Dinlemeyi öğrenmek, işte bütün mesele bu!

Hiç kimse senin gözünden göremez! Senin gördüğün sana özeldir. Tıpkı denizin üzerine yansıyan güneş ışınlarının sana ne hissettirdiğinin yalnızca sende bıraktığı etki gibi. Bazılarımız gözlerini kısarken bazılarımız özellikle seyreder. Hayat da böyledir işte! Olaylara bakış açımızdaki farklılıklar bundandır. İnsan yalnızca baktığı kadar görebilir ve yalnızca duymak istediği kadar duyabilir. Görmek istemeyene ne yaparsanız yapın gördüremezsiniz. Duymak istemeyene ne yaparsanız yapın anlatamazsınız kendinizi. Dünyanın en güzel kelimelerini de seçseniz, dünyanın en güzel sesine de sahip olsanız nafile… Hepimizin zaman zaman ikili ilişkilerinde yaşadığı problemdir bu. Peki, asıl sormamız gereken soru nedir?

Hangimiz gerçekten ilk önce kendini anlatmak yerine ilk önce karşımızdakinin hislerini anlamaya çalışıyor? Burada kilit soru bu bana göre. Anlatmaktan daha çok, ilk önce dinlemeyi öğrenmemiz gerekiyor. Biz daha baştan hemen haklılığımızı ispatlama çabasına girerek ilişkimizi değersizleştirmeye başlıyoruz. Daha karşımızdaki kendini ifade etmeye başladığı dakikada geçmişten gelen birikimlerimiz büyük bir tsunami yaratıp savunma duvarı inşa etmemize neden oluyor. Daha karşımızdakinin cümlesi bitmeden ne söyleyeceğimizi düşünmeye başlıyoruz. İnanın en büyük iletişim problemimiz bence bu.

Düşünsenize, gerçekten karşınızdakini anlamaya yönelik sakin bir ses tonuyla “Seni gerçekten çok iyi anlıyorum” deyip cümleye başladığınızda ve “Sana böyle hissettirdiysem…” şeklinde devam ettiğinizde hangi anlaşmazlık çözüme kavuşmaz? Hangi öfkenin ateşi suyla kavuşmaz? Ama hepimiz yangına körükle gitmeye bayılıyoruz. İlk önce kendimizin anlaşılmasını bekliyoruz. İlk önce ben! “İlk önce o anlasın”lar vs. Sonuç ne oluyor? İki öfke patlamasıyla ortalığı ateşe vermiş ya da her şeyi anlatmaya çalışmaktan bıkmış, usanmış, yorulmuş, kendi kabuğuna çekilip sessizlik diyarında yalnızlaşmış iki yabancı insan ortaya çıkıyor. Sonra bir şeyler kendi kendine düzelsin diye beklerken tükenmiş ilişkiler meydana geliyor.

Bir de nedendir bilinmez çoğumuzda sanki karşımızdaki insana değer verdiğimizi hissettirirsek sanki kendimizden bir şeyler kaybederiz gururu var. Hemen müthiş bir savunma kalkanı çekerek karşımızdaki ne hissederse hissetsin ben haklıyım soğukluğu… Samimiyetten daha ötesi olmadığına inanıyorum. Her ne kadar haklı bile olsak bir şekilde karşımızdaki bunu kötü algıladıysa ilk önce bu algıyı nasıl yok edebileceğimizi düşünmemiz daha sağlıklı olmaz mı? İyi niyeti hisseden hangi insan yelkenleri suya indirmez ki?

İkinci adım ise biraz zaman tanımak olmalı. Çözülemeyen bir problem varsa ortada olayların soğuması için her iki taraf da biraz zaman tanımalı birbirine. Ama bunun günler de sürmemesi gerekir. Sonuç olarak sessizlik en büyük psikolojik şiddettir. Bu katlanılamayan, yıpratan, gereksiz saçma sapan bir zaman dilimi olur bana göre. Ama ilk sorunumuz olan dinlemeyi öğrendiğimiz takdirde belki de olayların soğumasına hiç ihtiyacımız kalmayacaktır bile…

Duygularınızı hissettiğiniz gibi karşı tarafa hissettirmek sizi güçsüz yapmaz. Tam tersi duygularını yansıtabilmek, değer verdiğini hissettirebilmek cesaret ister ve herkes tam anlamıyla hissettiğini yaşayamaz da, hissettiremez de… Fakat yapabiliyorsanız duygularınızı yansıtmaktan korkmayın! Karşınızdakini dinlediğinizi hissettirdiğinizde ona ne kadar değerli olduğunu da hissettireceksiniz. İşte o zaman her iki taraf da birbirini gerçek anlamda anlamaya başlayacaktır.

Birbirimizi sevdiğimizi daha çok hissettirebildiğimiz, dinlediğimiz ve konuşmaktan korkmadığımız günler dileğiyle…

Bu arada sizlere güzel bir haberim var. Yazılarımı takip edenler bilir. Kişisel gelişim, farkındalık, ilişkiler, aşk, sevgi, kısacası hayata dair yazdığım yazılarımı derlediğim ve hayatınızı bir nebze olsun güzelleştireceğine inandığım ve hayatın güzelliklerle dolu olduğunu yansıttığını düşündüğüm ilk kitabım PUSULA çıktı! Şimdi tüm seçkin kitapçılarda satışta! Kitabımı incelemek isterseniz, satın alabileceğiniz birkaç linki aşağı bırakıyorum.

Ayrıca yazılarımı ve paylaşımlarımı takip etmek isterseniz Instagram sayfam @gmzeokutan hesabını takibe almayı ve kitabımı satın aldığınız takdirde benimle paylaşmayı unutmayın lütfen!

https://www.dr.com.tr/Kitap/Pusula/Edebiyat/Deneme-Yazin/urunno=0001955844001
https://www.bkmkitap.com/pusula-693655
https://www.babil.com/pusula-kitabi-gamze-okutan
https://www.sozcukitabevi.com/Kitap/gamze-okutan-pusula
https://www.kitapmuptelasi.com.tr/pusula
https://www.istanbulkitapcisi.com/kitap/pusula-kitabi-gamze-okutan

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Yaşam amacımızın ne olduğunu bulma yolculuğunda bizi neler bekliyor?

Gamze Okutan
15 Aralık 1986 Beykoz İstanbul doğumlu olan Gamze Okutan 2004 yılında Paşabahçe Ferit İnal Lisesi’nden mezun olduktan sonra uzun yıllar mağazacılık sektöründe satış danışmanlığı ... Devam