X

Ego’dan kurtulmak: Freud aslında Buda’yı yanlış mı anladı?

Psikolojiyle biraz da olsa ilgilenen herkes, Buda’nın ‘ego’dan kurtulmayla ilgili öğretisini bilir. Buda, genel olarak öğretilerinde kişinin egosundan kurtulması gerektiğini söyler. Ancak bunun düşündüğümüzden çok daha farklı bir anlamı var. Bir diğer ifadeyle Buda’yı aslında yanlış anlıyoruz, ve ABD’li psikoterapist Mark Epstein’a göre; ünlü psikanalist Freud da Buda’nın bireyin benliğinden tamamen kurtulmasını söylediğini düşünürken bu yanlışa düşenlerden.

Herkesin egoya ihtiyacı vardır

Buda’nın egodan kurtulmak derken bahsettiği şey, aslında onun bize vurduğu zincirlerden kurtulmak anlamına geliyor. Bunu anlamak için öncelikle egonun nasıl bir şey olduğunu kavramaya ihtiyacımız var:

Bilim, bireyin benliğinin 2-3 yaşlarında oluşmaya başladığını söyler. Buna göre, 2-3 yaşına gelmiş bir çocuk kendisinin farkına varmaya, etrafındaki her şeyi olduğu gibi kendisini de anlamlandırmaya başlar. 2-3 yaş, çocuğun ebeveynlerinin, çevresindeki diğer kişilerin ve en önemlisi kendisinin kim olduğunu fark ettiği yaştır.

Tam da bu yaşlarda, birey kendisine ait bir görüş de oluşturmaya başlar. Epstein’ın ifadesiyle ego, kişinin benliğini organize etme yoludur ve bu da bu yaşlarda tam işlevine başlayan zihin aracılığıyla olur. Ne var ki, zihni eğitmek kolay değildir ve bireyin kendisine ait küçüklüğünden beri süregelen düşünceleri yetişkinlik döneminde dahi onun üzerinde etkilidir.

Bu düşünceler, olumlu ya da olumsuz olabilir. Küçük yaşlarda oluşmaya başlayan ego, bireyin yetiştiği ortama ve yaşantılarına bağlı olarak kendisine dair negatif ya da pozitif düşüncelere saplanıp kalmış olabilir. Bir diğer ifadeyle, kendinizi olduğunuzdan daha iyi ya da kötü görüyor olabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Budaya göre ilkel zihninizi eğitmenin yolu

Ego tekrarı sever

Öte yandan, egonun en sevdiği şey tekrar ve güvenlik hissidir. Siz farkında olmadan egonuz kendinize ait olumlu ya da olumsuz düşünceleri arka planda sürekli tekrarlar. Ve bu durum, sizin kendinizi aslında gerçekte olmadığı kadar çok iyi tanıdığınızı düşünmenize yol açar. Bu noktada ise egonuzun sizi kısıtlamaya başladığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Buda’nın egodan kurtulmakla kastettiği ve Freud dahil pek çoğumuzun yanlış yorumladığı şeyse tam olarak bu: Egonuzdan biraz şüphe etmeye başlamanız ve kendinize Belki de kendimi o kadar da iyi tanımıyorumdur? sorusunu sorarak kendinize aslında kim olduğunuzu daha iyi anlama şansı vermeniz.  Çünkü başkalarıyla ve dünyayla nasıl iletişim kurduğunuzu belirleyen keskin düşünceleriniz, belki de kendinize ait küçüklüğünüzden beri devam eden düşünce kalıplarınızdan başka bir şey değil.

Mark Epstein’ın Buda’nın ego öğretisini anlattığı videoyu aşağıda bulabilirsiniz:

İlginizi çekebilir: Budadan yaşam felsefenizi değiştirecek 20 hayat öğretisi

Kaynak
bigthink

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale