X

Canımızın çektiği bir şeyi yememek neden kötü bir fikirdir?

Yeşil içecekler, smoothie bowlar, tahıllı salatalar ve daha nicesinin sağlıklı yaşamın favori öğünleri arasında olduğu kesin ama canınız şöyle akışkan çikolatalı bir pasta ya da sıcacık dumanı üstünde bir dilim pizza istediğinde ne olacak? Kendinizi ‘kötü’ ya da ‘sağlıksız’ olarak etiketlediğiniz yiyeceklerden canınız çektiğinde nasıl yönlendiriyorsunuz? İradenizle zorlu bir mücadeleye giriyor ya da koşar adım kaçarak uzaklaşmaya mı çalışıyorsunuz? “Canım abur cubur çektiğinde ne olursa olsun karşı koyarım!” diyenlerdenseniz size şunu soralım: Ya bazen gerçekten ihtiyacınız olan bir dilim cheesecake ya da çıtır çıtır bir patates kızartması ise?

Sağlıklı beslenme konusunda dengeli bir anlayışı benimsemek, katı gıda kurallarına uymaktan daha sürdürülebilir.

Doğru beslenmek, elbette ki sağlıklı yaşam için oldukça önemli ancak ‘kötü’ ya da ‘sağlıksız’ olarak etiketlediğiniz tüm gıdaları tamamen kesmek aslında pek de doğru değil. Çünkü canınızın çektiği yiyeceklere direnmek bir irade egzersizi gibi görünse de aynı zamanda hayatınızda başka birçok şeyden de uzaklaşmanıza neden olabilir. Beslenme uzmanlarına göre ‘sağlıklı bir diyet ile canımızın çektiğini yemek’ arasında mutlu bir denge kurmak önemli. Aksi halde işler biraz karışabilir. Beslenme konularını ele alan ünlü yazar Judith Matz’e göre canımız bir şeyi yemek istediğinde o isteğe karşılık vermek gerek; çünkü sağlıklı beslenme konusuna ‘dengeli’ bir şekilde yaklaşmak, katı gıda kurallarına uymaktan çok daha sürdürülebilir.

Matz, “Kendinize bir şeyin yasak olduğunu söylediğinizde, muhtemelen bunu daha sık düşünürsünüz.” diyor ve ekliyor: “Çocukken anne babanızın size bir şeyi yapmamanızı söylemesi o şeyi daha da çekici hale getirmiyor muydu? Öyleyse, bu durum yeme istekleriniz için de geçerli. Aksi halde, aşırı yeme olasılığınız daha da yükselir; çünkü kendinizi o istediğiniz şeyden mahrum bıraktığınızda vücudunuz doğal bir tepki olarak onu daha fazla alma ihtiyacı duyar.” Yani, canınız istediğinde bir parça çikolata yememek için verdiğiniz savaş sonrasında kendinizi paket paket çikolata yerken bulmanıza neden olabilir. Ve bu durum, çok daha sağlıksız bir döngünün oluşmasına zemin hazırlayabilir.

Canınızın çektiğini suçluluk duymadan yemeyi öğrendiğinizde, muhtemelen “sağlıksız” olarak etiketlediğiniz yiyeceklere olan ilgi ve isteğiniz azalacaktır.

Elbette, bazı yiyecekler diğerlerinden daha besleyici olabilir, ancak “kötü” ya da “sağlıksız” olduğunu düşündüğünüz yiyeceklerden tamamen kaçınmak ve yalnızca “iyi ve sağlıklı” diye etiketlediğiniz yiyecekler yemek sizi genel olarak daha sağlıklı yapmaz ama birtakım olumsuz duygu ve düşüncelere sahip olmanıza neden olabilir. Matz’e göre belirli yiyeceklerden yoksun kalmak, sonunda onları yemeye karar verdiğimizde aşırı yeme bozukluğuna yol açabilir. Vücudumuz yiyecekler söz konusu olduğunda çeşitleri sever; yalnızca ‘sağlıklı’ yemeye çalışmak yerine tüm yiyeceklerle dengeli bir ilişki kurmak en iyisidir.

2011 yılında yapılan bir araştırmada obez ve obez olmayan kadınlarda alışkanlıkların uzun vadeli etkileri incelendi. Kadınlardan bazılarına haftada bir, bazılarına ise her gün peynirli makarna (mac and cheese) verildi. Her gün makarna ve peynirle karşılaşan kadınlar, sadece bir kez yiyen kadınlara göre bir hafta boyunca daha az yediler. Buna göre araştırmacılar beslenme düzenimize yemeye can attığınız bir yiyeceği dahil ettiğimizde ona olan ilgimizin azalacağına ve onunla ilgili sorun yaşama olasılığımızın düşeceğine dikkat çektiler.

Canınızın çektiği şeyin “daha sağlıklı” bir versiyonunu yiyerek vücudunuzu kandırmaya çalışmayın.

Diğer yandan, beslenme terapisti ve Alissa Rumsey Nutrition and Wellness’ın kurucusu Alissa Rumsey de canımızın istediği yiyecekleri yememiz konusunda benzer bir görüşe sahip. Rumsey’e göre canımız bir şey çektiğinde onun daha ‘sağlıklı’ bir versiyonunu yiyerek vücudumuzu kandırmak hiçbir işe yaramaz. Karnabaharlı pizza, muzlu dondurma gibi favori abur cuburların, fast foodların daha düşük kalorili, daha az işlenmiş versiyonları her yerde olsa da canımız başka bir şey çekerken bu tür alternatiflere yönelmek vücudumuzun beklentilerini karşılayamamamıza neden olacak ve Rumsey’e göre bu durum daha sonra o boşluğu doldurmak için daha fazla yeme ihtiyacına yol açacak.

Ancak, belirli bir sağlık durumunuz varsa o zaman bu tür alternatiflere yönelmek elbette ki daha iyidir. Örneğin, yüksek kolesterolünüz varsa, dondurma yerine farklı bir alternatif bulmak, sağlığınızı da göz önünde bulundurarak tatlı isteğini gidermenin bir yolu olabilir. Ya da çölyak hastalığınız varsa ama yine de pizzayı seviyorsanız, o yemeğin tadını çıkarmanın muhtemelen en iyi yolu karnabaharlı halinden geçebilir. Ama bu tür sağlık sorunlarınız yoksa bir şeyi gerçekten yemek istediğinizde yemeniz, en iyi seçenektir. Tüm bu güvenceye rağmen, gerçekten istediğinizi yemeye başladığınızda ipin ucunun kaçacağından korkabilirsiniz. Matz’e göre vücudumuzu dinlemeyi öğrenmek tam da bu noktada devreye giriyor. “Canınız bir şey çektiğinde, bunun vücudunuza nasıl hissettireceğini düşünün” diyor. Örneğin, canınız kurabiye çekti ve çok fazla yediniz; ertesi gün kendinizi yorgun ve halsiz hissedebilirsiniz ve bir dahaki sefere canınız kurabiye çektiğinde bu isteğinizi karşılamak ve vücudunuzu tatmin etmek için bir iki tane yedikten sonra durmak daha iyi bir fikir olabilir.

Hem Matz hem de Rumsey’in de önerdiği gibi daha az besleyici ya da yüksek kalorili gıdalar için istek duyduğunuzda bu isteklere cevap vermek, isteklerin daha seyrek hale gelmesine yardımcı olabilir. Vücudunuzu dinlemeyi, ihtiyaçlarına cevap vermeyi ve onu kandırmaya çalışmak yerine en doğru şekilde tatmin etmeyi öğrendiğinizde dengeli ve sağlıklı bir beslenme düzeninize sahip olabilirsiniz.

Tüm bu bahsettiğimiz yeme alışkanlıklarını göz önünde bulundurduğumuzda, daha dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme düzenine kavuşmak için sıkça değindiğimiz ‘mindful eating’ konusunun daha da önem kazandığını söylemek mümkün. Dilerseniz bu konuyu ele aldığımız yazılarımıza da göz atabilirsiniz:

Kaynak: wellandgood

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale