X

Büyük soru: Akşam 6’dan sonra yemek yesek mi, yemesek mi?

Akşam 6’dan sonra yemek yemek kilo aldırır mı veya tam tersi yemezsek kilo verebilir miyiz? Özellikle “intermittent fasting”in son yıllarda popülaritesinin artmasıyla bu soru daha çok gündeme gelir oldu. Eğer senin de kafanı kurcalıyorsa ve cevabı merak ediyorsan okumaya devam et.

İntermittent Fasting kavramını eminim duymuşsundur. Beslenmenin programlandırılması gibi düşünebilirsin. Birden fazla çeşidi var ve bunlardan biri de 16/8 metodu. 16/8 metodu, gün içinde 16 saat boyunca aç kalmayı ve yemek yenen saatleri sadece 8 saate sığdırmayı hedefler. Bu metod genel olarak akşam yemeğinden sonra 16 saat boyunca aç kalarak uygulanır. Bu durumda eğer 18.00’de akşam yemeğini yediysen 16 saat kadar aç kalırsın ve saat 10.00 gibi kahvaltını yapabilirsin. Tabi burada 18.00 sadece bir örnek, kimilerine göre bu 20.00, kimilerine göreyse daha geç olabiliyor.

Peki bilim buna ne diyor? Evet, intermittent fasting’in insülin salınımı ve kilo kaybı üzerine faydalarını gösteren çalışmalar var ama net konuşabilmek için henüz erken. Bunun yanı sıra gece yenilen yemeklerin kilo aldırdığına dair çalışmalar var. Bazı çalışmalar bunun, vücudun sirkadiyen ritminden kaynaklandığını öne sürüyor. Sirkadiyen ritim aslında biyolojik saatimiz, yani vücudumuzun 24 saatlik döngüsü. Sirkadiyen ritme göre hava karardıktan sonra uyku hormonu dediğimiz melatonin salgılanır ve vücut yemek yemek yerine, dinlenmeye odaklanır. Gerçekten de, hayvanlar üzerinde yapılan birkaç çalışma bu teoriyi destekler. Aynı yiyecekleri yemelerine rağmen gece yiyenlerin gündüz yiyenlere oranla daha fazla kilo aldığına dair çalışmalar var. Fakat bu konuda insanlar üzerinde yapılan çalışmalar hala eksik ve çelişkili. İnsan çalışmalarının sonuçları daha çok ne zaman yediğinize değil de, ne yediğinize odaklanıyor. Çalışma sonuçları günlük kalori ihtiyacından daha fazla yemek yemenin, günün hangi saatinde yediğinle ilgili olmadan kilo almana neden olabileceğini söylüyor.

6’dan sonra yemek kilo aldırabilir mi?

Bu sorunun iki cevabı var, biri evet, biri hayır. Eğer akşam yemeğinden sonra gün içinde ihtiyacın olandan daha fazla enerji alacak şekilde besleniyorsan bu sana kilo aldırabilir. Ama bunun için saati suçlamayı bırak, çünkü bunu günün hangi saatinde yaparsan yap, kilo alma tehlikesi yaşayacaksın. Dolayısıyla akşam işten geç çıkıyorsan, bazı günler eşini yemeğe bekliyorsan veya annen yemeği geç hazırladıysa yemek saatiyle ilgili endişe etme. Saate değil, yediklerine odaklan. Çünkü gece yemek yeme ve kilo alımı arasındaki ilişki incelendiğinde sonuçlar genel olarak kişilerin ihtiyacından daha fazla kalori aldığını gösteriyor. Yapılan bir çalışma da gece 11 ile sabah 5 arasında yemek yiyen bireylerin ortalama 500 kalori daha fazla aldığını ortaya koymuş.

Ayrıca gece yemek yiyenlerin sadece kalori anlamında değil, besin ögesi anlamında da daha kötü beslendiğini gösteren çalışmalar var. Gece yemek yiyen bireylerin daha sağlıksız besinleri tercih etme olasılığı yüksek. Bu durumda duygusal yemenin de etkisi olabilir. Günün yorgunluğu ve yorgunluğun besin alımını tetiklemesiyle gerçek açlık ve duygusal açlık birbirine karışıyor olabilir.

İlginizi çekebilir: Dışarıda sağlıklı beslenmenin 10 kurtarıcı yolu

Betül Karakuş: 2014 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden şeref öğrencisi olarak mezun oldu. Üniversite eğitimi süresince, Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi onkoloji, nutrisyon destek, poliklinik ve dahiliye bölümlerinde ve Özel Ankara Güven Hastanesi’nde yetişkin beslenmesi üzerine; Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi’nde çocuk beslenmesi üzerine; T.C. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri mutfağında kurum beslenmesi üzerine stajlarını başarıyla tamamladı. Diyabet diyetisyenliği, kardiyoloji diyetisyenliği, sporcu diyetisyenliği kursları başta olmak üzere bir çok eğitim ve kurs programına katıldı. Nisan 2014 tarihinden itibaren Mezura Kliniği’nde diyetisyen olarak çalışmaya başlayan Betül Karakuş; Mezura’nın wellness çalışmalarının yönetimi ve koordinasyonundan sorumludur. Ayrıca Mezura Kliniği’nde hasta tedavi ve eğitimi konularında, bilimsel yayın takip ve uygulama geliştirme konularında Uzm. Dyt Dilara Koçak’a yardımcı oluyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale