X

Doğayla iç içe yaşamak ömrünüzü uzatıyor

Harvard’ta 1976 yılından beri yapılan uzun süreli bir araştırmada, doğayla iç içe yaşamanın insan ömrüne olan etkisi araştırılıyor. Özellikle 2000 ve 2008 yıllarında toplanan verilere göre doğayla iç içe yaşayanlar, hatta yaşadıkları yerin yakınlarında park ve bahçe gibi yeşillik alanlara sahip olan insanlar daha uzun bir ömre sahip oluyorlar.

Doğayla iç içe yaşayanlar ya da yaşadıkları yerin yakınlarında park ve bahçe gibi yeşillik alanlara sahip olan insanlar daha uzun bir ömre sahip oluyorlar.

Yeşillik alanlara yakın yaşayanların yaşam süreleri uzuyor

Araştırmalar gösteriyor ki, yeşillik alanlara 300 metreden daha yakın bölgelerde yaşayan insanların yaşam süreleri %12 daha fazla oluyor. Sonuçlar kişinin sigara kullanımına, beslenme şekline veya hayat tarzına göre değişiklik gösterse de bu bireyler özellikle kanser, böbrek rahatsızlıkları ve solunum yetmezliği gibi problemlerle daha az karşılaşıyorlar.

İlgili yazı: Doğayla içi içe olduğunuzda başınıza gelecek 6 güzel şey

Araştırmacılar bu sonuçlara ulaşmak için, deneye tabi tuttukları insanların ruh durumlarının, sosyalleşme becerilerinin, fiziksel aktivitelerinin ve kirli havaya maruz kalma oranlarının yeşil alanlarda geçirdikleri zamanla nasıl değiştiğini gözlemliyorlar. Sonuçlar ortaya çıkınca fark ediliyor ki; doğal yaşama daha yakın yaşayan insanlar daha mutlu hissederlerken, aynı zamanda da sağlık problemleriyle daha az karşılaşıyorlar.

Ağaçlara, park ve bahçelere sadece güzel görünüm için değil, sağlığımız için de ihtiyacımız var.

Doğada daha fazla vakit geçiren insanlar kendilerini daha mutlu, daha sağlıklı ve hayata karşı daha pozitif hissediyorlar. Bu araştırmanın sonuçları bize gösteriyor ki, ağaçlarla ve doğayla vakit geçirmenin yaşamımıza tahmin ettiğimizden daha çok olumlu etkisi var. Bu yüzden özellikle büyük şehirlerde ağaçlara, parklara ve yeşil alanlara sadece güzel bir görünüm için değil, sağlıklı bir yaşantı için de ihtiyacımız var.

Kaynak:

mnn.com

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale