X

Bırakmak ya da bırakamamak: İşte bütün mesele bu!

“Bırakmayı öğren. Mutluluğun anahtarı budur.” Buda

Bırakmak… Evet bugün bırakmak hakkında dertleşeceğiz. Bırakmak ve aynı bırakamamak… İki keskin bıçak ucu… Öncelikle bırakamadıklarımıza bakalım… “Oluruna” bırakamayız örneğin. Sonra “zamana” bırakamayız… “Seviyoruz” diye bırakamayız… “Gidecek” ve dönmeyecek korkusuyla bırakamayız…

Biraz daha yüzeysel bakalım bazen pişirdiğimiz yemeğin kendini çekmesi için birim birim güzelleşmesi için bile ateşe bırakamayız değil mi? Verdiğimiz son düzey ısı ile hemen oluversin isteriz… Evet, bırakamayız… Bizler yaşadığımız bu milenyum çağında bir şeyi diğer bir şeye bırakamayız… Mevsimleri mevsim olmaya bırakamadığımız gibi bizi sevenlerin “istedikleri gibi” bizi sevmelerine bırakamayız; bana onu almadın mı, bana şöyle bakmadın mı, bana bunu yapmadın mı, beni buraya götürmeyi aklına getirmedin mi… Bunlar gibi binlerce cümlemiz vardır ve (ne yazık ki) evet bırakamayız… Çocuğumuzun parkta özgürce koşup çocuk olduğunu anlamak hissini yaşamasını bile bırakamayız. Örneğin, düşüverecektir, bir şey olacaktır, yara bere içinde kalacaktır… Bırakamayışımızın mutlaka“mantıklı” bir açıklaması da vardır…

Peki hiç mi yok “bırakabildiklerimiz” diye sormuş olabilirsiniz… Evet (belki biraz) az da olsa bıraktığımız anlar mevcuttur… Her şeyin mükemmel olduğunu düşündüğümüz anlarda bırakabiliriz belki… Hayatın hiçbir şekilde bizi devirmeyeceğine inandığımız bir nokta veya günde biraz olsun o sıkı sıkı tuttuğumuz ipleri genişletebiliriz… Belki de başkasından yardım almayı (nasıl olduysa) kabul ettiğimiz bir anda azıcık olsun bırakmış olabiliriz!

Ben bugün sizlerle birlikte bizler neden bırakamayız sorusuna yanıt bulalım istiyorum. Tabii ki analize öncelikle kendimizden başlayacağız ve sonra belki hiç farkında olmadığımız bir kişi ile o içimizdeki sıkı sıkı tutunan hiçbir şeyi diğer hiçbir şeye “bırakamayan” ve böyle bırakamadıkça cezalanan o ufacık kalmış kalbimizle karşılaşacağız…

Birçoğumuz özellikle ilişkilerimizde yaşarız “bırakamamak” tecrübesini. Nedir bırakamadıklarımız? Çok ama çok üzülsek de sevdiğimiz bir insanın hayatımızdan çıkmasına, kendi olmasına, belki başka bir insanla yoluna devam etmesine razı “olamayız” değil mi?

Bırakamayız, yıllar boyu üzülmeyi, beni yine üzecek mi diye beklemeyi yeğleriz… Bırakamayız, çünkü zordur tek başımıza ve kendi yolumuzu korkusuzca yürüyebilmek… Yürek ister avuçlarımızı açıp da eğer zaten yolda var ise “tekrar” bir şekilde bir yerde buluşacağız diyebilmek değil mi? Bırakamayız, çünkü içimizdeki o ego savaşları “bak nasıl da unutuverdi seni” diye daha ilk dakikasından fısılmadaya içimizi için için kanatmaya başlamıştır bile… Bırakamayız çünkü bu bizim kaderimizdir, aklımıza kalbimize beynimize yazılı olandır (ki unutuveririz bin bir olasılık ile dünyaya geldiğimizi, tüm güçlerin ayağımızın altına serili olduğunu) nasıl olsa kocaman bir kafesimiz vardır…

Bırakamayız… Konu ilişkilerimiz olduğunda, sevmek demek bizim için cefa çekmek demektir. Bırakamayız çünkü her anımız bu cefanın etrafında şekillenmelidir. Bırakamayız çünkü biz zaten mutlu olmaya, mutlu edilmeye, çok sevilmeye, değer görmeye layık değilizdir… Zamana, hayata, akışa bırakamayız… Tutmak zorundayızdır, her şeyin kontrolü mutlaka bizde olmalıdır… Hayır olanın, güzel olanın, “olan ve olmayanda” olduğunu çoktan unutmuşuzdur… Bırakamayız, en çok da kurmakta olduğumuz hayallerimiz bir şekilde tersine döndüğünde hayat bizi kendi bildiği gibi farklı kıyılara savuruverdiğinde kabul etmeyiz de isyan ederiz değil mi? Önemli olan her daim bırakmamaktır çünkü…

Sadece ilişkilerimizde değil hayatımızın her anında yaşıyoruz bırakamamak sorununu… Birçoğumuz “olmayanlardan” bahsediyoruz günlük konuşmalarımızda… Ya bırakabilseydik; o zaman ne güzel olurdu geçirdiğimiz yıllar, biten ilişkilerimiz, yeni başlayan günlerimiz, bizi bulmak üzere yola çıkmış ve çıkmakta olan onlarca kadersel hediyemiz… Ortada ne “suçlu” kalırdı ne de güçlü değil mi? O zaman ne ben yaptım sen yapmadın olurdu, ne de ben “onun yüzünden” böyle oldum, bu kararı verdim, bu kadar üzüldüm gibi cümleler kalırdı geriye… Sadece olana bırakmak gerçek olurdu, akışa, zamana, sevgiye, yargılamamaya, gerçeğe, yaşama, evrene, hayır olana ve evet “sihirli ellere” bırakmak olurdu… Görülmeyen, bilinmeyen fakat gücünü her daim üzerimizde hissettiğimiz o efsunlu ellere…

Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız gelin bir değişiklik yapalım sadece bir gün için “karışmayalım”… Hayatın akışına, hep eleştirdiğimiz eşimizin ne yaptığına, hep dur çocuğum diye uyardığımız sevgili kızımızın yaramazlıklarına, sen ne yaptın diye çıkıştığımız güzel annemizin yemeğini dökmesine “karışmayalım”… Sadece bir an için, bir soluk için, bir zaman için sevgiyle ve olana minnetle “bırakabilelim”…

 

İlginizi çekebilir: Şükür ve teşekkür: Daha çok şükür daha çok teşekkür!

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale