X

Dijiseksüellik: Cinsel deneyimler için teknolojiyi tercih etmek

Her geçen gün farklı bir teknolojik gelişmeyle karşılaşıyoruz ve teknoloji dünyasının hayatımızın neredeyse her noktasına işlemeye başladığını fark edebiliyoruz. Başta eğitim, iş hayatı ve gündelik görevler olmak üzere, yapay zeka ve robotik gibi teknolojiler hayatımızı fazlasıyla kolaylaştırıyor. Bu doğrultuda, çeşitli teknolojiler cinsel deneyimlere de uyarlanabiliyor ve bu kullanım şekline de dijiseksüellik deniyor. Bu yazımızda, dijiseksüelliğin ne olduğunu sizler için kaleme aldık. 

Dijiseksüellik nedir? 

Yeni bir kavram olan dijiseksüellik, teknolojinin cinsel ve romantik hayatta önemli bir rol oynadığı davranış biçimini tanımlıyor. Bu davranış, seks teknolojilerini, yapay zeka destekli partnerleri ve sanal gerçeklik deneyimlerini içerebiliyor.  

Sextingin yani insanların birbirlerine cinsel temalı mesajlar, fotoğraflar, videolar veya ses kayıtları göndermesinin dijiseksüellik kavramının temelini oluşturduğunu söyleyebiliriz. Hızla gelişen teknolojiler, günümüzün cinsel dünyasını sextingten çok daha ileri bir boyuta taşıyor.  

Dijiseksüellik, iki farklı kola ayrılıyor; ilk kol teknolojiyi cinsel yaşamının bir parçası olarak kullanan insanları ifade ederken ikinci kol insan partner yerine teknolojiyi tercih eden kişileri tanımlıyor. İlk kategoride yer alanlar, partnerleriyle beraber erotik sanal gerçeklik deneyimlerinden veya gelişmiş seks oyuncaklarından yararlanabiliyor. İkinci kategoridekiler ise robot partnerlerle tatmin olabiliyor ve insanlarla ilişki kurmaya karşı ilgi göstermeyebiliyor.  

Bazı araştırmacılar, bu davranış biçimini yeni bir cinsel yönelim olarak değerlendiriyor. Diğer araştırmacılar ise bunun teknolojik bir tercih olduğunu savunuyor. Bu doğrultuda, dijiseksüelliğe karşı hem olumlu hem de olumsuz yorumlar olduğunu söyleyebiliriz.  

Dijiseksüellik örnekleri 

Akihiko Kondo ve Hatsune Miku, kaynak: nypost.com

Dünya üzerinde farklı dijiseksüellik örnekleriyle karşılaşabiliyoruz. Örneğin, Akihiko Kondo isimli Japon bir erkek dijital pop yıldızı Hatsune Miku ile 2018’de sembolik bir evlilik gerçekleştirdi. Kondo, gerçek insan ilişkilerinde zorlanması nedeniyle sanal bir karakterle duygusal bağ kurmaya yöneldiğini belirtiyor.  

Replika gibi yapay zeka destekli sohbet uygulamaları da bu davranışın örnekleri arasında bulunuyor. Bu uygulamalar, kullanıcıların romantik partner olarak görebilecekleri yapay zeka karakterler üretmesine olanak tanıyor. Kullanıcılar, bu karakterlerle duygusal paylaşımlar yapıyorlar ve hatta bu paylaşımları romantik ilişki olarak etiketliyorlar. Bu uygulamaların kullanımının COVID-19 pandemisinden sonra ciddi bir oranda artışa geçtiği ifade ediliyor. 

Seks robotları da robotiğin cinsel hayatı etkilediğini gösteriyor. Bazı insanlar, silikondan yapılma insansı robotlarla ilişki kurabiliyor. Bu robotlar, yapay zeka aracılığıyla konuşabiliyor ve kullanıcıya romantik partner gibi tepki verebiliyor. Bazı kullanıcılar, bu robotları hem fiziksel hem de duygusal bağ nesnesi olarak görüyor.  

Dijiseksüellik cinsel hayatı nasıl etkiliyor? 

Dijiseksüellik, bazı insanlar için destekleyici ve güvenli bir ortam yaratabiliyor. Bazıları için ise ilişki kurma biçimleri dönüşüm geçiriyor ve zorlayıcı deneyimler açığa çıkabiliyor. 

Dijital tabanlı cinsel deneyimler, gerçek hayatta çekinilen fantezileri belirli sınırlar içinde keşfetmeye yardımcı olabiliyor. Ayrıca, performans baskısı, reddedilme korkusu ve sosyal anksiyete yaşayanlar da kontrol edilebilir bir alana kavuşabiliyor. Bunlarla birlikte, izolasyondaki kişiler teknolojiyle duygusal boşluğu bir miktar doldurabiliyor. Dijiseksüelliğe dayalı bazı platformların beden, iletişim ve rıza konularında farkındalık oluşturabildiğini de söyleyebiliriz. 

Bir diğer yandan, gerçek ilişkilerde beklenti değişimi yaşanabiliyor. Örneğin, dijital partnerler hep uyumlu olduğu için gerçek insan ilişkilerinde çatışmalar artabiliyor. Buna ek olarak, zaman içinde insan ilişkileri yerine dijital bağların tercih edilmesiyle sosyal geri çekilme ortaya çıkabiliyor. Aynı zamanda, teknolojiler kolayca erişilebildiği ve kontrol edilebildiği için karşılıklı emek gerektiren ilişkilerde zorlanılabiliyor. Kişiselleştirilen dijital içerikler de uyarılma eşiğini değiştirerek gerçek hayat deneyimlerinin yetersiz hissedilmesine yol açabiliyor. 

Sonuç olarak, dijiseksüel deneyimler hem avantajlar hem de dezavantajlar sunabiliyor. Bu yüzden, dijital deneyimleri gerçek insan ilişkilerinin alternatifi değil de tamamlayıcısı olarak görmek kritik bir önem taşıyor.  

İlginizi çekebilir: Erkekler ve kadınlar cinselliği farklı mı algılıyorlar? 

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!
İlgili Makale