Türkiye’de üç yıl: Kendime dair öğrendiklerim

Yaklaşık üç yıl önce Türkiye’ye taşındığımda aslında sadece ülke değiştirdiğimi düşünüyordum. Yeni bir yer, yeni rutinler, yeni deneyimler benim için heyecan verici ve tamamen yeni bir başlangıçtı. O zamanlar beni gerçekten neyin beklediğini ve bunun beni ne kadar sessiz ama derinden değiştireceğini hiç bilmiyordum.

Başlangıçta her şey biraz yerinden kaymış gibiydi. Çok zor değildi, ama yeterince yabancıydı ve bu durum daha önce hiç sorgulamadığım şeyleri fark etmeme neden oldu. Basit etkileşimler bile daha fazla dikkat gerektiriyor, günlük konuşmalar daha fazla enerji istiyor ve en sıradan anların içinde bile hafif bir belirsizlik hissi sürekli kendini hatırlatıyordu.

Tanıdık olanın kaybı

Kendi ülkemdeyken kimliğimin ne kadar büyük bir kısmının rahatlığa ve alışkanlığa dayandığını hiç fark etmemiştim. Her şeyin nasıl işlediğini bilmek, tepkilerimi otomatik olarak verebilmek ve nasıl olmam gerektiğini düşünmeden hareket edebilmek bana güvenli bir zemin yaratıyordu. Burada ise bu zemin neredeyse bir gecede kayboldu ve tam da bu boşlukta beklemediğim bir şey başladı: kendimi daha net görmeye başladım.

Alıştığım bağlamlar ve üstlendiğim roller olmayınca artık otomatik tepkilere değil, daha bilinçli bir farkındalığa dayanmak zorunda kaldım. Nasıl iletişim kurduğuma, nasıl tepki verdiğime ve kontrolün bende olmadığı durumlarda nasıl davrandığıma daha dikkatli bakmaya başladım. Bu süreç başlangıçta zorlayıcı olsa da zamanla kendimi daha dürüst bir şekilde tanımamı sağladı.

Zorluklarla baş etmeyi öğrenmek

Elbette zor anlar da oldu, her şeyin gereksiz yere karmaşık hissedildiği, küçük şeylerin bile büyük bir çaba gerektirdiği günler yaşadım. Ancak zamanla bu anlar bir engel olmaktan çıktı, hayatın doğal bir parçasına dönüştü. Bu süreç daha iyi biri olma çabası değil, daha gerçek ve daha sahici bir insan olma süreciydi.

Başka bir ülkede yaşamak insanı kendisiyle yüzleştiriyor, ama bunu büyük ve dramatik anlarla değil, küçük ve sürekli tekrar eden durumlarla yapıyor. Bir şeyi anlamadığında nasıl davrandığın, yabancı hissettiğinde nasıl tepki verdiğin ve alıştığından daha fazla yalnız kaldığında bununla nasıl baş ettiğin aslında bu sürecin gerçek aynası oluyor.

Yalnızlığın farklı bir hali

Yurt dışında yalnızlık bambaşka bir şekilde hissediliyor. Bu yalnızlık sadece insanları özlemek değil, aynı zamanda kendinin bir halini özlemek. Tanıdık bir ortamda zahmetsizce var olabilen o halini.

Başta bu bir kayıp gibi geliyor, ama zamanla başka bir şeye dönüşüyor. Kendinle kurduğun ilişki değişiyor, sürekli dış onaya dayanmayan, daha çok kendi içinde kalabilmeye ve kendi düşüncelerine dayanabilen, daha sessiz ama daha sağlam bir ilişki oluşuyor.

Dünyayı farklı görmek

Zamanla her şeyin ne kadar göreceli olduğunu daha iyi anlamaya başlıyorsun. İnsanların iletişim biçimi, yaşamın ritmi, öncelikler hepsi birbirinden farklı. Bu bazen kafa karıştırıcı, bazen de ferahlatıcı olabiliyor. Bir süre sonra karşılaştırmayı bırakıp sadece gözlemlemeye başlıyorsun ve bir zamanlar normal dediğin şeylerin aslında sadece sana tanıdık gelen şeyler olduğunu fark ediyorsun.

Bu farkındalık yalnızca dünyaya bakışını değil, kendine bakışını da yumuşatıyor.

Kontrolü bırakmak

Zamanla daha az katı biri oluyorsun. Belki daha az kesin, ama daha açık ve esnek. Uyum sağlamaya, kabullenmeye ve her şeyi kontrol etmeden akışına bırakmaya daha istekli hale geliyorsun.

Çünkü yurt dışında yaşamak hayatı kolaylaştırmıyor, çoğu zaman tam tersine daha karmaşık hale getiriyor. Ama buna rağmen insana daha sakin, daha dengeli bir iç güç kazandırıyor. Her şeyi mükemmel bir şekilde çözmediğin için değil, buna her zaman gerek olmadığını öğrendiğin için.

Uyum sağlamanın yeterli olduğunu, anda kalmanın ve devam etmenin çoğu zaman en doğru şey olduğunu fark ediyorsun.

Daha dürüst bir benlik

Bugün geriye baktığımda tamamen farklı biri olduğumu hissetmiyorum, ama daha dürüst, daha sahici bir ben gibi hissediyorum. Ve belki de yurt dışında yaşamak insana tam olarak bunu veriyor: yeni bir kimlik değil, zaten içinde olan kimliği daha net görebileceğin bir alan.

  “Kendini bulmak, bazen bildiğin her şeyi bırakmaktır.”

İlginizi çekebilir: Gelecek belirsizken: Değişen iş dünyasında yerimizi nasıl bulabiliriz?

Monika Karapınar
Merhaba, ben Mónika. Macar'ım ama Türkiye'de yaşıyorum. Birkaç dil biliyorum, şu anda dil koçu olarak çalışıyorum. Eğer beni tanımlayan bir alıntı seçmem gerekseydi, sanırım ... Devam