X

Empati kurmayı ne kadar becerebiliyoruz: Birini dinlerken yapmamanız gereken 9 şey

Empati, insan ilişkilerinde sık karşımıza çıkan bir sözcük. Empati nedir muhtemelen bir fikrimiz vardır. Ancak bu kelimeyi tam olarak doğru kullanıyor muyuz dersiniz? Daha da önemlisi, hayatımızda iletişim kurduğumuz insanlara karşı uygulayabiliyor muyuz? Empati yalnızca zihnen değil, bütün mevcudiyetinizle karşınızdakine odaklanmak demektir. Bu da önyargılarınızdan ve kendi kafanızdaki yorumlardan o an için arınmayı gerektirir.

Genellikle empati kendini başkasının yerine koymak olarak bilinir. Ancak bunu çoğunlukla nasıl yapacağımızı bilemeyiz. Sanılanın aksine karşınızdakinin hissettiğini hissedebilmek değildir empati, karşınızdakinin ne hissettiğini ve neye ihtiyacı olduğunu, olduğu haliyle görebilmektir sadece. Empati kurmak demek, kişinin duygularını, isteklerini, düşüncelerini onun bakış açısını anlamaya ve anlamlandırmaya çalışmaktır. Neyi neden yaptığını, hangi şartlarda, ne düşünerek davrandığını ve en önemlisi neye ihtiyacı olduğunu görebilmeyi gerektirir. Karşımızdaki kişiye odaklanabilmek ve onu anlayabilmek için öncelikle kendi düşüncelerimizden ve önyargılarımızdan sıyrılmak gerekir ki en zoru da budur. Dinlerken yalnızca kulakla duymak ve zihnimizle düşünmek değil, söylenmeyenleri de duyabilmek, ruhen anlamaktır.

Empati ile dinlenmek kişiye anlaşıldığını hissettirir; bu da özünde her insanın ihtiyacıdır. Ancak gerçekten empati ile dinlemeyi başarabilen kişi sayısı çok çok azdır. Neden mi? Örneğin aşağıdaki davranışları yaptığımızda iletişimde olduğumuz kişiyi empati ile dinlemiş olmuyoruz.

  • Tavsiye vermek. En yaygın yapılan yanlışlardan biridir, karşınızdaki çözüm aramıyor olabilir veya çözümü sizden istemiyor olabilir. Yalnızca duyulmak ve dinlenmek için anlatıyordur veya henüz çözüme yönelik bir adım atmaya hazır değildir. Tavsiye vermeden önce bir düşünün, bunu sizden istiyorlar mı?
  • Üste çıkmak. “O da bir şey mi benim dayımın başına neler geldi” Burada odak kişinin kendisinden çıkartılıp yerine daha kötü durumda olduğu düşünülen bir başkası konuyor. Hissedilen ise kişinin kendi duygusunun yok sayılmasıdır.
  • Ders vermek. Yine kişinin ihtiyacı ne bunun gözetilmemesinden kaynaklanır.
  • Teselli etmek. “Boşver. / Geçti artık. / Sen elinden geleni yaptın.” Asıl ihtiyaç ne anlaşılmadan geçiştirilir.
  • Hikaye anlatmak. Yine kendinden veya başkasının başına gelen olaydan bahsedilerek odak noktası kişinin kendisinden uzaklaştırılmış olur.
  • Üstünü örtmek. “Boşver. / Takma kafana.” Yaşanılan duygunun önemsizleştirilmesi, yok sayılmasıdır.
  • Sempati kurmak. “Ah ah, vah vah! / Canım benim ya!” Sempati, empati ile karıştırılır ancak altında üzülmeden çok, acıma duygusu vardır, empati ile dinleyen kişinin kendi duygularını yansıtmaktansa, karşısındakinin duygularına odaklanması beklenir.
  • Sorgulamak. “Ne zaman oldu? / Başka ne dedi?” Kişinin çok bölünmeden kendi hızında anlatması için izin verilmelidir.
  • Açıklamada bulunmak / Düzeltmek. “Seni arayacaktım ama… / Hayır, öyle değildi.” Odağı yine kendine çevirmektir veya değiştirmektir.

Bu maddeler M. Rosenberg’in Şiddetsiz İletişim kitabından alıntıdır. Listeye baktığımızda yaptığımız sohbetlerde asla karşımızdakini empati ile dinlemiyormuşuz sonucunu çıkartabiliriz. Gerçekten de öyle. Yargısızca ve samimiyetle dinlemek, sevdikleriniz için yapabileceğiniz büyük bir iyilik olur. Sohbet esnasında anlatılanı dinlerken kendinize veya vereceğiniz cevaba değil de gerçekten karşınızdakine odaklanma becerisi geliştirmeye çalışın. “Şu an bana ne anlatmaya çalışıyor? Ne/ler hissediyor olabilir? Acaba gerçekten neye ihtiyacı var? Ne olmasını isterdi?” gibi sorulara odaklanmak, empati ile dinleme noktasında size yardımcı olacaktır.

İlginizi çekebilir: Temel ihtiyaç anlaşılmak ise, birine verebileceğiniz en değerli hediye nedir?

Beyza Turan: Profesyonel olarak yaşam koçu, amatör olarak yazarım. “Bu hayatı nasıl daha iyi yaşarım?” sorusuna kafayı takmış biri olarak öğrendiklerimi paylaşmayı çok önemsiyorum. İlgi alanlarım arasında olan duygu, davranış, bilinçaltı, motivasyon ve ilişkiler konularında okumayı, konuşmayı ve yazmayı çok severim. Geçmişimden kısaca bahsetmem gerekirse; Koç Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği okudum ve Uluslararası İşletme yüksek linans programını tamamladım. İş hayatımda Google, Facebook (Londra) ve Adphorus şirketlerinde çalıştım. Daha sonra kendi kişisel gelişimimi de önceliklendirerek, profesyonel koçluk eğitimimi tamamladım ve Dore Coaching’i kurarak danışanlarıma destek vermeye başladım. Dilerseniz bir selam vermek veya sorularınızı iletmek için bana @dorecoaching Instagram hesabı üzerinden ulaşabilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale