X

“Dünyada iyi şeyler de oluyor!” dedirten 13 önemli gelişme ve buluş

İnsan psikolojisinin kötüyü düşünmeye ve anlatmaya meyilli olduğu bir gerçek. Kötü haber tez duyulur, olumsuz dedikodular daha hızlı yayılır. Hatta hizmetinden memnun kalmadığımız bir firmayı sosyal medyada yermek için bile, onu övmek için olduğumuzdan daha aceleci davranırız.

Kişisel ve toplumsal olarak olumsuzluklarla sarılıp sarmalanmışken, dünyada iyi giden şeylerin de olduğunu hatırlamak bize rahat bir nefes aldırabilir. Bu yüzden, “dünyada iyi şeyler de oluyor!” dedirten 13 olumlu gelişme ve buluşu sizler için listeledik:

Bir hastalığı daha yeryüzünden silmeye çok yaklaştık.

Bilim geliştikçe, eskiden insan hayatını tehdit eden bazı hastalıklar endişe verici olmaktan çıkıyor. Ancak bu, hastalıkların dünya üzerinden silindiği anlamına gelmiyor; çoğu durumda sadece tedavileri bulunmuş oluyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, 1980 yılında yeryüzünden silinen Çiçek Virüsü’nden sonra bir hastalık daha tarihe karışmak üzere: Drakunkuliyaz ya da gine solucanı hastalığı (GWD). Kirli su tüketilmesi yoluyla bulaşan ve birkaç yıl öncesine kadar özellikle Afrika’da yaygın olarak görülen bu hastalık, alınan önlemler ve tedaviler sayesinde günümüzde bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar insanı etkiliyor ve yakında tamamen ortadan kalkması bekleniyor.

Bu arada çocuk felci de, yeryüzünden silinecek üçüncü hastalık olma yolunda hızla ilerliyor. Kapsamlı aşı programları sayesinde dünya üzerinde çocuk felci %99,9 oranında önlenebilir hale geldi.

Çocuk felci tarihe karışmak üzere.

Çocuk felci yeryüzünden silinecek üçüncü hastalık olma yolunda hızla ilerliyor. 1988 yılından bu yana global olarak uygulanan GPEI (Global Polio Eradication Initiative) kapsamındaki aşılama kampanyaları sayesinde dünya üzerinde çocuk felci %99,9 oranında azaldı. Öyle ki, 2016’da tüm dünyada 19 çocuk felci vakası görülürken, 2017’de bugüne dek 8 vaka kaydedildi.

Bilim insanları 2 yaşındaki kızın beyin hasarını onardı.

ABD’de evinin bahçesindeki havuza düşerek 15 dakika boyunca suyun altında kalan 2 yaşındaki Eden Carlson, basınçlı oksijen tedavisi sayesinde yürüme ve konuşma kabiliyetini geri kazandı. Eden’ın ailesine mutluluk, tıp camiasına ise umut veren bu vaka, makale olarak da yayınlandı. Bu tedavi şeklinin onaylanması durumunda onarılabilecek rahatsızlıkların sayısı oldukça fazla.

İlgili yazı: Bilim insanları havuzda boğulan küçük kızın beyin hasarını onarmayı başardı

Gine solucanı hastalığı ve çocuk felci, yakında yeryüzünden silinecek hastalıklar arasında.
Deniz suyunu içme suyuna güvenle çeviren zar üretildi.

Birkaç ay önce Manchester Üniversitesi’nden bilim insanlarının başını çektiği bir ekip, deniz suyunu tuzdan tamamen arındırabilen grafen oksit bir zar yaptıklarını duyurdu. Henüz sadece laboratuvar ortamında denenip onaylanan bu gelişme sayesinde, hızla eskittiğimiz Dünya üzerinde hayatın sürdürülebilirliği açısından önemli gelişmeler olabilir.

Sürdürülebilir nükleer füzyon artık imkansız değil.

Karşıtlarının sayısı oldukça fazla olsa da, nükleer enerji araştırmaları son hızla devam ediyor. Nükleer füzyon ile sınırsız denebilecek kadar yüksek miktarda enerji üretilebileceği düşünülse de, bilim insanları bu denli güçlü bir reaksiyonu kontrol altında tutacak bir cihaz üretememişlerdi… Ta ki, 2015’te Almanya, ardından da Güney Kore, Çin ve İngiltere nükleer füzyon reaktörlerini ortaya çıkarana dek. Bu gelişmeler ışığında MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) araştırmacıları 2030 yılı civarında nükleer füzyonlu elektrik şebekeleri görmemizin olası olduğunu düşünüyor. Bu, nükleer enerjiye dair kafalardaki soru işaretlerini ortadan kaldırmasa da, fizik dümyası açısından oldukça önemli bir gelişme olarak kabul ediliyor.

Yarım saatte 350 km yolculuk etmeye ne dersiniz?

Belki de Dünya turu hayalleri için emekliliği beklemeye gerek yoktur? Tesla Motors ve PayPal kurucu ortaklarından Amerikalı mühendis, mucit ve girişimci Elon Musk, hyperloop adını verdiği tübüler seyahat sistemi ile 30 dakika gibi bir sürede 350 km yol alınabilecek bir taşıma sistemi kurma planlarını duyurdu. Hatta Hyperloop inşasına Amerika, Hollanda, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti’nde başlandı bile. 2021 yılı itibariyle Amsterdam ile Paris arasında sistemin işler hale gelmesi bekleniyor.

Tıp camiasının PubMed’i varsa, uzayın da PubSpace’i var!

NASA gerçekleştirdiği tüm araştırmaların sonuçlarını halka tamamen açık bir yerde yayınlayacağını duyurdu. Bu haber, bilginin sınırlarını ve kısıtlamalarını yavaş yavaş ortadan kaldırması bakımından epey olumlu bir gelişme. Nasıl ki tıp listeratürü PubMed’den takip ediliyorsa, NASA’nın desteklediği araştırmalara da PubSpace’ten ulaşılabiliyor.

Bilimsel makalelere ulaşmak için yüksek meblağlar ödeme zorunluluğu ortadan kalkıyor.

Bilimsel makalelere ulaşmak, özellikle de tüm makaleyi okuyabilmek son derece masraflı. Neyse ki bu durum, yakında düzeltilecek gibi görünüyor. Unpaywall adlı uygulama ve Chrome tarayıcı eklentisi sayesinde, makaleler çevrimiçi olarak ücretsiz okunabiliyor. Uygulama kapsamında tüm, yanlış okumadınız, tüm bilimsel makalelerin yaklaşık dörtte birinin mevcut olduğu iddia ediliyor.

Milyarlarca ışık yılı ötedeki kara delik çarpışmaları tespit edilebiliyor.
 LIGO Gözlemevi (Laser Interferometer Gravitational-Wave Observatory) iki yer çekimi dalgası daha tespit etti.

Geçtiğimiz yıl, devasa kara deliklerin çarpışarak birleşmeleriyle oluşan yer çekimi dalgalarının ilk kez gözlenmesi, Einstein’ın Genel Görecelilik Kuramı kapsamındaki yüz yıllık iddiası kanıtlayan bir gelişme oldu. Bunu takiben LIGO Gözlemevi (Laser Interferometer Gravitational-Wave Observatory) iki yer çekimi dalgası daha tespit etti. Bunların sonuncusunda 3 milyar ışık yılı uzaklıktaki kara delikler çarpışmıştı.

İlgili yazı: Einstein’ın 100 yıllık iddiası kanıtlandı: Yer çekimi dalgaları ilk kez gözlemlendi

Tüm bunlar, yakın gelecekte evrenin çok boyutluluğu gibi çılgın hipotezleri deneme imkanı verebilir.

Otizmi ilaçla yenme yolunda umut verici gelişmeler var.

Amerika’da gerçekleştirilen küçük fakat önemli bir klinik çalışma, 100 yıllık suramin adlı bir ilacın otizmli çocuklarda semptom tedavisi için kullanılabileceğini öne sürdü. Makaleye göre, aslen uyku hastalığı ve nehir körlüğü gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan suramin, düşük dozlarda çocuklara verildiğinde otizm belirtilerini azaltıyor. Bu durumun kanıtlanması için ileri faz çalışmalara halen ihtiyaç duyulsa da, tedavinin olasılığı dahi otizm açısından umut verici bir gelişme.

Alzheimer ile ilişkili hafıza kaybı geri döndürülebilir.

MIT’de yapılan bir araştırma, Alzheimer ile ilişkili hafıza kaybının geri döndürülebileceğine dair önemli bir gelişme oldu. Hafıza oluşum sürecine karışan (ve ortalığı karıştıran) enzim, yeni ortaya çıkarılan bir protein sayesinde hedeflenebilir, böylece çalışması engellenebilir hale geldi. Bu da, sürecin sorunsuz olarak işlemesi ve kişinin hafıza sürecinde herhangi bir aksama olmaması demek.

Sorunlu doğum ve düşük olasılığının sadece bir vitaminle azaltılabileceği gösterildi.

12 yıllık bir klinik çalışma sonunda, hamilelik boyunca B3 vitamini almanın sorunlu doğum ve düşük riskini azalttığı ortaya kondu.

Antibiyotik direncine karşı gelişme kaydedildi.

Antibiyotik direnci, yani organizmaların antibiyotiğe bağışıklık kazanıp onlardan etkilenmeyecek hale gelmesi hastalık tedavisini oldukça zorlaştıran bir durum. Birleşmiş Milletler’in toplum sağlığı için ciddi bir tehdit olarak sınıflandırdığı durumun, 2050 yılında yılda 10 milyon kişiyi öldürecek kadar şiddetleneceğini düşünen bilim insanları dahi var.

Bu yılın başlarında yayınlanan bir araştırma, birden çok bakteri suşunda antibiyotik direncini geri döndüren bir molekülün bulunduğunu müjdeledi. Avusturalyalı doktora öğrencisi Shu Lam ise, anbiyotik dahi kullanmadan bakterileri öldüren yıldız şeklinde bir polimer keşfettiğini duyurdu. Bu gelişmeye bakılırsa, bir gün antibiyotik direnci tehditi, antibiyotiğin kendisiyle birlikte tarihe karışabilir.

Parlak ışıklardan oluşan kavisli bir kurdele biçimindeki bu kuzey ışıklarının adı ne mi? Steve.
BONUS: Muhteşem güzellikteki kuzey ışıklarının yeni bir türü ortaya çıktı.

Dünya türlü gizemi içinde barındıran ve çoğu zaman güzelliğiyle bizleri büyüleyen bir gezegen. Kuzey Yarımküre’de yılın belli zamanlarında gözlemlenen görkemli kuzey ışıklarının yeni bir türü bu yıl ortaya çıktı. Parlak ışıklardan oluşan kavisli bir kurdele biçimindeki bu kuzey ışıklarının adı ne mi? Steve.

Kaynaklar:

Science Alert

ABC News

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Tutkularınızı anlayan yapay zeka: Samsung Vision AI TV

Tutkularınızı anlayan yapay zeka: Teknoloji, sizi anlamaya başladığında evde geçirdiğiniz zaman da değişiyor.



Bir zamanlar televizyonlar yalnızca izlediğimiz şeydi. Sonra akıllandılar; uygulamalar geldi, sesli komutlar geldi, internet geldi. Şimdi ise yeni bir döneme giriyoruz. Artık teknoloji sadece ne izlediğinizi değil, o an neye ihtiyaç duyduğunuzu da anlamaya çalışıyor.

Belki kulağa biraz iddialı geliyor ama düşündüğümüzde günlük hayatımız tam da bunun üzerine kurulu. Çünkü gün içinde sürekli farklı rollere giriyoruz.

Sabah haberleri açıyoruz. Öğlen mutfakta tarif bakıyoruz. Akşam çocuklarla animasyon izliyoruz. Sonra arkadaşlarımız geliyor, bir futbol maçı açılıyor. Gece ise iyi bir filmle günü kapatıyoruz.

Aslında aynı ekranı kullanıyoruz ama beklentimiz her seferinde bambaşka oluyor.

İşte Samsung Vision AI TV‘nin en ilgi çekici tarafı tam burada başlıyor. Çünkü televizyon artık yalnızca görüntü veren bir ekran olmaktan çıkıp, izlediğiniz içeriğe ve kullanım alışkanlıklarınıza uyum sağlayan akıllı bir yardımcıya dönüşüyor.

“Bir ayar vardı ama neredeydi?” derdini ortadan kaldıran teknoloji

Hepimizin tanıdığı bir senaryo var. Film açıyoruz. Bir süre sonra “görüntü çok karanlık” diyoruz.

Menüye giriyoruz.

Parlaklık…

Kontrast…

Ses…

Sonra bir oyun açılıyor ve bu kez her şeyi yeniden değiştirmek gerekiyor.

Samsung Vision AI TV‘nin yapay zeka destekli optimizasyon sistemi tam olarak bu noktada devreye giriyor. İzlediğiniz içerik ve bulunduğunuz ortama göre görüntü ve ses ayarlarını otomatik olarak optimize ediyor. Siz ayarlarla uğraşmak yerine yalnızca izlemeye odaklanıyorsunuz.

Aslında iyi teknoloji biraz da böyle hissettirmiyor mu?

Varlığını sürekli göstermeyen ama işleri sessizce kolaylaştıran…

Eski videoları yeniden izlemek neden bu kadar keyifli geliyor?

Telefonlarımızda yıllardır duran videolar var.

İlk tatil…

İlk yürüyüş…

Çocuğunuzun ilk doğum günü…

Belki çözünürlükleri bugünkü standartlara göre çok yüksek değil ama değeri hiçbir zaman azalmıyor.

Yapay zeka destekli görüntü yükseltme teknolojisi sayesinde eski içerikler daha net ve daha detaylı hale geliyor. Böylece yıllar önce çekilmiş görüntüler bile büyük ekranda çok daha canlı hissedilebiliyor.

Bazen teknoloji yeni anılar üretmiyor.

Var olan anıları daha güzel hatırlamamızı sağlıyor.

Evde sinema keyfi bazen sadece doğru renkleri görmekten ibaret

Bir doğa belgeseli açtığınızı düşünün.

Yeşiller gerçekten yeşil.

Gökyüzü tek bir mavi tonundan oluşmuyor.

Gün batımındaki turuncular neredeyse pencerenin dışındaymış gibi görünüyor.

Aslında etkileyici bir görüntüyü yalnızca parlaklık belirlemiyor. Renklerin birbirine ne kadar doğal geçtiği ve sahnelerin gerçek hayattakine ne kadar yakın göründüğü de izleme deneyimini doğrudan etkiliyor.

Samsung’un Micro RGB AI Engine Pro teknolojisi renkleri ve kontrastı yapay zekâ ile analiz ederek sahnelerin daha doğal ve derin görünmesini sağlıyor. Böylece doğa belgesellerinden sinematografisi güçlü filmlere kadar pek çok içerikte renk geçişleri daha gerçekçi, detaylar ise daha belirgin hissediliyor. Özellikle film izlemeyi sevenler için bu küçük gibi görünen farklar, izleme deneyimini bambaşka bir seviyeye taşıyabiliyor.

Çünkü bazen hikâyeyi etkileyen şey senaryo değil, onu nasıl gördüğünüz oluyor.

Oyun oynayan biri varsa evde bunu iyi bilir

“Bir dakika ayar yapıyorum.”

Belki oyuncuların en sık kurduğu cümlelerden biri.

Her oyun farklı ayarlar istiyor.

Yarış oyunu başka.

FPS başka.

Macera oyunu başka.

Vision AI’ın AI Oyun Optimizasyonu özelliği, oynanan oyunun türünü algılayarak görüntü ayarlarını otomatik optimize ediyor. Böylece menüler arasında kaybolmadan doğrudan oyunun içine girebiliyorsunuz.



Özellikle aynı televizyonu evde birden fazla kişi kullanıyorsa bu küçük kolaylık günlük hayatın içinde oldukça fark yaratıyor.

Bazen televizyon sadece televizyon olmak zorunda değildir

Evde hiçbir şey açık değilken bile ekran sürekli siyah kalmak zorunda mı?

Samsung Vision AI TV‘nin yapay zeka ile oluşturulan duvar kağıtları bu fikri biraz değiştiriyor. Evinizi bir sanat galerisine çevirebiliyor.

O gün nasıl hissettiğinize göre daha sakin, daha enerjik ya da doğadan ilham alan görseller oluşturabiliyor. Böylece televizyon yalnızca içerik izlediğiniz bir cihaz değil, yaşam alanının bir parçasına dönüşüyor.

Bu belki küçük bir detay gibi görünüyor.

Ama günün sonunda ev dediğimiz yer zaten küçük detayların toplamı.

Teknoloji, görünmez olduğunda gerçekten iyi çalışıyor

Yapay zekâ denince çoğu zaman aklımıza çok büyük değişimler geliyor.

Oysa günlük yaşamı kolaylaştıran şey çoğu zaman küçük dokunuşlar.

Filmin sesini daha net duyabilmek.

Eski bir videoyu yeniden keyifle izlemek.

Oyunda ayarlarla vakit kaybetmemek.

Evin içinde daha estetik bir atmosfer yaratabilmek.

Samsung Vision AI TVnin yaklaşımı da tam olarak buna odaklanıyor. Televizyonu yalnızca daha akıllı yapmak yerine, onu yaşam tarzınıza uyum sağlayan bir deneyime dönüştürmeyi hedefliyor.

Evde maç izlemek bazen sadece maçı izlemek değildir

Maç izleyenler bilir.

Gol pozisyonunda herkes aynı anda ayağa kalkar.

Birisi “ofsayttı” der.

Diğeri “top çizgiyi geçti” diye ekranı geri sardırır.

Ama tam da o anlarda görüntü akıcılığı bozulduğunda ya da top bulanıklaştığında, heyecanın bir kısmı da kaybolur.

Samsung Vision AI TV, spor karşılaşmalarını analiz ederek hızlı hareket eden nesneleri daha net ve akıcı göstermeye yardımcı oluyor. Özellikle futbol gibi tempolu karşılaşmalarda topun hareketini takip etmek, oyuncuların pozisyonlarını daha net görmek ve aksiyonun içinde kalmak çok daha kolay hale geliyor.

Bir de işin ses tarafı var.

Stadyum atmosferi, tribünlerin coşkusu, spikerin heyecanı… Yapay zekâ destekli ses optimizasyonu sayesinde yalnızca ses yükselmiyor; o anın atmosferi de daha gerçekçi hissediliyor. Dilerseniz spikerin sesini kısabiliyor, stadyumun sesini yükseltebiliyor dilerseniz tam tersini yapabiliyorsunuz.

Belki tek başınıza izliyorsunuz, belki arkadaşlarınızla salonu küçük bir tribüne çeviriyorsunuz…

İyi bir maç deneyimini belirleyen şey sadece skor değil, o heyecanı ne kadar hissettiğiniz oluyor.

Televizyon bazen dekorasyonun en görünür parçası olabilir

Evimizi dekore ederken her detayı düşünüyoruz. Duvar rengi, aydınlatma, tablolar, raflar…

The Frame TV tam bu noktada farklı bir bakış açısı sunuyor. Televizyon yalnızca içerik izlediğiniz bir cihaz olmaktan çıkıp yaşam alanının estetik bir parçasına dönüşüyor. Art Mode sayesinde kullanılmadığı zamanlarda sanat eserlerini, sevdiğiniz fotoğrafları ya da dekorasyonunuza uyum sağlayan görselleri sergileyerek duvarda bir çerçeve gibi yerini alıyor.

Samsung Vision AI TV ile birleştiğinde ise bu deneyim daha da kişiselleşiyor. Günün atmosferine ve yaşam alanının ruhuna uyum sağlayan görseller sayesinde ekran, dikkat çeken bir teknoloji ürünü olmaktan çok evin doğal bir parçası gibi hissettiriyor.

Çünkü bazen iyi tasarım, bulunduğu ortama uyum sağlayabilen tasarım oluyor.

Teknoloji yaşam alanının ritmine uyum sağladığında

Bugün televizyon izlemek, müzik dinlemek ya da evde vakit geçirmek birbirinden tamamen ayrı deneyimler değil.

Samsung’un Movingstyle ekran çözümleri de bu esnekliği destekliyor. Ekranı yalnızca salonda değil; mutfağa, çalışma köşesine ya da balkona taşıyarak günün farklı anlarına uyum sağlayan daha özgür bir kullanım sunuyor.

Müzik bazen görüntü kadar önemlidir

Evde geçirilen zamanın büyük bir kısmı yalnızca ekran izleyerek geçmiyor. Bazen yemek yaparken, bazen çalışırken, bazen hiçbir şey yapmadan sadece müzik dinlerken…

Music Studio hoparlör ise ses deneyimini daha kişisel hale getiren özellikleriyle televizyonu yalnızca izlediğiniz değil, dinlediğiniz anların da bir parçasına dönüştürüyor. Farklı müzik modları ve ses deneyimi seçenekleriyle evin atmosferine uyum sağlayan daha zengin bir dinleme deneyimi sunuyor.

Belki de yeni nesil televizyonların en büyük farkı tam olarak burada. Sadece daha akıllı olmaları değil evin içindeki farklı anlara, farklı ihtiyaçlara ve farklı yaşam tarzlarına uyum sağlayabilmeleri.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır.



Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.



Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.



Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 



İlgili Makale