X

Çoğu wellness şirketinin başarısızlığa sürüklenme nedenleri

Wellness sektörü, son dönemlerde bireylerin fiziksel ve zihinsel iyilik hallerini desteklemek adına çarpıcı bir büyüme sergiliyor. Her ne kadar bu büyüme pek çok girişimciye cazip gelse de bu sektöre adım atan çoğu girişim başarısızlığa sürükleniyor. Çeşitli wellness şirketleri, sürdürülebilirlikten yoksun iş modelleri ve tüketicinin gerçek ihtiyaçlarını göz ardı eden stratejilerle hedefinden sapıyor. Diğer sektörler için de geçerli olan bu sapmayla birlikte, wellness sektörüne özel başarısızlık sebepleri de açığa çıkıyor. Bu yazımızda, hızla gelişen bu sektördeki başarısızlık döngüsünün ardındaki temel sebepleri derinlemesine inceliyoruz.

Wellness şirketleri neden başarısız oluyor?

Her yeni girişim, atıldığı sektörün pazarına bağlı olarak hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bu mücadelenin ardında uygun iş modeli, tüketici ihtiyaçları ve sermaye gibi faktörler bulunuyor. Çoğu wellness şirketi de bu faktörlere bağlı kalarak ilerlemeye çalışsa da bu şirketler çeşitli nedenler sonucunda başarısızlığa sürüklenebiliyor. İşte, çoğu wellness şirketinin uzun soluklu olamamasının ardındaki beş temel neden:

Somut bir getiri tanımlamamak

Çoğu wellness şirketi, geliştirdiği hizmeti veya ürünü sergilerken ölçülebilir ya da tanımlanabilir bir sonuç sunmuyor. Bir başka deyişle, bu şirketler somut bir hedef geliştirmeden pazarda diğer şirketlerle rekabet etmeye çalışıyorlar. Örneğin, ‘’mental sağlığı iyileştirmek’’ gibi belirsiz sonuçlar tüketiciyle paylaşıldığı zaman tüketiciler bahsi geçen ürün/hizmet ne kadar gelişmiş olsa da şirkete karşı ilgi göstermiyor.

Bu sektörde net bir hedef belirleyen şirketler ayakta kalabiliyor. Kalıplaşmış ve somutluk taşımayan getiriler sunmak yerine belirsizliği kırmak gerekiyor. Örneğin, pek çok insan ‘’%30 daha az saç dökülmesi’’ gibi net bir getiri sunan şirketlere yöneliyor. Bu tarz hedefler belirlemiş olan ama vasat bir hizmet veya ürün sunan şirketler, son teknolojilerle çalışan fakat net bir hedefi bulunmayan şirketlere göre başlangıçta daha büyük bir kitleye ulaşıyor. Kısacası, ürün kalitesinden önce belirgin sonuçlar ortaya koyan şirketler kazanıyor.

Kullanıcıdan davranış değişikliği talep etmek

Wellness çözümleri, kullanıcıların mevcut davranışlarını tamamen değiştirmelerini talep ettiği zaman başarısızlığa sürükleniyor. Pek çok şirket, hizmetlerini ve ürünlerini sektördeki profesyonellere göre tasarlıyor. Bu durum sonucunda da sektörde yer almayan insanların alışkanlıklarını köklü bir şekilde değiştirmesi gerektiriyor. Bu köklü değişim, tüketicilerin günlük rutinlerini zor ve zahmetli bir hale getiriyor. Bu beklenen davranış değişikliği sonucunda da tüketiciler wellness şirketlerinden uzaklaşmaya başlıyorlar.

Mevcut inançlara bağlı kalmamak

Çeşitli sektörlerde olduğu gibi bu sektörde de bazı faktörlerin etkinliğine dair toplum genelinde oluşmuş bir güven bulunuyor. Örneğin, popüler diş macunu markaları yeni ürünlerini kömür ve neem gibi içeriklerle piyasaya sürüyorlar çünkü bu içeriklerin aktifliğine dair yaygın bir güven söz konusu. Wellness şirketleri, bu örnekte olduğu gibi genel güvenden uzaklaştıkları zaman başarısızlığa sürükleniyorlar.

Güven, bir şirketin ürününün faydasını insanların halihazırda inandığı bir şeye dayandırmasıyla oluşuyor. Bir başka deyişle, çoğunluk tarafından kabul edilen inançlara ve değerlere bağlı kalmamak girişimlerin sonunu getiriyor.

Fonksiyonel zihinsel modelleri ihlal etmek

Bazı wellness şirketleri, tüketicinin zihninde kurulma olasılığı olan bağlantıları göz ardı edebiliyor. Bu durum sonucunda da başarısızlık açığa çıkıyor. Örneğin, tüketiciler bir şirketin aynı anda hem kaliteli fitness ekipmanları hem de iyi besin takviyeleri sunabileceğini düşünmüyor. Bu örnek, insanların bir şirketin tek bir alanda uzman olduğunu görme isteğini somut bir şekilde anlatıyor.

Bir şirket birden fazla wellness çözümünde lider olmaya çalıştığı zaman sona yaklaşıyor. Bu durumun önüne geçmek adına sektördeki şirketlerin tek bir alana yoğunlaşması büyük önem taşıyor.

Değer teklifini aşırı abartmak

Pek çok wellness girişimi, ilk satışlarını gerçekleştirmek için ürünlerinin veya hizmetlerinin sonuçları hakkında aşırı vaatlerde bulunuyor. Bu vaatlerin karşılanmaması sonucunda tüketicilerin güveni kırılıyor ve tekrar satın alma oranı düşüyor.

Ürünleri veya hizmetleri hakkında sunabileceklerinden çok daha büyük ve hayali getiriler açıklayan şirketler günün sonunda iflas bayrağını çekmeye yaklaşıyor. Bu nedenle, geliştirilen çözümlerin doğurabileceği sonuçlar hakkında her zaman gerçekçi ve açık olmak gerekiyor.

Wellness şirketlerinin başarılı bir şekilde yollarına devam edebilmeleri için tüketicilerin sağlıklı yaşamı ve iyilik halini nasıl algıladıklarını fark etmeleri büyük önem taşıyor. Bu algı mekanizması temelde somut sonuçlara, davranış değişikliğine ve inanç noktalarına dayanıyor. Şirketlerin bu üç temel parametreyi göz önünde bulundurması sonucunda pazarda sağlam bir konum inşa ediliyor.

Kaynak: Entrepreneur, WellSteps, Deloitte

İlginizi çekebilir: Başarısız olmuş mental sağlık girişimleri

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale