X

Değerli bir yatırım: Gerçekten ne istediğimize odaklanmak

Bugün bu olmadı ben vazgeçtim. Şu istediğim gelmedi, zaten benim istediklerim asla gerçekleşmiyor. Ben vazgeçtim, bu başvurum yine reddedilmiş. Daha fazla üzerine düşmeyeceğim çünkü bu işi alamayacağım. Bu evi satın almam mümkün değil. Hayalimdeki arabayı bir türlü elde edemiyorum. Hayalimdeki evlilik için o istediğim, kalbimin kabul ettiği kişiyi asla bulamayacağım biliyorum, bu zamana kadar karşıma çıkmadı ve bundan sonra da çıkmayacak…

Peki bugün sizlerle birlikte soralım istiyorum; paragraflarca yazabileceğim tüm bu “olumsuz” durumlar gerçekten doğru mu? Cevap vermek oldukça basit (ve aynı zamanda bir o kadar da zor!)… Eğer gerçekten doğru olsaydı, kimse aradığı işi bulamazdı. Eğer gerçekten sadece tek doğru olsaydı ve bu her zaman olumsuz olsaydı hiçbirimiz hayatımızın aşkı ile karşılaşıp güzel bir evlilik yapamazdık… Eğer gerçekten bu kadar olumsuz ve sadece bir yol olsaydı, o zaman hiçbirimiz hayatımızda istediğimiz evi veya arabayı elde edemezdik, hayal ettiğimiz tatile çıkamaz ve hayal ettiğimiz paraları kazanamazdık…

O zaman farklı bir soru soralım hep birlikte; değişik olan nedir? Yani bu ayrımı yaratan bazılarımız için bu derece “olumsuz”, “şanssız”, “değersiz”, “edinimsiz”, “vermeyen”, “desteklemeyen”, “sunmayan” olarak giden bu hayat, nasıl oluyor da bir kısmı için son derece sunucu, son derece zenginlik ve varlık dolu, son derece şanslı, son derece aşklı, son derece uygun veya son derece cömert olabiliyor?

İşte bu sorumuzun cevabı “gerçekten ne istediğimize odaklanmaktan” geçiyor. Nedir odaklanmak? Bu anda kaybediyor olabiliriz fakat odağımız ne istediğimiz olmalı. Şu an yalnız olabiliriz fakat odağımız aslında güzel bir ilişki ve güzel ilişkileri takdir etmek olabilir. Şu anda örneğin Kosta Rika’ya tatile gidebilecek gücümüz olmayabilir fakat biz hayalimize sarılıp neresinde, ne yapılır, kültürü nedir, sokakları nasıldır, bunları görüntüleyebiliriz, hayal edebiliriz, isteyebiliriz, dileyebiliriz, orada olacağımız o zamana, orada olmuşuz kadar çok odaklanabiliriz.

Bugün istediğimiz işte çalışmıyor olsak da, her sabah uyanmadan önce o sabah gerçekten o işe sahip olsaydık nasıl uyanırdık, işe nasıl giderdik, o ilk teklifi aldığımızda nasıl hissederdik, bunu düşünerek güne uyanabiliriz. Kan basıncımız bu güzellikle nasıl değişirdi, nasıl etkilenirdik, buna odaklanarak günümüzü geçirebiliriz.

İşte hayal etmek ve odaklanmak bu kadar güçlü olgulardır. Bizler bugün “olmayana” odaklanarak şikayet ederiz, “Olmadı” deriz, yeniden ve yeniden bu olmayanları saatlerce anlatırız. Ortaya ne çıkar sizce bu kadar şikayetle, bu kadar “olmayanla” neyi büyütürüz? Oysa ki olmak istediğimize, neyi istediğimize, yarın nasıl olmasını hayal ettiğimize odaklandığımızda yol bir şekilde bize akar, bizi o olmasını dilediklerimize çıkartır…

Evet belki bu yolda kaybedeceğiz, hayal kırıklığına uğrayacağız ve belki de yeni şeyler öğreneceğiz ama önemli olan olmasını istediğimiz, o kalbimizin attığı hayalden uzaklaşmamak ve akışa mutlaka ama mutlaka tüm gücümüzle güvenmektir!

Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız, şikayet ediyorsanız, olumsuzları çokça söylüyorsanız, ne olmadıysa tüm gününüz bunu anlatmakla geçiyorsa durun! Yarından itibaren nasıl olsaydı mutlu olurdunuz, hayatınızda ne olsun, ne sizi bulsun, ne gelsin buna odaklanın, bunu yaşayın, bunu çağırın, bunu kabul ettiğinizi söyleyin kendi kendinize; o güzel yeni işi kabul ediyorum, bu güzel yeni aşkı kabul ediyorum veya bu yeni, güzel arabayı şükürle kabul ediyorum!

Yolunuz açık olsun!

İlginizi çekebilir: Kaderin senin elinde: Yok dersen yok olur, var dersen var olur

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale