım! Hiç üzerime vazife olmayan dertlerine çare buldum! Hep gülümsedim.

İçerideki sevilme açlığı öyle büyük ki, onay almadığı her an, kendini “sevilmediğine”, “sevilmeye değer olmadığına” ikna eden bir inanç sistemi çalışıyor!

Bu hikayeyi tanıyor musunuz?
Oldurtma çabalarımız, alınganlıklarımız, her şeyden kendimizi mesul tutmalarımız hep sevgi açlığından.
Çocuklar gibi en çok beni sev yarışından çıkamayışlarımızdan.
Görünür olmaya duyduğumuz umutsuz ihtiyaçtan.

Bir anlık da olsa, bazı şeylerin bizimle alakası olmadığını görebilmek tüm açlığımızı, çocuksu yarışımızı ve bu sevgi alma yarışı ve görünür olmak için kurduğumuz tüm tuzakları ortaya koyuveriyor.
Yükselen kahkahalarımızı, bilgi yarışımızı, takındığımız edayı, mağrur tavırları, gururdan mütevellit konulan “haklı” tavırları, öfkeyi, kendine acımayı, iyilik meleği olmayı, şikayetleri ve daha nicelerini Ay gibi ortaya çıkarıyor. Güzel tuzaklar değil mi?

Oysa hayat basit! Sadece kendi gerçek duygundan bahsetmek ve bunda tamamen dürüst olmak bizi kendi ördüğümüz örümcek ağımızın görünebilir olduğu ışığa götürüyor.
Kendi kendimizin oyununa düşmekten alıkoyuyor.

Genellikle, başkalarından sevgi almak, görünür olmak adına kurduğumuz tuzakları unutup, ağımıza takılan sineklerin, “sevgi puanlarının” kendiliğinden geldiğini düşünürüz. Oyunlarımızı, tuzaklarımızı fark etmek bu yüzden yıkıcı ve acı vericidir.
Kurduğumuz oyunun görünür olması, aldığımız “sevgi”nin adil veya gerçek olmayışını da ortaya çıkarır. Biz onları manipülasyon ile kendimize çekmişizdir.
Yani gerçeklik ile, aslında hep kaçtığımız şeye yakalanıveririz. Ceplerimiz dolu sanarken bir bakarız ki, boş kummuş saklaya saklaya bugüne kadar getirdiklerimiz.

Dönüp dolaşıp, sevgiye, sevilmeye ihtiyaç duyan, görünür olmak için tüm enerjisini harcayan halimizi görüp yargılamadan izlemeye, sabırla şefkatimizi ona vermeye geliyor konu… İçimizdeki sevgisiz çocuğu iyileştirip büyütmeye.

Yavaş yavaş, belki milimetrik adımlar ile ama hep hareketle… Vazgeçmeden.
Dünya üzerindeki neredeyse tüm insanlar, sevginin açlığında, kendilerini kucaklayamamanın ızdırabında. Biz de! Bunu dürüstçe kabul etmekte fayda var.
Ama her gün, bunu değiştirmeye olan niyetimiz bizi ayakta tutacaktır.
Kendimize şefkatle yaklaşmamıza kaynak olacaktır.

Ve umarım bir gün, debelenmeden “olsun” diyebilmeyi becerebiliriz. Ve ancak o gün, “en” olmaktan vazgeçebildiğimiz gün, “bir” olabiliriz. O güne kadar, hepimiz aynı yolda, birimiz önde birimiz arkada, Kaf dağına doğru yollarda hoşbeş edeceğiz.

Şefkat cebinizden eksik olmasın.

İlginizi çekebilir: Hepimiz aynı bütünün parçasıyız: Yardım etmek acımak değildir

Esra Uyman: Lise yıllarında başlayan kişisel gelişim, ruhsal gelişim ve metafizik konularına duyduğu yoğun merak onu yurt içi ve yurt dışında birçok özel eğitim çalışmalarına katılmaya yönlendirdi. İlk eğitmenlik diplomasını ‘World Initiatives School of Esoteric Studies’den alan Uyman’ın katıldığı çalışmaların bazıları; Organizasyon Konstelasyonu, Aile Sergileri, Vernon Frost eğitimleri, Louis Franco’dan aldığı çeşitli eğitimler, Anthony Robbins Unleash the Power Within San Jose semineri, Charlie Morlay Lucid Dreaming eğitimi, Tayland da Tantrik Yoga (RYT-200) eğitmenliği eğitimi, Peru, Amerika, Şili, G.Afrika ve Türkiye’de katıldığı Şamanik çalışmalar ve seremonilerdir. Bunların yanı sıra TGA İleri Seviye Metafizik Semineri, Ziya Azazi’nin Dervish in Progress Çalışması gibi pek çok özel çalışmaya katıldı ve eğitmenlik eğitimini aldı. Masssuma Altın Enerji I-II enerji uyumlamasını alan Esra Uyman, Avi Gören-Bar Jungian Coaching School (ICF) (ACSTH) dan koçluk sertifikasını aldı. Tüm bu çalışmalar ve eğitimlerle kendi uyanış deneyimini birleştiren Esra Uyman, farklı başlıklar altında bireylere ve kurumlara yönelik, birbirinden güçlü çalışmalar tasarlayıp sunuyor. Kişilerin iç dünyalarına yönelik farkındalıklarını artıran, çarpıcı bir vizyon ve perspektif değişimi sunan, yaşamda üstlendikleri sorumluluklarda anlam bulmalarını sağlayan, merak, heyecan ve umut duygularını yükselten, tüm insanlık deneyiminin derinliğini kavramaya yardım eden ve çarpıcı yüzleşmeleri şefkatle yaşamalarını sağlayan eğitimler gerçekleştiriyor. Yaşamın Sorumluluğunu Almak, Kendimiz Olmak, Bizi Engelleyen İnançlar, Metafizik ile Özgürleşme Yolculuğu, Seçimlerimiz ve Biz, Gözlemci Bilinci, Nefes ve Meditasyon Teknikleri başlıkları altında kurumlara webinar ve uygulamalı eğitimler veriyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale