X

Bırakmak ne demektir: Cevap yapraklarını döken bir ağaçta gizli

Herkes “bırak, bıraktığında hafiflersin” gibi büyük büyük cümleler ediyor da ne demek bu bırakmak? Nasıl oluyor arkadaş bu? Böyle kolay telaffuz edildiği kadar kolay mı bu iş?

Mesela çok istediğim bir işi istemeyi bırakmak? Geçmiş bir ilişkiden kurtulmak istemek? Öyle ha deyince oluyor mu? Ben kendi hayatımdan yola çıkarak söyleyeyim ki asla olmuyor. Hatta bırak dendikçe ben şahsen daha da çok tutunan bir karakterdim.

Düşündüğümde neden bırakamıyordum geçmişte diye, şunlar çıktı ortaya:

  • Bırakayım da neye tutunacağım?
  • Benim bildiğim tek yol buraya tutunmak; başka ne yapılır, nasıl yapılır bilmiyorum.
  • Kendimi tanımamak, kendi gücümü keşfetmemiş olmak.
  • Boşluğun anlamını bilmemek.
  • İnsanın kendisini hep kendisinden başka, dışarıdan bir kişi ya da durumla var etmesi.
  • Kontrolü kendimden başka bir şeye vermek.
  • Belirsizlik.
  • Güvensizlik.

Ve eminim şu an daha fazla aklıma gelmeyen ve sayamadığım birçok neden…

Bütün bu konuları çalıştığım için yüzde yüz ermiş olmasam da kendime göre kesinlikle çok daha iyi bir noktada olduğumu söyleyebilirim. “Olmuyor, olmaz, bırakamam” diye düşünmeyin yani. Benim gibi inatçı ve zamanında kendini hiç bilmez bir insan çok daha yumuşak, şefkatli ve rahat noktalara gelebiliyorsa bu konuda; inanın herkes yapabilir!

Nasıl yaptım? Düzenli yoga ve meditasyon pratiklerimle açılan farkındalıklar, öğrendiğim bilgileri sadece bilgi olarak tutmak yerine hayatıma adapte etme çalışmalarım, değişime/dönüşüme açık olmam.

Hepimizin yolu çok başka ama, eğer soracak olursanız şahsen bende bunlar işe yarıyor şu an. (“Şu an” diyerek hayatımda şu an büyük yer kaplayan bu yollara da tutunmadığımı belirtmek isterim. Hayat bu, belli mi olur; bugün iyi gelen, yarın başka bir şeye dönüşür belki. Açık olmak lazım. Kendimizi sadece bir noktadan tanımladığımız zaman sarsılıyoruz bence.)

Geçenlerde bırakmakla ilgili duyduğum en iyi benzetmeyi duydum bir çalışma esnasında Rida’dan: “Sonbaharda ağaçların yapraklarını dökmesi; bırakma halidir. Ağaçlar yapraklarını dökerken dallarını hemen dökülsün diye çılgınlar gibi sallamaz, kurtulmaya çalışmazlar. Onlar sadece durur ve yapraklar tam da gitmeleri gereken zamanda dökülürler. Ne önce ne de sonrasında. Ağaç sadece bırakır. İşte bu, bırakma halidir.”

Ben bu örnekle bırakma halini çok iyi anladım sonunda! Gerçekten ağaçlar çılgınca dallarını sallamıyorlardı yaprakları düşsün diye. Hiçbir aceleleri yoktu. Evrene, doğaya güveniyorlardı. Teslimdiler doğaya oldukları hallerinde.

Peki biz? Bir ilişki biterken mesela… O acıdan nasıl da kaçmak için dört dönüyoruz? Saklanıveriyoruz, görmezden geliyoruz ve daha bir sürü şey. Mutluluk gibi acıyı da kabul ettiğimiz ve içinden geçtiğimiz noktada en baştan beri istediğimiz hafifliğe yol almaya başlamış olmuyor muyuz aslında? Bir türlü acıya razı olmadığımızda can çekişmeleri daha da can yakmaya başlıyor; “Kurtulmak istiyorum! Dayanamayacağım!” cümleleri hayatımızın orta yerine oturuveriyor.

Kurtulmak istiyorum derken aslında durumu bırakmak istiyor oluyoruz. Peki biz bu anlamda dillendirirken bilinçaltımız bu cümleyi nasıl anlıyor dersiniz? Bilinçaltı bir şeyden kurtulmak istediğimizi duyunca durumu “ben savaştayım” mesajı olarak anlıyor. Peki savaşta neler olur? Stres, korku, gerginlik, öfke, çaresizlik, acı, yaşamaya devam etmek için tüm gücünü kullanmak, yorgunluk vb.

“Kurtulmak istiyorum, bırakmak istiyorum” derken aslında çok daha kuvvetlilerini kendimize çekmiş oluyoruz maalesef. Bu sebeptendir ki kullandığımız kelimelerin muazzam önemi var hayatımızda. Dikkat edelim. Kendimiz için.

Demem odur ki, bırakmak bir çoğumuz için çok kolay bir yol olmasa da seçtiğimizde yine birçoğumuz için hafiflik ve bol özgürlük içeren bir yol haline geliyor. Bırakmak, zorla, kasarak, inatla, hırsla yapabileceğimiz bir eylem değildir. Bırakmak zaten eylem değil, haldir. Hatırlayın aynı ağaçlar gibi. Ağaçların sonbahardaki yapraklarını dökerkenki halleri gibi. Kurtulmaya çalışmadan. Durarak, sabrederek ve olanı olduğu gibi kabul ederek. Olmuyorsa da bırakın olmasın. Demek ki kaldığınız durumun içerisinde öğrenmeniz gereken şeyler bitmemiş. İstek gerçekten kalpten geldiği zaman, dönüşmeyecek, gerçekleşmeyecek hiçbir şey kalmıyor.

Bu konuda daha yiyeceğim fırın fırın ekmek var ama küçücük bir adım bile bırakma/teslimiyet konusunda, kocaman kapılar açıyor insanın hayatında. Yani, oh be! Yaşasın bırakma hali!

Çok sevgiyle…

İlginizi çekebilir: Olduğu gibi sevmek: Kendinizi evrene bırakabiliyor musunuz?

Gamze Baytan: Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar vermek adına verdiğim arada; kendimi bir anda bol kitap, bol sorgulama, bol seans ve bol yazının içerisinde buldum. Yol yolu açtı ve ben artık izlemek yerine hayata katılmayı seçtim. Eylül '15'te Ezgi Sorman'dan aldığım Meditasyon Eğitimi Eğitmenliği'nden mezun oldum. Şu an toplam 2 günden oluşan ve içerisinde “stres nedir, bedene etkileri nedir, sağlıklı seçimler yapmamız nasıl mümkündür, meditasyon nedir, ne işimize yarar, faydaları nedir, biz aslında kimiz” gibi soruların cevabını konuşup; her birimizin modu her an değişkenlik gösterdiği için tek bir tekniğe kendimizi sıkıştırmak yerine, esnek olabilmek adına 3 ayrı varyasyonun deneyimendiği eğitimler ve grup meditasyonları yapmaktayım. Yollar bitmez tabi hayat boyu; görebildiğimiz sürece. Ayık ve uyanık olarak yakalayabildiğimiz takdirde hayatı. Ve Cihangir Yoga'da Berivan Aslan Sungur'un Yin Yoga Eğitmenliği eğitimiyle kesişti yolum. Temmuz '17’de de meditasyon hocalığımın yanı sıra yin yoga hocalığına tam anlamıyla adım atmış oluyorum. Ben ruh-zihin-beden ile bütünüyle çalışmaktan çok keyif alıyorum. Yeni şeyler keşfediyorum. Hayatta hem daha güçlü hem daha esnek durabiliyorum artık. Her şey artık hem daha derin hem daha hafif. Ve bütün bu deneyimleri daha rahat anlamamı, içselleştirmemi, görmemi sağlayan en büyük araç da kelimelerim. Yazıyorum çünkü yazı benim bu hayatta ruhumla özgürce dansedebildiğim en özgür alan. Yazıyorum çünkü yaşadığımız, başımıza gelen herhangi bir şeyde yalnız olmadığımızı, çaresiz olmadığımızı bilelim, kuvvetimizi yine birbirimizden alalım, birbirimize yayalım ve şifa olalım diye.. Tüm insanlığa yayılmak niyetiyle. Mail adresim: gamzebaytan@gmail.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale